Osmanlı Arşivleri

Katılım
29 Şub 2008
“Bir toplumun geçmişi onun belleğidir; belleği ise o toplumun kimliği. Belleğini kaybeden bir toplum, kimliğini de kaybeder. Toplumlar, Sartre'ın bir sözünü, bağlamını değiştirerek aktarırsam, 'geçmişi olmayan gemi enkazı' değildirler...

Doğrudur: Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür ('İnsan belleği, unutma özürlüdür'). Ama geçmişten bugüne, yine eskilerin deyişiyle mazi'den hal'e, o toplumun kimliğini inşa eden ne varsa, onların unutulmaması (ya da, unutturulmaması!) gerekir. Kimliği işte bu süreklilik ve devamlılık, ya da 'imtidad' inşa eder.

Peki bir toplumun 'imtidad'ını sağlayan belleği nelerden oluşur? Genel olarak bizim kısa ve kestirme yoldan, 'kültür mirası' adını verdiklerimiz! Bunların başında da hiç şüphe yok, müzelerimiz ve arşivlerimiz gelir. Epeydir, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerinin ne durumda olduğunu öğrenmek istiyordum;- Türkiye'nin büyük tarihçilerinin başında gelen Prof.Dr. Halil İnalcık hocamızın, rahmetli cumhurbaşkanı Turgut Özal'a söylediği sözü hatırlayarak... Şöyle demişti İnalcık Hoca, Özal'a: 'Bana Osmanlı arşivini verin, size bir Kültür İmparatorluğu kurayım...' (Osmanlı'yı 'cehalet'le suçlayanların kulakları çınlasın!..)

Kalktım ve değerli dostum Doç. Dr. Mustafa Budak'ın davetine icabet ederek, Sultanahmet'teki TC Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi'ni ziyarete gittim. Doç. Budak, Osmanlı Arşivleri genel müdür yardımcısıdır. Onunla uzun bir söyleşi yaptık.

Belki şaşıracaksınız: Osmanlı Arşivleri'nde 150 milyon belge, 366 bin defter bulunuyor. (Ben, daha fazla tahmin etmiştim!) Bu belge ve defterlerden yaklaşık yüzde 40-45'i tasnif edilmiş durumda. Ve elbette asıl önemlisi, 'Arşiv Otomasyon Projesi' başlığı altında yürürlüğe konulan bir programla, tasnif edilen belge ve defterlerin dijital ortama ve mikro filmlere aktarılmış olması! Doç. Budak, halihazırda 5 milyon görüntünün, araştırmacıların incelemesine açık olduğunu söylüyor. Tasnif işlemleri Nezaretler bağlamında yürütülüyor. Tanzimat'la birlikte Osmanlı yürütme erkinin, Nezaretler (Bakanlıklar) olarak örgütlendiği biliniyor. Tasnife, Maliye Nezareti belgeleri ile başlanmış. Çok doğru bir yaklaşım! 'Osmanlı', 'vergi' demek, dolayısıyla Maliye demektir! Maliye Nezareti'nden sonra Hariciye Nezareti belgeleri üzerinde de, Sefaretler bazında çalışılıyor. Londra Büyükelçiliğimizden Osmanlı belgeleri getirtilmiş. Sırada öteki Sefaretler var. Londra Sefareti deyince, Doç. Budak'a Müsürüs Paşa'nın Londra Sefirikebiri olduğu yıllarda Abdülhak Hamid'in Londra'ya müsteşar atandığını hatırlayarak, tasnif edilen belgeler arasında Hamid'e ilişkin olanlarının bulunup bulunmadığını sordum. Hamid'in Londra Sefaretindeki maceralarını Esat Cemal Paker 'Kırk Yıllık Hariciye Hatıralarım' adlı kitabında tatlı tatlı anlatır. Bu tasnifler sırasında Hamid'e ait belgeler çıkar da Londra'dakilere, Lahey ve Brüksel'deki görevlerine ilişkin belgeler de eklenirse, bir 'Diplomat olarak Hamid' üzerine ilginç çalışmalara yol açabilir, diye düşünüyorum.

Doç. Budak, haklı olarak, Osmanlı Hariciyesi belgelerinin, özellikle güncel dış politikamız açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Budak, Arşiv'in bu alandaki çalışmalarını 'Kültür diplomasisi' olarak nitelendiriyor.

Osmanlı arşivinde çalışan araştırmacılara gelince, 2007 yılında Osmanlı Arşivi belge ve defterleri üzerinde 1.113 Türk, 240 yabancı araştırmacı çalışmış. Doç. Budak, yabancıların ağırlıklı olarak ABD'li ve Japon olduklarını belirtti. Yabancı araştırmacılarla bizimkiler arasında temelli ve metodolojik farklar olduğunu, daha önce sevgili dostum Prof. Dr. İlber Ortaylı'dan dinlemiştim. Türk araştırmacılar, sözgelimi bir defteri okuyup kısa ve deskriptif bir sunuş yazısıyla yayımlamayı yeterli buluyorlar. İlber, buna 'Defteroloji' ve araştırmacılığı böyle anlayıp uygulayanlara da 'Defterolog' diyerek dalgasını geçer. Oysa, yabancı araştırmacıların, Osmanlı belge ve defterlerini, belirli bir teorik yaklaşımla ve belirli bir meseleyi irdelemek üzere okudukları anlaşılıyor. Bu deskriptif bilim anlayışından, 'Defteroloji'den ne zaman ve elbette nasıl kurtulunacak? Osmanlı Arşivleri'nin çok önemli idari, teknik ve yasal meseleleri var.”

Hilmi Yavuz