Peyâmi Safa - Biz İnsanlar

fazıl hilmi

"Bana öyle geliyor ki" diyebilmeyi istiyorum.
Roman, Orhan ile Vedia'nın hastahanedeki vaziyetlerini tasvir etme ile başlıyor. Orhan'ın hakkıyla yerine getirmeye çalıştığı muallimlik vazifesinin yanında mânevî dünyasını ve bunun da yanında milletimizin kültüründen kopuşunu kendine has üslûbuyla pâk bir ayna misalî teressüm eden Peyâmi Safa diğer romanlarında olduğu gibi fikrini romanın içine homojen karıştırmıştır.

Okudukça fark ve derk edeceğiniz üzere, romanın sonuna kadar, başlangıçtaki hastahane mekânı ile ilgili en ufak bir tasvir yok. Tahmin yürütmekle yetiniyorsunuz. "Bitti" yazısını görmeden 20 sayfa kadar önce anlamaya başlıyorsunuz: "Hastahane; hem yazarı, hem romanı yansıtıyormuş."

Kanaatimce bu roman, Peyâmi Safa'nın saf milliyetçilik duygularıyla yazmaya başlayıp, kendi üslûbuyla devam ettirmek zorunda kaldığı, fakat vermek istediği fikirden uzaklaşamayıp arada sırada baştaki hâdiselere dokunduğu, gidip gelmelerin arasında yazılmış bir eser.

Müessir'in derinden derine akla aşılamak istediği fikir, bu eserde de muvafakkiyetini elde ediyor. Tahminimce bu fikir şu: "Çocuk eğitmede ehemmiyet arz eden husus, aile içi diyalog ve muhabbetlerdir."

Freud'u psikanalizin kurucusu sayan zihniyetin haklı olduğu tek nokta; Freud'un psikanaliz kelimesini tanımlamasıdır. Kurucu kelimesini dolduracak kişi ise Peyâmi Safa'dır. Psikolojiyi eserlerinde veren muharririn terapi yöntemi ise son derece basittir: "Bunu yaparsan bu olur, şunu yaparsan şu, seç."

Bu romanında olduğu gibi resmettiği karakterler tamamen kendi tahlili, takdiri, tasnifi ve tasviridir.

NOT: Dikkatle inceleyecek olursak romanlarındaki bütün karakterler yakın çevresindeki muharrir, ressam ve esnaftan oluşur.
Vesselâm.

fazıl hilmi
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt