Pozitivizm

Katılım
26 Nis 2007
Evet efendim, bugün, yarın, olmadı sonraki gün derken yeni kavramımızı açıklamak üzere münasip bir gün yakalayamamış olan ben, bu işin ardı arkası kesilmeyecek deyu yarına yetiştirmem gereken okumalarımı bir kenara bırakıp yeni kavramımızı açıklamaya teşebbüs etmiş bulunmaktayım. Kendisinden şimdiye kadar pek hayır gelmemiş olan "pozitivizm"in, burada yer alacak açıklamalarının vatana millete hayır sağlamasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum. :)

Pozitivizm; sosyolojinin kurucusu kabul edilen Aguste Compte'un kurduğu, gerçekliğin yalnızca olgulara dayalı bir biçimde anlaşılabileceğini savunan bir felsefi akım. Bildiğim kadarıyla terimi ilk kullanan hocası Saint Simon fakat sistematikleştirip savunan Compte olduğu için genellikle onun düşünceleri üzerinden açıklanır.

Pozitivizme göre tek doğru bilgi bilimsel bilgidir. (felsefenin sonraki yıllarında bilimin ve bilimsel bilginin ne olduğuna dair uzun uzun tartışmalar yapılmıştır ancak pozitivist düşüncenin bilimden anladığı deneye ve gözleme dayanan (ampirik) bilgidir.) Bu nedenle dinlerin sunduğu metafizik bilgiler anlamsızdır. Compte varlığını değil ama geçerliliğini reddettiği dinlerin yerine kendi insanlık dinini kurmuştur; pozitivzm.

Pozitivzmin en önemli özelliklerinden biri ilerlemeci tarih (linear tarih) anlayışıdır. Bu anlayış çerçevesinde "Üç hal kanunu" adı verilen üç ayrı merhaleden söz edilir.

1.Teolojik evre: Gerçekliğin dinlere dayalı olarak açıklandığı evre.
2.Metafizik evre: Teolojik evrenin ardından gelen, gerçekliğin soyut ve metafizik kavramlarla açıklandığı evre.
3.Pozitif evre: Teolojik ve metafizik evrelerden sonra artık insanların gelişimini tamamladığı ve sadece gözlemlenebilir olana güvenerek açıklamalarını yaptıkları -dolayısıyla en doğru yöntemle- insanlık tarihinin en yüksek evresi. (Güya :))

Merkeze aklın ve deney-gözlemin alındığı bu insanlık dinini biraz da (biraz yetmez ama şimdilik ;)) eleştirelim:

Ya hu madem insanlık tarihi sürekli bir ilerleme içerisinde, pozitivzmden sonraki durak ne? Kim demiş nihai mutluluk ;)

Şimdilik bu kadar, mantıksal pozitivistlere daha sonra değineceğim inşallah.
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
Ynt: Pozitivzm

ferahsan' Alıntı:
Evet efendim, bugün, yarın, olmadı sonraki gün derken yeni kavramımızı açıklamak üzere münasip bir gün yakalayamamış olan ben, bu işin ardı arkası kesilmeyecek deyu yarına yetiştirmem gereken okumalarımı bir kenara bırakıp yeni kavramımızı açıklamaya teşebbüs etmiş bulunmaktayım. Kendisinden şimdiye kadar pek hayır gelmemiş olan "pozitivizm"in, burada yer alacak açıklamalarının vatana millete hayır sağlamasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum. :)
teşekkürü bir borç biliriz ayrılan vakit için :)
dün gece şu saatlere yakın anahatlarıyla verilmesini rica ettiydim, her dileğim olcaksa ben bi de kawasaki ninja istiyorum :D

söz konusu tarihi evreleme işlemi neye dayandırılarak yapılabiliyo, ilerlemeci bi tarih anlayışları varsa kendilerini nası durak ilan edebiliyorlar efem, kendilerini yanlışlamadılar mı aceba?
tarihin neye göre anlamlandırıldığını merak etmiş bulunuyorum, tarih madem ki her aşamada daha da ilerliyor ve üstün. sen neden bu üstünlüğü kendinle sona erdiriyosun ki ilerlesin daha da üstünlessin.demez mi biri.
hm bi soru:
madem ilerleyen tarih üstündür? neden hala piramitlerin inşa ediliş sırrı açığa çıkamaz?? bu eskilerden bi ileri medeniyet örneğiken günümüzde de sibirya kırsalları ve afrika içlerinde "medeniyet"le tanısmamıs kabileler yok mudur. hati bunu da ilerlemişliğe koyalım,koyabilirsek. bi de neye göre ilerleme eskiden daha temizdik sanki, alışverişmerkezelerinde yürüyen küçük pastel boyalar görmem, yaşı gelişmiş duyarlılığı gelişmemeiş kabilinden saygı duymaz bünyelerle yaşamam insanlığın gelişimini tamamladığı saçmalığının neresine sığdırılabilir. enteresan cidden. insanın yaşının ilerlemişliği onun mükemmele eriştiğini nası bize vermesse bunu ilerleyen zamanın mükemmele gitmediği şeklinde düşünebilirim.

sorcaklarımız vardır, bahsi geçtikçe sorulacaktır önümde bir yıllık öğrenme aşaması var :) -öğrenme bitmez de, benim bir yıl içinde bişeler öğrenebilmem lazım :)-
değineceğiniz diğer konuları da bekliyoruz :)
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Pozitivzm

NuN' Alıntı:
söz konusu tarihi evreleme işlemi neye dayandırılarak yapılabiliyo, ilerlemeci bi tarih anlayışları varsa kendilerini nası durak ilan edebiliyorlar efem, kendilerini yanlışlamadılar mı aceba?
tarihin neye göre anlamlandırıldığını merak etmiş bulunuyorum, tarih madem ki her aşamada daha da ilerliyor ve üstün. sen neden bu üstünlüğü kendinle sona erdiriyosun ki ilerlesin daha da üstünlessin.demez mi biri.

Der tabi, nitekim dedik de :) Ama şöyle düşünmek lazım; her felsefi düşüncenin kendi çapında doğru kabul ettiği bir temeli vardır. Compte aklı doğruluğun yegane sebebi -ve sonucu- olarak gördüğü için nihai noktayı aklın olduğu yerde arıyor. Orta Çağ'ın dini ve metafizik yapısından kurtulan (iddia)Aydınlanma sonrası pozitivist Batı'yı da bu nihai noktayı yakalamış kabul ediyor. Anlayacağınız çıkar karışmış işin içine, ötesi var dese adamın sistemi boşa gider :)

NuN' Alıntı:
eskilerden bi ileri medeniyet örneğiken günümüzde de sibirya kırsalları ve afrika içlerinde "medeniyet"le tanısmamıs kabileler yok mudur. hati bunu da ilerlemişliğe koyalım,koyabilirsek.
Mesele zamanın geçmesi şeklinde bir ilerleme değildir. Mesele dini olandan uzaklaşmanın getireceği ilerlemedir. Modernist ve pozitivist tavır sonraki zamanlarda sekülerleşme teorilerinin (dinin zaman geldiğinde yok olacağı iddiası, geniş mevzudur belki ayrıca incelemek lazım) ortaya atılmasına neden olmuştur. İzmler birer inançtır; Compte pozitivizmin gerçekleşeceğine inanmıştı. Kabile örneği şunu doğrular; Batı akla, deneye ve gözleme dayanan düşünceleriyle kendisini üstün medeniyet kabul etmiş, ettirmeye çalışmış ve ancak kendisi gibi olanın doğruya ulaşacağına inanmıştır. Zaten Compte yukarıda saydığımız evrelerden bütün toplumların geçmesi gerektiğini iddia eder, geçtiğini değil. 20. yy boyunca küreselleşmenin Batılılaşma ile eş anlamlı kullanılması da pozitivist düşüncenin bir ürünüdür. (21. yyın entellektüel dünyasında bu durumun değişmeye başladığını da söylemeden geçmeyelim.)

Vakit bulamadım, geç oldu; affen..
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Pozitivizm

ferahsan' Alıntı:
Zaten Compte yukarıda saydığımız evrelerden bütün toplumların geçmesi gerektiğini iddia eder, geçtiğini değil.
Bu cümleyi comt a söyleseydin seni anlından öperdi gerçi zenci toplumlarla olan ilişkisi mesafelidir onun ama yinede çok beğeneceği kesin.

bayıldım bu tespite
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Pozitivizm

Aman o pis ağzını sürmesin benim nurlu anlıma 8)
 

eylül

 
Katılım
20 Eyl 2008
Ynt: Pozitivizm

NuN' Alıntı:
neden hala piramitlerin inşa ediliş sırrı açığa çıkamaz??
Bu sorunun cevabını ben de çok merak ediyorum. Bu konu hakkında arkeologların araştırmaları devam ediyor ama henüz bir bilgi yok.
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
Ynt: Pozitivizm

ferahsan' Alıntı:
Anlayacağınız çıkar karışmış işin içine, ötesi var dese adamın sistemi boşa gider :)
sistemin niteliğine dair bir fikrim oluştu :)

ferahsan' Alıntı:
Mesele zamanın geçmesi şeklinde bir ilerleme değildir. Mesele dini olandan uzaklaşmanın getireceği ilerlemedir. Modernist ve pozitivist tavır sonraki zamanlarda sekülerleşme teorilerinin (dinin zaman geldiğinde yok olacağı iddiası, geniş mevzudur belki ayrıca incelemek lazım) ortaya atılmasına neden olmuştur. İzmler birer inançtır; Compte pozitivizmin gerçekleşeceğine inanmıştı. Kabile örneği şunu doğrular; Batı akla, deneye ve gözleme dayanan düşünceleriyle kendisini üstün medeniyet kabul etmiş, ettirmeye çalışmış ve ancak kendisi gibi olanın doğruya ulaşacağına inanmıştır. Zaten Compte yukarıda saydığımız evrelerden bütün toplumların geçmesi gerektiğini iddia eder, geçtiğini değil. 20. yy boyunca küreselleşmenin Batılılaşma ile eş anlamlı kullanılması da pozitivist düşüncenin bir ürünüdür. (21. yyın entellektüel dünyasında bu durumun değişmeye başladığını da söylemeden geçmeyelim.)

Vakit bulamadım, geç oldu; affen..
dinî olandan uzaklaştıkça ilerlenecek oluşu fikri modernizmde de mevcut dendi. güzel bir konu çıkar aslında buradan, bağlantılı olacaktır; bir koca dönem modernizm gördük yeni edebiyatta; fakat sevgili yusuf atılganın fazla modern bulduğum anayurt oteli kitabını bir duvara çarpmam ile kapısını kapatmıştım kendisinin.. çok bağlantılı bilimler aslında, edebiyat derslerinin yanısıra dilbilim dersinde de daha çok anlıyorum bunu.
eğer vakit kalsaydı vize evveli yapısal dilbilim anlatacaktım orada sorularım olabilir. incelediğimde sorabilirim tekrar.

onların "mesele"sini anladım eyvallah
kabile örneğinin doğruladığını biz de doğruladık an itibariyle.

sağolun hocam tekrar, insan vakitle yarışıyo estağfurullah..
 

eylül

 
Katılım
20 Eyl 2008
Ynt: Pozitivizm

Mahşer' Alıntı:
neyin 3.sü?
üniverste mi?
Evet. Doğru anlamışsınız Mahşer. :) Bu hırsız (bilgisayar) vaktimi fena çalıyor. Sabahları erken bir saatte uyanmam gerektiği için sitede fazla kalamamıştım, vakit epeyce ilerlemişti çünkü. İletinizi ben siteden çıktıktan sonra göndermişsiniz o gün göremedim. Daha sonra da divana giriş yapma imkânım olmadı. Kusura bakmayın cevap geç oldu.
Arkadaşlar konunun dışına çıktık affola...
 
Katılım
26 Nis 2007
Mantıksal Pozitivizm

ferahsan' Alıntı:
Şimdilik bu kadar, mantıksal pozitivistlere daha sonra değineceğim inşallah.
Kendilerini Viyana çevresi olarak adlandıran bir grubun görüşlerini ifade etmek üzere kullandığı bir kavramdır mantıksal pozitivizm. Çevreye bağlı düşünürlerin asıl amacı felsefenin muğlak yönlerine karşı çıkarak bilimi netliğe kavuşturmaktı. Bunun anlamı ise metafizik olandan sıyrılıp bilimi olgulara hapsetmekti. Dolayısıyla ampirik (tekrarlayalım: deneye ve gözleme dayanan bilgi) bilime önem verilecek ve bilim ile bilim dışı kesin çizgilerle birbirinden ayrılacaktı. Bu aynı zamanda bilimsel olmayan bilginin anlamsız olduğu manasını da içinde barındırmaktadır. (Bir diğer konuda I. Dönem Wittgeinstein -Tractatus'taki düşünceleri- felsefesiyle ilgili yapılmaya çalışılan tartışmalar hep bu anlam problemiyle ilgiliydi ;), Wittgeinstein'ın Tractatus içerisindeki düşüncelerine göre de olgular dünyasında karşılığı bulunmayan anlamsızdır.) Olgu dünyasına hapsedilen bilgi de ancak mantıksal çıkarımlar yoluyla elde edilebilir; işte mantıksal pozitivizmi ifade eden süreç ;)

Bu süreç dahilinde mantıksal pozitivistler için hayati önem taşıyan bir ilke vardır: doğrulanabilirlik. Doğrulanabilirlik; varsayımlardan genelleştirilen ilkelerin sınanmasıdır ve önermenin olgularla desteklenmesiyle gerçekleşebilir. Dolayısıyla metafizik olanın ve ya etik içeren cümlelerin tamamı anlamsızdır. Örneğin "bu kitabı çalmakla yanlış davrandınız" demek "bu kitabı çaldınız" demekten başka bir şey değildir. Bu cümleye bilgi açısından bir şey eklemez, yalnızca onaylamadığımı bildirmiş olurum gibi bişeyler işte :)

Bilgi ekleyip eklememe meselesine gelmişken totoloji kavramını da açıklayalım: Totoloji yüklemi öznesinden başka bir bilgi içermeyen cümle demektir. "Bütün evlenmemişler bekardır" gibi. Yahut "Ahmet insandır" cümlesi ile "Ahmet zencidir" cümlesini kıyaslayalım: Ahmet insandır dediğimde insandır kelimesi bana Ahmet'e dair yeni bir şey bildirmez, dolayısıyla bir totolojidir ve deneysel olarak doğrulanması söz konusu değildir. Oysa Ahmet'in zenci olup olmadığının gözlenmesi mümkündür. Özetle mantıksal pozitivistler bir cümle anlamı kendinden menkul bir totoloji değilse ve olgusal olarak doğrulanabilir bir içerikte değilse onu anlamsız kabul ederler.

Konu uzar gider de, şimdilik daha fazla kafa karıştırmayalım derim ben. ;)
 
Katılım
26 Nis 2007
Karl Popper ve Yanlışlamacılık

ferahsan' Alıntı:
Bu süreç dahilinde mantıksal pozitivistler için hayati önem taşıyan bir ilke vardır: doğrulanabilirlik. Doğrulanabilirlik; varsayımlardan genelleştirilen ilkelerin sınanmasıdır ve önermenin olgularla desteklenmesiyle gerçekleşebilir. Dolayısıyla metafizik olanın ve ya etik içeren cümlelerin tamamı anlamsızdır. Örneğin "bu kitabı çalmakla yanlış davrandınız" demek "bu kitabı çaldınız" demekten başka bir şey değildir. Bu cümleye bilgi açısından bir şey eklemez, yalnızca onaylamadığımı bildirmiş olurum gibi bişeyler işte :)
Karl Popper bilim metodolojisinde mantıksal pozitivistlerin doğrulamacılık ilkesine getirdiği eleştirilerle önemli bir yer edinmiş bir düşünürdür. Popper doğrulamacılık ilkesinin yerine yanlışlamacılığı getirerek bir önermenin bilimsel bir önerme olmasının yanlışlanabilirliğe bağlı olduğunu savunmuştur. Burda dikkat edilmesi gereken yanlışlanabilirlikle kastedilenin yanlışlanabilen önermelerin bilimsel kabul edilmediğidir :) Yanlışlanabilirlik; bir önermenin muhtemel gözlemler ve ya sınamalar sonucu yanlış kabul edileceğinin belirlenebilir olması gerektiğidir. Benim aklımda en çok yer eden örneklerle açıklayayım: Popper Freud'un psikanalizini Adler psikolojisini vs. inceliyor ve onların yanlışlanmayı mümkün kılmadıklarını belirtiyor. Örneğin Adler psikolojisine göre bireyin davranışlarına etki eden aşağılanma duygusudur. Bu çerçevede mesela nehirde boğulan bir çocuğu gören bir adam çocuğu kurtarmak için nehire atlarsa bunu cesaret duygusuyla, atlamazsa da soğuk kanlılıkla yapmış olacaktır. Bir başka ifadeyle bütün muhtemel sonuçlar Adler'in kapısına çıkar :) Bu nedenle Popper bir önermeyi doğrulayacak yüzlerce neden bulunabileceğini ortaya atarak yanlışlanabilirliği savunmuştur. Aksine bir örnekle açıklarsak; "Bütün kuğular beyazdır" önermesini ele aldığımızda ne kadar çok kuğu gözlemlersek gözleyelim bizim bilmediğimiz bir yerde siyah bir kuğunun olup olmadığını bilemeyiz. Dolayısıyla ilkece bu önermeyi doğrulayamayız ancak önerme "burada bir siyah kuğu vardır" gibi temel bir önermeyle yanlışlanabilmeye imkan tanıdığı için bilimseldir. Bir önermenin yanlışlanabilmeye tanıdığı imkan arttıkça da bilimsel değeri artacaktır.

Önemli bir nokta; Popper mantıksal pozitivistlerin yaptığı gibi bilimselliği anlamlılıkla özdeş kılmaz. Ona göre bilimsel olmayan önermeler de anlamlı olabilir.

Diğer önemli bir nokta; yanlışlanabilirlikle Popper yine mantıksal pozitivistlerin aksine hakikate ulaşılamayacağını, yanlızca yaklaşılabileceğini savunur.

En önemli nokta; kafamdakileri bu kadar toparlayabildim ama ne yalan söyleyeyim benim bile tekrar kafam karıştı :)
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Pozitivizm

Sence duygulardan münezzeh saf bilgi elde edilebilinirse bu en doğru bilgimi olur yada hakketen duygulardan münezzeh bir düşünü yada idrak olabilirmi?

(hakkaten meraktan soruyorum,şunu bi irdeliyelim) (Kitabı defteri kapat yalnız)
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Pozitivizm

Mahşer' Alıntı:
Sence duygulardan münezzeh saf bilgi elde edilebilinirse bu en doğru bilgimi olur yada hakketen duygulardan münezzeh bir düşünü yada idrak olabilirmi?

(hakkaten meraktan soruyorum,şunu bi irdeliyelim) (Kitabı defteri kapat yalnız)
Kitap defterde yazanlardan pek hayır gelmiyor zaten :) Ben duygulardan münezzeh saf bilgi elde edilemeyeceğini düşünüyorum (sosyal bilimlerde) önce bunda hem fikir miyiz onu belirleyelim, sonra nasılına geçelim?
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Pozitivizm

bendede "hani sıkıyosa yap ama imkansız" anlayışı var.
estetik yargılarda zurna zırtlar gibime geliyo.
Ama şunu demeden geçemicem duygulardan münezeh olabilme kabiliyetine haiz bir düşünce yapısı yoktur eğer olsa idi senin çok sevdiğin :p durkheim in dediği gibi olay yada olguyu bir "eşya" imiş gibi ele alırdık (sosyolojik nesnellik)

velevki istediğimiz an duygusuzlaşa bilseidik bence ham bilgiye ulaşabilirdik. (süratle bir paradoksun içine atladım gibime geliyor.. hayırlısı)

sanırım burdan objelere ve subjelere geçicez :(
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Pozitivizm

Ham bilgiye ulaşsak ne işe yarayacak ya, Durkheim ne dediğini biliyor mu acaba (şu ara Metodları elden geçiriyorum dokunmayın şabanıma modundayım!) Bir de şu var bazen kurucu sosyologlar gibi ideolojik davranmak içimden geçmiyor değil :S

Sonuçlara ulaşana kadar olabildiğince objektif, yorumlamada illede subjektif olma konusunda hatalı mıyım? (verileri çarpıtma şeklinde alma)
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Pozitivizm

Yorumlama da yitirilen objektiviteyi anlarım ama bana saf bilgiyi versinler gerisi Allah kerim :)

Yourumun kapsadığı cihette önemli salt bir kuram öne sürülecekse başa döneriz.
mesela; "ekmek kilo yapar ama ben zaten su içsem yarıyo" doğru bilgi nerde?