Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Katılım
26 Nis 2007
#1
Onu anlatırken kelimeler yetersiz kalır bazen.. O konuşunca alem sukunete dalar.. Bazen yüreğimiz dayanamaz duyduklarımıza.. Titrer gönül, iki damla yaş dökülür gözlerden.. Ve "Ya Rasullalah" dersiniz, ne yücesin sen!! Sana layık olamadık.. Ona layık ümmet olma yolunda bir adım daha atabilmek için gül yüzlümün, gül sözlümün sizi en çok etkileyen halleri..

Binlerce salat ve selam olsun ona!..
 
Katılım
19 Ağu 2007
#2
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Aranıza katılışımın ilk gününde, yazacağım ilk sözlerin Efendimiz(s.a.v)le ilgili olması benim için güzel bir tevafuk. O canlar canının her hâli, söylediği her söz insanların kalbinde bir şekilde yer ediyor. Bu da ona Allah'ın lutfettiği mucizelerden olsa gerek. Efendimiz(s.a.v)in beni etkileyen hallerinden aklıma ilk gelenini sizlerle paylaşayım:
Efendimiz (s.a.v), en sevdiği iki insanı -hanımı Hz.Hatice ve amcası Ebu Talib'i- kaybettiği sene Allah onu teselli etmek üzere katına yükseltmiştir. Hepimizin malumu olduğu üzere bu yolculukta Rasulullah (s.a.v) hiçbir gözün göremeyeceği şeyler görmüş, pek çok lutfa mazhar olmuştur. Rabbimizle vasıtasız olarak görüşme imkanını elde etmiştir. Efendimiz(s.a.v)e orada kalması teklif edildiğinde, o yaşadığı onca sıkıntıya, kendisine yapılan eziyetlere rağmen, "Ya Rabbi! Ümmetî! Ümmetî!!" demiş ve yine bizim aramıza dönmek istemiştir. O (s.a.v)'nun bu fedakarlığı beni hep etkilemiştir. O'na layık olabilmek duasıyla...
"(Ey insanlar!) Andolsun ki, size kendinizden öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız O'na çok ağır gelir. Size çok düşkün, mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir." (Tevbe Sûresi/128)
 
Katılım
27 Mar 2006
#3
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Peygamber efendimizin beni en etkileyen hali, Taif seferi dönüşünde yaşadığı olaylardır.Taif halkının peygamber efendimizi taşlaması ve ona başka işkencelerde bulunmaları sonucunda ,Allah'ü Tealanın Resulullaha ,sen iste bu dağları müşriklerin üstüne yıkayım dediği halde O'nun verdiği cevaptır benim dimağımı zorlayan..O cevap " Allah'ım, onlar (Seni ve Beni) bilmezler! Bilselerdi yapmazlardı,onlara hidayet nasip eyle" diye dua etmesidir. Bu nasıl bir hoşgörüdür,bu nasıl bir asalettir...Rabbim bizi O'na layık ümmet eylesin...
 
Katılım
19 Ağu 2007
#4
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Medine çocuklarından hangisine sorulsa; "Rasulullah (s.a.v) en çok beni seviyor." dermiş!.. O devirde çocuk olmak kim bilir ne kadar güzeldir!!
 
Katılım
19 Ağu 2007
#5
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Hayber kalesi fethedilmiş. Medine'ye dönülecek. Enes (r.a)ın anlattığına göre Rasulullah(s.a.v) eşi Safiyye ile Medine'ye dönmek için hazırlanıyordu. O'nu devesinin yanında çömelmiş vaziyette buldum. Bu hareketi hanımını, kendi dizlerine bastırıp deveye binmesine yardımcı olmak içindi. Hayatınızda bu kadar nazik, bu kadar düşünceli bir eş tanıdınız mı hiç??..
 
Katılım
8 Ağu 2007
#6
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

sacının her teli ve her damlası terinin
süzülen gözyalşarın ve tebessüm eden gözlerin
 
Katılım
26 Nis 2007
#7
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Salavat Klibi (Senai Demirci/Zara/Engin Noyan)

[yt=425,350]3k8yb_0s7lo[/yt]
 
Katılım
8 Ağu 2007
#8
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Peygamber efendimizin beni en etkileyen hali, Taif seferi dönüşünde yaşadığı olaylardır.Taif halkının peygamber efendimizi taşlaması ve ona başka işkencelerde bulunmaları sonucunda ,Allah'ü Tealanın Resulullaha ,sen iste bu dağları müşriklerin üstüne yıkayım dediği halde O'nun verdiği cevaptır benim dimağımı zorlayan..O cevap " Allah'ım, onlar (Seni ve Beni) bilmezler! Bilselerdi yapmazlardı,onlara hidayet nasip eyle" diye dua etmesidir. Bu nasıl bir hoşgörüdür,bu nasıl bir asalettir...Rabbim bizi O'na layık ümmet eylesin...
 
G

gülücüğüm

#9
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

sizi en çok etkileyen hallerinden yanlızca biri..

Hz. Aişe yeni evlendiği dönemde Peygamberimiz’e (sav) ‘Beni seviyor musun?’ diye sorar. Efendimiz cevaben ‘Kördüğüm gibi.’ der... Aradan zaman geçer. Hz. Aişe ‘Kördüğüm devam ediyor mu?’ diye sorunca ‘İlk günkü gibi.’ cevabını alir.
 
Katılım
27 Ara 2005
#10
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

O'nun beni en çok etkileyen anını dahi tahayyül etmek bir an heycanlandırdı beni, hangi birini yazacağıma, hangi birini yazmam gerektiğine karar veremedim.Aklıma birden bir sahabenin hıçkırık sesleri geldi.O ki rasulullah(Sav) ın yanıbaşında yetişmişti, vefatından çok sonraydı, bir gün bir mecliste otururlarken, etraftaki insanlar ona neden rasulullah hakkında konuşmadığını ondan sözler sarfetmediğini sordular, düşündü, düşündü, bir ara niyetlenir gibi oldu ondan bir şeyler anlatmak için.Bir ağlama sardı bedenini, hüngür hüngür ağlıyordu, etrafındaki insanlar anlam verememişti, neydi bu mübarek zâtı bu dakikada hüzünlendiren?Rasulullah(sav) tan duyduğu bir söze başladı, yarıya kadar gelmeden iki büklüm oldu ve ağlamaya başladı tekrar, hadisi tamamlayamıyordu bir türlü, bir süre sonra kendine gelecekti ve hadisin başına şöyle ya da şuna benzer bir ifade kullanmıştı ibaresini eklemiş ve zorlukla O'nun sözlerini nakledebilmişti.Sohbet sonrasında sordular mübarek zât'a neden ağladığını, diyecekti ki: " Acaba dostumun sözlerini yanlış aktartır mıyım, acaba bir cümlesini sizlere yanlış söyler miyim diye bir an korktum" diye cevap vermişti.

Şimdi O'nun beni etkileyen bir ânını yazarken hata yapma ihtimalimin yüksekliğinden korkuyorum.Lütfen hatam varsa düzeltin...



Mekke'nin fethi gerçekleşmiştir, "Iza ca e nesrullahi vel fet´h vera eytennase yedhulune fidinillahi efvaca.fesebbih bihamdi Rabbike vestegfirh innehu kane tevvaba. " sure-i celilesi inmiştir,din kemale ermiştir, belki bazıları anlamayacaktır bu sure-i celileyi ama Ebu-Bekir olacakların farkındadır, O'nun veda günleri yaklaşmıştır...

(Sanırım konuyu uzatacağım, en iyisi kısa yoldan kıssayı anlatıp kenara çekileyim)

Resulullah(Sav)camide cemaatinden helallik istemektedir, kimden ne aldıysa hakkını talep etmesini istemektedir, zerre kadar hakkınız geçtiyse, kırbacımın ucu dahi size değdiyse gelin ve hakkınızı alın demektedir.Cemaatten hak talep edenlerin hakları karşılanmıştır.Şimdi sıra Ukaşa Bin Mihsan'da idi.Ayağa kalktı, O'na döndü ve: "Ya Rasulallah, benim sizden bir alacağım var, siz birgün devenin üzerindeyken, elinizde kırbacınız vardı, yanımdan geçerken kırbacınız sırtıma dokunmuş ve canımı çok yakmıştı, kısasa kısas isterim" diyordu.Cemaat şaşkındı, bakmaya kıyamadıkları "annem babam feda olsun" dedikleri cânânları bir sahabe tarafından kırbaçlanacaktı.Herkes Rasulullah(SAv) ın vereceği cevaba dikkat kesilmişti.Rasulullah(sav), peki Ukaşe dedi gel ve vur, hakkını al demişti.Ukaşe kabul etmeyecekti, o gün elinde Yemen'den gelen kırbacın olduğunu ve ancak onunla vurabileceği söylemişti.Kırbaç Hz.Ali'dedir, Rasulullah'ın emri üzerine istemeye istemeye getirecektir kırbacı.Cemaat hezeyan içinde...Kimisi ağlıyor, kimisi sırtını açıyor, "bana vur Ukaşe, bana !" diye feryad ediyordu.Ukaşe kabul etmiyordu asla, ben O'na vuracapım diyordu, mümkün değildi onu caydırmak.Kırbaç getirilmişti.Rasulullah(SAv)sırtını açmıştı.Ukaşa Rasulullah(SAv)'ın peygamberlik mührünü görünce kırbacı atacak ve öpecek ve bir yandan " anam babam sana feda olsun ya rasulallah" diyecekti.Ukaşe sarılacak ve öpecekti mührü, nitekim öpmüştü de...Fahr-i kainat neden Ukaşe dediği zaman; " Yâ rasulullah istedimki ateşte yanmayayım, zira senin vücuduna değen vücudu ateş yakmayı reddecektir"diyecekti.Bunun üzerine Rasulullah iki ellerini kaldıracak ve dua edecekti " Allah'ım Ukaşe'nin bütün vücudunu cehennem ateşine haram kıl"


...


Aklıma gelen bu vakıayı kısaca anlatmak istedim, tekrar ediyorum arkadaşlar anlatımımda hatalı yerler varsa lütfen düzeltin...

Teşekkür ederim.
 
Katılım
26 Nis 2007
#11
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

UluğBey' Alıntı:
Resulullah(Sav)camide cemaatinden helallik istemektedir, kimden ne aldıysa hakkını talep etmesini istemektedir, zerre kadar hakkınız geçtiyse, kırbacımın ucu dahi size değdiyse gelin ve hakkınızı alın demektedir.Cemaatten hak talep edenlerin hakları karşılanmıştır.Şimdi sıra Ukaşa Bin Mihsan'da idi.Ayağa kalktı, O'na döndü ve: "Ya Rasulallah, benim sizden bir alacağım var, siz birgün devenin üzerindeyken, elinizde kırbacınız vardı, yanımdan geçerken kırbacınız sırtıma dokunmuş ve canımı çok yakmıştı, kısasa kısas isterim" diyordu.Cemaat şaşkındı, bakmaya kıyamadıkları "annem babam feda olsun" dedikleri cânânları bir sahabe tarafından kırbaçlanacaktı.Herkes Rasulullah(SAv) ın vereceği cevaba dikkat kesilmişti.Rasulullah(sav), peki Ukaşe dedi gel ve vur, hakkını al demişti.Ukaşe kabul etmeyecekti, o gün elinde Yemen'den gelen kırbacın olduğunu ve ancak onunla vurabileceği söylemişti.Kırbaç Hz.Ali'dedir, Rasulullah'ın emri üzerine istemeye istemeye getirecektir kırbacı.Cemaat hezeyan içinde...Kimisi ağlıyor, kimisi sırtını açıyor, "bana vur Ukaşe, bana !" diye feryad ediyordu.Ukaşe kabul etmiyordu asla, ben O'na vuracapım diyordu, mümkün değildi onu caydırmak.Kırbaç getirilmişti.Rasulullah(SAv)sırtını açmıştı.Ukaşa Rasulullah(SAv)'ın peygamberlik mührünü görünce kırbacı atacak ve öpecek ve bir yandan " anam babam sana feda olsun ya rasulallah" diyecekti.Ukaşe sarılacak ve öpecekti mührü, nitekim öpmüştü de...Fahr-i kainat neden Ukaşe dediği zaman; " Yâ rasulullah istedimki ateşte yanmayayım, zira senin vücuduna değen vücudu ateş yakmayı reddecektir"diyecekti.Bunun üzerine Rasulullah iki ellerini kaldıracak ve dua edecekti " Allah'ım Ukaşe'nin bütün vücudunu cehennem ateşine haram kıl"
Allah'ım sen bizi ona layık bir ümmet kıl!!! :'( :'( :'(
 
Katılım
19 Ağu 2007
#12
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

gülücüğüm' Alıntı:
Hz. Aişe yeni evlendiği dönemde Peygamberimiz’e (sav) ‘Beni seviyor musun?’ diye sorar. Efendimiz cevaben ‘Kördüğüm gibi.’ der... Aradan zaman geçer. Hz. Aişe ‘Kördüğüm devam ediyor mu?’ diye sorunca ‘İlk günkü gibi.’ cevabını alir.
Allah senden razı olsun gülücüğüm. Neden benim aklıma gelmedi acaba??? ilk duyduğumda günlerce aklımdan çıkmamıştı bu olay ;) ;) ;)
 
Katılım
16 Eyl 2007
#13
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Peygamber Efendimiz(s.a.v)in her sözü her davranışı hatta sükutu bile okuduğum dinlediğim hissedebildiğim ölçüde beni etkiler ve düşündürür.Allah'ım sen mahşer gününde ona layık bir ümmet olarak bizi buluştur.Alınlarımızda kara leke değil seccade iziyle ona kavuşabilmeyi nasip eyle.AMİN.Selametle... Bütün sevgiler sana YA RASULALLAH...
 
Katılım
24 Eyl 2007
#15
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

beni en çok etkileyeni bana bakışları....
 
S

SERTER

#16
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

bende şunu duyunca ağlamıştım...
anlatıyorki; amcası Abbas"sen kundaktayken parmağını hangi yöne çevirsen Ay da o yöne meğlederdi"
kendsisi durumu açıklıyor hemen (dikkat buyrun)" benimle oynardı beni ağlamaktan alı koyardı :) ve ben onun arş üzerinde Allaha secde edişini izlerdim "

öldümmm yaaa öldümmmm
Peygamberi ağlamasındiye Ay ı oyuncağı eden Allahhhhhhhhhhhhhh
 
Katılım
3 Eki 2007
#17
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Beni etkileyen bir hali yok demek yanlış olur benim etkilenecek bir kalbim yok Cünkü hala inandıramadım ve ıspatlayamadım kendime onun sevgisini
bir bilen olmalı hz. muhammed i sevmenin ne demek olduğunu ?
 
Katılım
8 May 2007
#18
Ynt: Rasulullah (s.a.v.)'in sizi en çok etkileyen halleri..

Daima düşünceliydi.
* Susması konuşmasından uzun sürerdi.
* Luzumsuz yere konuşmazdı.
* Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
* Dünya işleri için kızmazdı.
* Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
* Kötü söz söylemezdi.
* Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
* Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
* Kimseyle çekişmezdi.
* Çok konuşmazdı.
* Boş şeylerle uğraşmazdı.
* Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
* Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
* Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
* Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
* Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
* Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
* Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
* Her zaman ağırbaşlıydı.
* Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
*Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
* Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
* Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
* Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
* Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
* Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
* Dostlarına şöyle derdi: “ Dünya da garip bir kimse,
yahut bir yolcu gibi ol “
* Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
* Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
*Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
* Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
* Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
* Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
* Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
* Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “ İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve Saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım “
*Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı..

*** O, HZ. PEYGAMBERDİ. (SAV)***
 
Katılım
8 May 2007
#19
Peygamber Efendimiz(S.A.V)` in Adetleri

1. Hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak.

2. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.

3. Yemeğe besmele ile başlamak, Allah'ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.

4. Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.

5. Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. İhtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir.

6. Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.

7. Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.

8. Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.

9. Sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak.

10. Saf ipek ve saf altın ümmet-i Muhammed'in erkeklerine haram kılınmıştır.

11. Selamı yaymak. Selam, kelamdan önce gelir.

12. Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.

13. Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.

14. Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. Süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.

15. Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.

16. İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. Yeter ki fitneye sebep olmasın.

17. Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.

18. Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak.

19. Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.

20. Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.

21. Konuşmaya Allah'ın adıyla başlamak ve Allah'ın adıyla bitirmek.

22. Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. Bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, Allah ve din hakkı için öfkelenmek.

23. Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.

24. Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.

25. Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.

26. Yüzükoyun yatmamak.

27. Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.

28. Beyaz giymek.

29. Mest giymek.

30. Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.

31. Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.

32. Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.

33. Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.

34. Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.

35. Aksırınca sesi az yükseltip, "Elhamdülillah" demek. Böyle diyene de "Yerhamükellah" demek. Bize dediklerinde "Yehdina ve yehdikümüllah" diye cevap vermek. Bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. Üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.

36. Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.

37. Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.

38. Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. "Kim o?" diye sorulduğunda, "Benim." dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. Kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. Biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.

39. Ayakta bevletmemek. Tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. Hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. Tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40. Banyo yapılan yere bevletmemek. Çünkü vesvesenin çoğu bundandır.

41. İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. Hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.

42. Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. Buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. Bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.

43. Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.

44. Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.

Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: "Misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. Bunu temin eden Erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar."

45. Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.

46. Cömertlik. "Cömert Allah'a yakın, cimri ise Allah'a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker."

47. Çok tefekkür etmek. "Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir."

48. Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tespit etmek lazımdır.

49. Bir yakını vefat eden Müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. "Allah merhuma rahmet etsin." şeklinde dua yapılır. Taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. Üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. Evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. Bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. Böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. Cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur

50. Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.

51. Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenabı Hakkın takdirini itham etmek olur. Ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.

52. Sekerat halindeki hastalara "La ilahe illallah, Muhammedün rasulullah." şeklinde telkinde bulunmak. Hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. Ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. Çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. Gözleri açık ise kapatılır.

53. Kabirleri ziyaret etmek. Gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. Kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. "Ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. Sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. Size Allah'tan af ve mağfiret dileriz." Şeklinde selam ifade edilebilir. Sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. Yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. Kur'an ve dualar okunabilir. Ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. Şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. Mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. Kurumuş otlar ayıklanır.

54. Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara teselli ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.

55. Sıla-i rahimde bulunmak. "Akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah'ın rahmeti inmez."

56. Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.

57. Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.
Alıntıdır.

ALLAH(C.C) Onun Şefatine Bizleri Mazhar etsin. (ÂMİN)
 

Giriş yap