Romanların dizi olması ?

UluğBey

Divan Üyesi
Sizce Türk Edebiyatı'nın önde gelen romanlarının senaryolaştırılıp dizi olması iyi bir durum mu, yoksa ne ?
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Romanların dizi olması ?

merhabalar;

çok fazla roman okumuşluğum yoktur maalesef. gel gör ki şeytan kutusunun her şeyin ırzına geçmesine karşı çıkan bir duruş sahibiyimdir.

kitab ile televizyon yahut sinema biribirinin aynı değildir. mesela sinema benim nazarımda propaganda amaçlı buna mukabil "piyasa" için üretim yapan bir "şey"dir. mahsus "şey" kelimesini kullandım zira sinemanın ne olduğu hususunda hakikaten bir fikrim yok.

ölü ozanlar derneğini bilirsiniz. robin vilyıms amcam "hey kaptan" rolünü ne güzel kıvırmıştır değil mi? amma romadanki "bizim kaptan"ın tadını verebilmiştir? bence hayır! bir kitaptaki her kelime okuyucusunda bir fikr ve hissin hasıl olmasına sebebiyet verir. sinemaya yahut televizyona uyarlanan bir eser ise aktör/akstrist ve daha mühimi yönetmeninin nazarından seslenir. elbet kitab içinde bu geçerlidir amma kitabta okuyucunun tahayyülü serbesttir.okuyucunun tahteşşuuru dahi kitabın şekillenmesinde tesir sahibidir amma göze hitab eden sinema ve televizyon ise insana tek bir pencereden nazar etmek zorunluluğu verir. elbette göze hitab eden mezkur araçların usul ve uslubu ile kitabın usul ve uslubu farklı olacaktır. buna kimse bir şey diyemez amma kitab ile mukayese edildiğinde sinema ve televizyon faşistçe bir hareket sahibidir. televizyon ve sinema için izleyicisini empoze(dayatma) etmek var olabilmesi için zaruret arz eder!

okuyucu failken; izleyici münfaildir ve belki de asıl mesele bu! hareketsiz bırakmak...başkaca bir gaye gütmüyor olabilirler mi?

bence edebi eserlerin televizyon yahut sinemeya uyarlanması masum bir hareket olarak kabul edilmemelidir.

baki selamlar...
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ynt: Romanların dizi olması ?

   
   iyi geceler ;

   mevzuya 2 noktadan bakmak iktiza ediyor diye düşünüyorum. 1.hâl muhteremin dillendirdiği durum yani asla uygun olmadan ve eserin müellifine saygı göstermeksizin popüler kültür ve reyting uğruna yapılan değişikliklerin ardından ortaya çıkan ürün çok farklı olabiliyor. Özellikle dizi sektörünün bir hayli gelişmesiyle ve yapımcıların gözlerini para hırsı bürümesiyle birlikte şişirme senaryolar oluşturulmakta.

  hayal gücünü sınırlandırması ve bazı karekterleri yazarın düşündüğü şekilde değil de senaristin anladığı şekilde yansıtıldığını görebiliyoruz.Güzel bir romanı okuduktan sonraki hissiyatımız ile güzel bir filmi izledikten sonraki hissiyatımız elbette farklıdır. Roman açık uçlu ve Namık Kemal'in tarifi ile " güzeran etmese dahi güzeranı imkan dahilinde olan olaylar bütünü"dür. Doğrusu bunun net bir karşılaştırmasını yapmak için adı malum dizileri tetkik etmek gerekmekte ve sonrasında romanla olan -varsa-ihtilaflarını tespit etmek gerekmekte.Açıkcası böyle bir çalışma yapıldı mı bilmiyorum ama önümüzdeki yıllarda bu tarz bir çalışma yapılabilir. farz-ı mahal Rıfat Ilgaz'ın unutulmaz "Hababam Sınıfı" adlı eseride "Damat Ferid" deyü bir karekter yoktur. Dönem şartlarında Ertem Eğilmez'in inisiyatifiyle alakalı olarak ve bu karekteri canlandıran Tarık Akan'ın filme dahil olmak için yaptığı gayretler neticesinde filme dahil olmuştur. Belki karekter tutmuştur, ama bu eserin orijinalliğini mahvetmiştir.Bu sadece somut bir örnek...

 
 
kitab ile mukayese edildiğinde sinema ve televizyon faşistçe bir hareket sahibidir.

   bu cümlenin eksik olduğunu düşünüyorum. elbette televizyon günümüzde insanları aptallaştıran bir makina konumuna düştü. fakat kitab ile sinema arasındaki ilişki "faşist" denilebilecek düzeyde kötü müdür bilmiyorum. bence işin içinde bir zihniyyet bozukluğu var. netekim bizde " ben o kitabın filmini izledim, öyleyse kitabını okumama hacet yok " deyu bir intiba hakim. bu şüphesiz yanlıştır. ben eminim ki bugün Reşat Nuri hakkında en ufak bilgi sahibi olmayan bir zât-ı muhterem yayınlanan diziler nedeniyle birkaç cümle bilir hale gelmiştir ve bildiklerini salt, eksiksiz doğru olarak telakki etmektedir. peki doğru ne ?elbet âcizin söyledikleri doğrudur deyu bir kaide yok.fakat bu durum bizim kitaba karşı olumsuz tavrımızdan kaynaklanmıyor mu ? Stiphen King'in bir romanından senaryolaştırılan bir filmi izleyen batılı "yahu gerçekten de bunlar mı var burada yoksa eksik tarafı kalmış mı ?" deyu romana yönleniyor. ya da harry potter serisini düşünün, kitap çıkmadan aylar önce olay oluyor, insanlar "nasıl olsa bunun filmi olacak, 700 sayfa kitabı neden okuyayım" demiyor. gidiyor alıyor ve okuyor sonra filmini izliyor.  bizde ise diziyi ya da sinemayı izlemek ilgili eser hakkında ahkam kesmek için kâfi görülüyor. son misal olsun hatırla sevgili diziden hareketle ilgili dönem hakkında fikir beyan eden arkadaşlar var, "ee adamlar yalan yanlış yazacak oynayacak değil ya" diyorlar. sorarım eksik olan bir mevzunun yalandan ve yanlıştan farkı ne ? bu doğru ama az doğru tabiri ne kadar doğru ?hatta biraz fazla olacak ama o dizilerde oynayanların birçoğu dahi bu eserleri okumamışlardır. burada batı hayranlığı yok ey güzel kardeşim! sadece bir yanlış olduğunu düşündüğüm bir şeyin tenkidi var...

   mevzunun 2.noktasına bir sonraki iletimde değineyim, zira uzun yazılar okuyucuyu korkutuyor...
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Romanların dizi olması ?


uluğbey' Alıntı:
bu cümlenin eksik olduğunu düşünüyorum.

o halde cümleye tekrar nazar edelim...

".........kitab ile mukayese edildiğinde sinema ve televizyon faşistçe bir hareket sahibidir."

bu cümlede kitab ile televizyon/sinema arasındaki ilişkinin faşistliğinden bahsetmiyorum. sinema ve televizyonun faşistçe hareket sahibi olduğunu söylüyorum. ilişkide birbiri ile münasebet halinde iki unsur vardır. "ilişki" kelimesini mevzuu içerisinde değerlendirecek olursak, faşist olan sinema ve televizyondur; kitab değil. eğer aralarındaki ilişki faşistçedir dersek sanki kitabı da faşist bir hareket sahibi olarak görmüş oluruz. elbette kitablar insana bir "şey"(yazanın çapı kadar) vaz eder. bu ister bir fikir, ister fikre bağlı ahlak, ister güzel, ister çirkin, ,ister iyi, ister kötü olsun...bunu yaparken okuyucu sabit değil serbesttir. ne çapta kelimelere vakıfsa o çapta serbestlik kazanır ve iyi ile kötü arasındaki farkı o çapta anlar. sinema ve televizyon böyle midir?

her eser elbette estetik/güzellik gayesi güder ve "muhatabına" her şeyden evvel güzeli vaz eder, güzeli gösterme ve hatta beğenilme arzusu içindedir. sinema ve televizyon ise dikkat buyur sanat faaliyeti değildir. elbette sanata bakan vechesi vardır amma ilk gaye ayakta kalmaktır. piyasada tutunmak hayatta kalması için zaruridir.

sinema ve televizyonun araçları bellidir. insan, eşya, hikaye, mekan, dekor, aksesuar vs...neredeyse maddeye dair her unsuru göz önünde tutar amma bir şeyi hem de çok önemli bir şeyi göz ardı eder hatta yapısı itibari ile göz ardı etmek zarundadır. nedir o? tahayyül...
bugün "bizim kaptan" "mr. keating"in tahayyülümüzdeki aksi ile robin vilyıms amcam aynı mıdır? aslında bu sualin hası şudur: okuyucu eserden aynı tadı alır mı? işte nüktede burada. sinema ve televizyon da tek bir açıdan sunuş vardır. faşitliği de buradan gelmektedir. denilebilir ki her televizyon ve sinema eseri herkesde aynı tadı bırakır mı? doğru amma bu tad almama işinde sunuş usulleri, aktör/aktrist, yönetmen, ışık oyunları, diologlar, senaryo, hikaye vs. unsurlar rol oynar..bizatihi eser değil.

mesela "çağrı"yı bilmeyen yoktur. antoni kuin amca ne güzel rol yapmıştır değil mi? veya "ömer muhtar"... sorarım size bu iki film kafanızda bir hz. Hamza resmi canlandırdı mı? canlandırmadı mı? faşistlik işte budur. beşerin tahayyüllünü yok sayıb ardırdan aynı tahayyül ile güzellik anlayışını şekillendirmek....

evvel eyyamda dedik. her fikir bir ahlak vaz eder! sinema ve televizyon nasıl bir ahlak vaz eder? bu ahlakın kitab ile münasebeti nasıl şekillenir?

baki selamlar...
 

AHSEN

hüzündür elimdeki sarı yaprak...
Ynt: Romanların dizi olması ?

selamün aleyküm
romanların dizi olması ve bunların çok geniş bir izleyici kıtlesine hıtap etmesi bence güzel
çünkü bizim kültürümüzde kitap okuma alışkanlıgı ne yazıkkı kazanılmamış
yani edebiyatımızdaki ünlü eserlerden ne yazıkkı çogu kimsenın haberi bile olmuyor.
bir çok ıvıra zifıra para bulup alan insanlarımız kitap'a sıra gelınce ne yazıkkı çok pahalı denılıp gerek görünüp alınmıyor ve okunmuyor
çok acıkı biz okumayan bir toplumuz
ve gercekten ekonomık ve hayat şartları bakımından eşit degılız
batı ve anadolu diye ayrılmışız
her neyse
diyeceğim o ki ünlü eserler ve en azından bu diziler tarafından tanınıyor ve bılınıyor.
en azından hikayenın ve romanın kıme aıt oldugu herkesce bılınıyor...
vesselam...
 

İkiNokta

Kemandaki hüznü taşıyacağım sevgili!
Ynt: Romanların dizi olması ?

Tek iyi yanı bu eserlerin tanınması ve kitapçılara hücum edilerek dizileştirilen romanların alınması oluyor. :)
 

hamza kutluay

Dîvân Üyesi
Ynt: Romanların dizi olması ?

İkiNokta' Alıntı:
Tek iyi yanı bu eserlerin tanınması ve kitapçılara hücum edilerek dizileştirilen romanların alınması oluyor. :)
aynen çarpıtılarak ve magazinleştirilerek anlatılıyor gerçek hikayeden bile çıkılıyor zaman zaman
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Ynt: Romanların dizi olması ?


Edebi eser uyarlamalarında çarpıtılma olduğunu düşünenlerdenim.Reşat Nuri'nin ve Halid Ziya'nın eserlerinin günümüz uyarlamalarının tamamen reyting kaygısıyla yapıldığını,halka bir faydamız dokunsun gibisinden bir düşüncenin bu çalışmalarda yer almadığı kanaatindeyim.

Bu dizilerin yayınlanmasıyla kitap satışlarında artış olduğu söylenmekte.Bunun altında da dizinin sonunda ne olacağı merakının olduğunu düşünüyorum.

...

Dün vizyona Peyami Safa'nın "Server Bedii" mahlasıyla yazdığı "Selma ve Gölgesi" adlı eserin "Gölge" adlı uyarlaması girdi..Kitabı okumuş ve filmi izlemiş olanlar fikirlerini beyan ederlerse sevinirim.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt