Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

S

SERTER

#41
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

ya evla sen hakkaten anlamdın ya sen ferahsanın yazdığından ne anladın?
yada bu bi kamera şakası falanmı
ya ferahsan anlatsana neyazmak istediğini evlya
 
Katılım
16 Eyl 2007
#43
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

selamın aleyküm yazılarınızı daha yeni okudum çok eğlenceliydi gerçekten. Ben de nacizane fikrimi arz-ı halinize sunayım.Bu konuda ferahsan a katılıyorum tek fark benim şüphem yok.Bence Allah'ı aramak zaten başlı başına bir sanattır.Diğer sanatlardan bahsedecek olursak örneğin resim heykeltraşlık müzik vb. bu dallar da bence toplum için olmalı eğer bir sanatçının eserinden toplumdan hiç kimse birşey anlamıyorsa bu bencilce bir sanat olur kanımca sanatçı da toplumdan biridir zira yaşadığı o topluma birşey anlatamıyorsa ya da hissettiremiyorsa yaptığı vefasızlık olur kanımca.Hal böyle olunca nerede kaldı sanatçı ruhu.Evla kardeşimin de dediği üzre gönüller Allah'ın evidir ve bence insan önce başlı başına bir sanat olan Allah a yönelmeli onun verdiği ruhla topluma hizmet etmelidir.hiçbir sanatçı kendini toplumdan tamamen soyutlayarak sanat için sanata hizmet edemez şahsen ben o kişiye sanatçı demem.SELAMETLE...
 
S

SERTER

#44
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

bayıldım açıklamaya Allah razı olsun
Allah'ı aramanın zaten bir sanat olduğunu anlamak
diğer sanatları dünyevi kılmak bukadar net anlatılır
sağol teşekkürler anlaşılabilir olduğumu anlattığın için
 
Katılım
24 Eyl 2007
#45
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

hocam zaten anlaşılıyorsun sen ama bütün yollar ona çıkmıyor mu?
gene diyorum:
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
her şey ona dairdir biz birer zerreyiz sadece...
neden böyle kinaye yaparsın üzülüyorum ama seni kırmışım gibi davranıyorsun ben seni sırf konusturmak için yaptım
DOSTLUKLA....
 
S

SERTER

#46
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

:) ama sonra diyorlarki sen ortalı karıştırıyorsun
işin garibi bende sizin fikirlerinizi deşmek istiyorum
elbetteki Müstesna yerdesiniz benim için
kırılganlık gösteriyorum bazen oda benim nefsimle alakalı
girift bişiy istemem
bide şu son yazdığın"dostlukla" diyorsunya oda ayrıcalık benimiçin bende bundan sonra öylebitirecem yazılarımı

*dostlıkla...

*esin: evla (allah ondan razı olsun)
 
Katılım
24 Eyl 2007
#47
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

:)amin hocam senin yüreğine sağlık o zaman biz birbirimizi konuşturmaya çalışmayalım direk konuşalım :)


Celali rızası serter de her daim bulunsun(amin)
 
S

SERTER

#48
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

Amin..
e ozaman konuşayım
oku beni...

"Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış"

üstad... mistik şairlerin enbüyüklerinden... o Allahı aramakla sanat yapmaz sadece
Allhı aramayı sanatlaştırır aynı zamanda...
(ama oda bie kul hatalarıyla sevaplarıyla)
O zaman Allah'I aramak santında her kapı ona çıkar
sanatı sanatın için yaprsın
sanatını halkın için yaparsın
ama en başta kendin için yaparsın diye düşündüm
bilmem sen ne ekler yada ne çıkarırsın

dostlukla...
 
Katılım
24 Eyl 2007
#49
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

Hocam asıl olan şu sanat ilk önce kişi için bence, çünkü insan olmasa sanat olmaz aslında bizim burada ya da ayrı olarak mistizmi tartışmalıyız diye düşünüyorum çünkü anahtar odur…
Ama şu modern sanattan hele heykel tranşların çalışmalarını pek anlıyorum diyemem hocam sanat diye yaptıkları o anlamasız şekillerinde ne anlatıyorlar ben gerçekten anlamıyorum…
ya da bakınca onların gördüğü ve benim göremediğim ne gerçekten ben bunu cok merak ediyorum konu başka yerlere gelsin diye uğrasıyorum çünkü döngüleşmeye başlıcak
DOSTLUKLA
 
S

SERTER

#50
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

başta bakarsan benim savunduğum buydu
"sanat şahsi ve muhteremdir"
ama önüne gelen
sana.. Allah... çelik çomak dedi :) ama açıklama istedik gık yok (hatta dakika bir gol diye sayıldı ama asıl golü sanat anlayışına attık göremediler :)

dostlukla...

benim kızdığım dayatma bir sanat anlayışı içinde adamın ne cihetle sölediğini açıklayamadan yaftalamak
samimi olun dedim ben yani helebi anlatın ne anladınız bu sözden dedim
iş tolstoyo kadar uzandı ve Allahın evi kalp leridr den çıktı buna üzüldüm gık yok hakkaten...
 
Katılım
27 Ara 2005
#53
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

Biraz uzunca bir yazı, ama bu klasik soru hakkında aklında birtakım sorular olan arkadaşlar bu yazıyı okuduktan sonra eminim sorulardan biraz daha sıyrılacaktır.Yani bu yazı sadece meraklısına...




Belki de Victor Cousin, “Sanat, sanat içindir.” dememiş olsaydı özellikle Tanzimat’tan bu yana sık sık duyduğumuz “Sanat, sanat için mi; toplum için mi?” tartışmasıyla gün yüzüne çıkan bu kitaplar dolusu sözler pek de gündeme oturmayacaktı.
Oturmayacaktı; zira ne “Sen kendini bilmezsin / Bu nice okumaktır”, diyen Yunus Emre’de, ne “Dest busi arzusuyla ger ölürsem dostlar / Kuze eylen toprağum sunun anınla yare su” diyen Fuzuli’de böyle bir kaygı yoktu. Onlar, bir bakıma “sanatın, edebiyatın edebiyatını yapmak” yerine kendisini yapmayı yeğlemişlerdir.
Pekala, gerçekten ne içindir sanat? Bunu cevaplamadan sanatın ne olduğunu tanımlamamız gerekir öncelikle.
Yunan filozoflarından günümüze kadar süregelen Mimesis kuramı bunun tanımında önemli bir yol göstericidir. Buna göre:
Ressamsanız; ünlü Yunan ressamı Zeuxis gibi, üzüm salkımlarını öyle tıpkısı yapmalısınız ki, kuşlar onları sahici sanıp gagalamaya gelmeliler.
Heykeltıraşsanız; Myron gibi öyle bir inek heykeli yapmalısınız ki, buzağılar süt emmeğe koşup gelmeliler.
Romancıysanız; gözlemleriniz öyle olmalı ki, mahkeme tutanaklarını yayımladığınızı sanmalılar.
Yani kısaca sanatı ne için yaparsanız yapın, o mükemmel olmalıdır.Sonrası ister sanat için olsun, ister toplum için, fark etmez.
Yine, sanatın yetişkin sanatçılar tarafından nasıl değerlendirildiğine geçmeden önce ilk eserlerini verenler arasında nasıl değerlendirildiğine bakalım. İlk eserini öyle veya böyle iki kapak arasına toplayabilen bir yazar adayının en büyük hayali onu kitapçı vitrinlerinde görmektir. Ona “Sanat ne içindir?” diye bir soru sormak bile boşunadır. Çünkü alacağınız cevap “ Tabii ki şahsım için!”den başkası olmayacaktır.
Örneğin Hüseyin Cahit Yalçın, ilk eseri Nadide’yi bastırabilmek için Ahmet Mithat Efendi’ye diller döküp bir beğence yazısı yazdırmasına rağmen kitapçı Arakel Efendi’nin gözüne giremez. Kitabının basılamayacağı cevabını alır. Neden sonra babasına diller dökerek kitabın basım masraflarını ondan ister ve bir kitapta ismini görmeye muvaffak olabilir.
Yine Selim İleri, “Karanlık Yüzlü Günün Aydınlığı” adlı ilk romanını lisedeyken bitirir ve hemen genç yazarlara kucak açacağını söyleyen Nadir Nadi’ye götürür. Tek isteği vardır: Romanın basılması. Kendisine daha sonra gelen haberde romanı için iyi şeyler söylenmektedir; ama biraz daha uğraşması da salık verilmektedir. Selim İleri, “Bir daha yazmamaya yemin” eder.
Tarık Buğra da hocası Rıfkı Melul Meriç’in isteği üzerine bir şiir döşenir. Büyük büyük sözlerle iltifatlara boğulacağı beklentisiyle hocasına götürür.Hocası “Berbat!” der ve bu onun ilk sanat hayal kırıklığı olur.
Evet, sanat kapısının eşiğinden geçinceye kadar her sanatçının yegane görüşü sanatın, eserinin beğenilmesi ve basılması amaçlı olduğudur. Daha sonra mı? İşte o biraz karışık. Birkaç büyük sanatçıdan sığ bir şekilde alalım görüşünü:
Valéry: “Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir.”,
Yahya Kemal: “Şiir,şiir olsun kafi derim.”
G.Ebers, “Sanat, bizi Allah’a götüren köprüdür.”,
E. G. Benite: “Sanat ne bir oyun, ne de bir eğlencedir;o, ancak ruhun dışarıya vurarak kendisini göstermesi ihtiyacıdır.”,
A.H.Tanpınar: “Benim için sanat, malzemesinin imkan ve hususiyetlerinden bütün hayata doğru genişleyen bir yığın problemin çözülme noktasıdır. Sanat, insan içindir.”,
Nazım Hikmet: “Davası, meselesi olmayan kitap kitap değildir. Davası olan kitap, kavgası olan kitap demektir. Kavgasız kitap hareketsiz kitaptır, hareketsiz kitap ise ölüdür.”,
N.F.Kısakürek: “Ben şiiri, her türlü hasis gayenin üstünde, doğrudan doğruya kendi zat gayesine -san’at için san’at- fakat kendi zat gayesinin sırrıyle de Allah’a ve Allah dâvasının topluluğuna -cemiyet için san’at- bağlı kabul etmiştim. İşte kitaplık çapta zuhuruma kadar beni bekleten ve bu zuhura mânâda ve maddede şekil veren baş ölçü!” der.
Başta nasıl yola çıkarlarsa çıksınlar, sanatçıların çoğu sonradan sanatın illa ki bir amaç için olduğu fikrinde birleşmişlerdir.Bunda birleşmeleri için bazen çok uzun süre geçmeden Yakup Kadri ve arkadaşları gibi top seslerini duyunca uyanmışlardır.
Nasıl mı?
Fecr-i Âti’yi küçük bir odada küçük imkanlarla kuran Yakup Kadri ve arkadaşları kendilerine gösterişli de bir slogan bulurlar:
“Sanat şahsi ve muhteremdir.” Bunun bayraktarlığını da yine Yakup Kadri yapar. Her yerde bu sloganı haykırır.
Fakat bu coşkunluğu, sanat perisi yolunda bu serdengeçtiliği, 1914 -1918 arasında son bulur. geldi. Garp imperialisma'sının kandan ve yağmadan gözü dönmüş kurt sürüleri, Anadolu’ya çullanınca istiklâli uğrunda o derece ter döktüğü sanatın, evvelâ, bir cemiyetin, bir milletin malı olduğu gerçeğini kavrayıverir.
Orhan Kemal de çevresine duyarsız kalıp da romandan, hikayeden bahsedenleri gördükçe çileden çıkar. Partilerin çekişmesi en küçük, en kısır, en zavallı köye kadar girmişken, partiler memleket çapında didişirlerken, yeni, eski şairler, hikayeciler, romancıların ıvır zıvırla meşgul olması kızdırır onu. Yani bir bakıma içinde yaşadığı toplumu yok sayan bir sanatçı da yok olmuş biridir aslında.
“Sanat ne içindir?” sorusuna Mehmet Kemal’in yaklaşımı da en gerçekçi olanlardan biridir.O ve arkadaşları bu tartışmayı kullanarak kendi görüşlerini ifade etme yoluna giderler.Açık yüreklilikle anlattığı yorumunu dinleyelim:
“Biz, 'sanat sanat için midir, toplum için midir?' tartışmalarını açarken, bu tartışmanın gölgesine sığınarak bir şeyler söylemek isterdik. Böyle bir tartışma açılsın, biz de bu arada bir şeyler söyleyebilelim. Oysa bilirdik ki bu tür tartışmalar çok gerilerde kalmıştır. Tartışmayı açardık, ortalığı bir konuyla meşgul ederdik, varlığımızı ispatlamaya çalışırdık. Sanat sanat için olsa ne yazar, toplum için olsa ne yazar? Sanat hangi toplum için, toplumun hangi sınıfı için yapılmalı, bunları söyleyemezdik. Bir gürültü, bir cayırtı kopardı.”
Tüm bu sanatın ne için olduğu yorumlarından sonra bir başka yaklaşımla da meseleye bakmak gerekir. O da Sait Faik’in meşhur sözü: “Yazmasam çıldıracaktım!”la açıklayabileceğimiz sanatçı sancısı. Bir başka deyişle “kriz entelektüel”.
Nice derin düşünce illetine tutulmuş sanatçıyı bu krizden kurtaran da bir bakıma sanattır. Necip Fazıl, düşüncelerinin kemirdiği beynini rahatlatmak ister ve yatağından gecenin karanlık koynuna atarak kurtarır kendisini. Bu sayede de bizlere “Kaldırımlar” şiirini hediye eder.
Nurullah Ataç’ın da tüm asabi davranışlarının altında yine kriz entelektüel; yani aydın bunalımı vardır. Bundan kurtulmak için de deneme ve güncelerine verir kendini tilcik yazarı.
Yani, sanat bir bakıma kendini vücuda getireni kurtarmak için ortaya çıkar.
Peki bu bunalım sadece bizim sanatçılarımızda mı vardır? Tabii ki hayır. Bunalım da birçok şey gibi evrenseldir.Nitekim Paul Claudel, bir mektubunda şöyle der bir dostuna:
“Shakespear’in ya da Dostoyevski’nin, Rubens’in ya da Tiziaro’nun ve Wagner’in sanat için mi çalıştıkların sanıyorsunuz? Hayır! Onlar her ne pahasına olursa olsun, yüklerinden kurtulmak, canlı varlıkların ağırlığını dışarıya atmak için çalışıyorlardı.”
Goethe de:”Şiir yazmak kurtuluştur.” der.
Yine büyük bunalım veya kriz entelektüel kurbanı Dostoyevski: “Yazmak, varlığımızdaki hayaletleri atmaktır.” Diye yorum getirir sanatın işlevine.
Andre Gidede “Kalpazanlar” adlı kitabı hakkında: “Niçin bu kitabı yazdım.Onu yazmak gerektiği için. Bütün bunları içimde taşısaydım, sanırım rahat ölmezdim.”
Evet, ne için veya kimin için olursa olsun içinde birazcık estetik, birazcık da dava şuuru taşıyan eserler yüzyıllar boyu ayakta kalmış ve zamana direnebilmişlerdir. Yunus Emre’nin,Mevlana’nın, Fuzuli’nin, Aşık Veysel’in, Mehmet Akif’in, Nazım Hikmet’in, Necip Fazıl’ın eserlerine bakanlar sanatın ne için olduğunu daha iyi anlayacaklardır sanırım. Aslında gerisi laf ü güzaf…


Adem Çevik
 
Katılım
23 Ara 2007
#54
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

Bende naciz düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak isterim.
Bence sanata yön veren, sanatın yapıldğı toplumun yapısıdır. Yani sanat ürünleri yaratıldıkları topumun durumuna göre bir misyon yüklenir. Gelişmekte olan bir ülkenin sanat anlayışı, bu gelişime katkıda bulunmak durumunda. Yani A. mithat'a ilham veren o dönemin sosyal yapısıydı.Yine buna paralel Divan Edeb. şairi Nedim'e ilham veren yine o dönemin Lale Devrinin siyasi ve sosyal yapısıydı. Onlar toplumun nabzına uygun eserleri vermeyi amaçladır. Daha doğrusu popülist yaklaştılar. Sanatcıların dönemin sosyal yapısına kayıtsız kalmaları bence beklenemez. Günümüz Türk toplumu için bence uygun olan sanat misyonu "Toplum için yapılan" anlayıştır.
 

dilmurg

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz
Katılım
15 Mar 2007
#55
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

İnsan bir şeyi, üç şey için yapar:
1. Hayır için
2. Haz için
3. Fayda için.

Fayda için yapan sadece yarar/fayda elde eder.
Haz için yapan, sadece haz/zevk elde eder.
Hayır için yapan hayır elde eder. Fayda ve haz da kendisine hediye olarak verilir.

Sanat, hayrı elde etmek için yapılmalıdır. Bu niyet ve kaygıyla yapılınca fayda da, haz da elde edilir. Bu ikisi hayrın neticesine eşantiyon olarak verilir. Ve's-selam...
 

mustafabalci_07

"Sabır" eey gönlüm...
Katılım
28 Kas 2007
#56
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

bence sanat topluma,halka,insanliga fayda getirebildigi surece onlarin anlayabilecegi seviyede yapildiktan sonra gercek gayesine ulasir.
onun icin de sanat;sanati sanatli bi sekilde toplum icin,toplumun anlayacagi sekilde yapmaktir...
 

dilmurg

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz
Katılım
15 Mar 2007
#57
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

Hayır hepsini kapsıyor zaten. Sadece fayda için yapılan sanatta haz; sadece haz için yapılan sanatta fayda bulunamayabilir. Ama hayır elde etmek için yapılan sanattan fayda da, haz da elde edilir. Daha doğru bir tabirle, fayda ve haz, hayrın sonucu elde edilir.

Kainatta anlamsız ve amaçsız hiçbir şey yoksa, sanatta da olmamalıdır. Hayrı amaç edinen bir sanat ve sanatçı hem insanlara iyiliği, güzelliği, hayrı ulaştırır hem de fayda ve hazzı.

Sadece, sanat(haz) için yapılınca toplum( fayda); toplum( fayda) için yapılınca sanat( haz) kaçırılmış olur. İkisi de dengesizliktir.

Hayrı önceleyerek, ikisini elde etmek mümkündür...
 

mustafabalci_07

"Sabır" eey gönlüm...
Katılım
28 Kas 2007
#58
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

zaten hayatimizin her safhasinda allah rizasini gozeterek amellerimizi islemeliyiz
 
Katılım
6 Ara 2014
#59
Ynt: Sanat için sanat mı yapılmalı yoksa??

10 Yıllık konu 1000 yıllık muhabbet...sonuç tabiki sanat, sanat içindir.
 

Giriş yap