Dilhun

Dîvân Üyesi
"Inter delicias semper aliquid saevi nos strangulat

Sevinçlerimizin ortasında bizi kederlendiren bir şeyler vardır."

(Melankolinin Anatomisi'nden)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Benim kurtuluşum ancak benim gibi,benim kadar kurtuluşu özleyenin bana el vermesiyle mümkün.
I.Özel-Erbain
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Hoca, medresede ders anlatırken, genç mollalardan biri parmak kaldırmış:

“Susadım hocam!”

Hoca dilin basitliğine sinirlenmiş:

“Susadım denmez... ‘Derûnum âteş-i nâr ile püryân idigünden, bir kadeh-i lebrîz âb-ı hoşgüvâr nûş eyleyerek teskîn ve bu sûret ile iktisâb-ı ferâh-ı bî-şumâr eylemeliyim’ demeliydin...”

Ve sopasını sallayarak eklemiş:

“Cahiller gibi ‘susadım’ demek olur mu?”

Aradan zaman geçmiş, bir gün sınıftaki mangaldan sıçrayan bir kıvılcım, gelip hoca efendinin sarığının kıvrımına girmiş... Yakıyor. Hocanın haberi yok.
Genç molla hemen parmağını kaldırmış:

“Ey hâce-i bî-misâl, v’ey üstâd-ı zî-kemâl, bu şâkird-i pür-ihmâl, şol vechile arz-ı hâl eyler ki; bi hikmet-i müte’âl, nâr-ı mangaldan bir şerâre-i cevvâl pertâb ile ser-i âliyyü’l âlinizdeki sarığı iş’âl eylemiştir.”

Hoca, elini başına atar atmaz sarığın tutuştuğunu anlar . Ve bağırır:

- Bre mel’un, sarığın tutuştu desene!
Kaynak :ebcedçelebi
 

Hikmet

0 rh+
508
 

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
"Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürebilecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız. Evler, tarlalar sanki sizinmiş gibi davranıyorsunuz. Her şeyin tek ve gerçek sahibinin yalnızca yüce Allah olduğunu nasıl unutursunuz? Her şey O'ndan gelip istediği zaman O'na yönelmeyecek mi? Tıpkı bizlerin de günahlarımız ve sevaplarımızdan başka hiçbir şeyi birlikte O'na döneceğimiz gibi? Din kardeşlerim, varsıllık bir insanın sahip olduklarında değil, fakat, varsılığı olmadan yaptıklarındadır. Allah'tan korkun! Allah'tan korkun! Yaşlandığınız zaman da gençken de O'ndan korkun! Güçsüz olduğunuz zaman O'ndan korkun, fakat güçlü olduğunuz zaman da ondan korkun! Güçlü olduğunuz zaman O'ndan daha çok korkun çünkü o zaman Allah da size acımasız olacak. Ve şunu da bilin ki Allah'ın gözleri bir sarayın görkemli kapılarının ardında olanı da görür, bir kulübenin kerpiç duvarları arkasındakileri de. Sarayların duvarları arasında neler görüyor acaba?"


Afrikali Leo / Amin Maalouf
(s. 44)
Afrikalı Leo yu okumak gerekir.
 
Ü

Üye silindi(kendi isteğiyle)

Nerede doğduğunu bilmeyen,nerede öldüğünü de bilemez. “Rahim”de doğduğunu bilen “Rahman”a kavuşacağını da bilir. Nerede doğduğunu bilmeyen,ne olduğu belirsiz yataklara dayar sırtını. Nerede doğduğunu bilmeyenler,nerede doğduğunu bilenlerden öç alırlar.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Nerede doğduğunu bilmeyen,nerede öldüğünü de bilemez. “Rahim”de doğduğunu bilen “Rahman”a kavuşacağını da bilir. Nerede doğduğunu bilmeyen,ne olduğu belirsiz yataklara dayar sırtını. Nerede doğduğunu bilmeyenler,nerede doğduğunu bilenlerden öç alırlar.
Hocam kitaptan bir kesit dediğiniz için kitaplardan kesitlerin paylaşıldığı bu başlığa aldım bu iletiyi
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Bu ne biçim bir dünya! Gene de dengeyi bozmadan yaşayabiliyor bu adam. Hayır Milena, dengeye dil uzatmamamız gerekir!

Milenaya Mektuplar.(seviyorum kafka kafasını)
 

adlena

Dîvân Üyesi
Demem o ki, şiir ve öykü okuyalım, günlük tutalım, iç dünyamızla konuşalım. Hikayemizi içtenlikle dinleyecek dost gönülleri bulalım.
İnsanın ruhsal şifası kendi hikayesini derli toplu anlatabildiğinde başlar.
K.Sayar
 

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Hikayemizi yazımızı öykümüzü şiirimizi içtenlikle dinleyecek dost gönülleri bulmak zor...!!!!!!!
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
54aa47aff493b8238429e562.jpeg

Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı…

İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı…Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:

“Ben bu resmi daha önce gördüm…”

‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.

‘Üç yıl önce’ dedi adam.. ’Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’

-İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır.

Paulo Coelho
 

adlena

Dîvân Üyesi
Eğer bunca erdemi kendilerinde barındırıyorlarsa gösterişçilik yapmamak adına, barındırmıyorlarsa samimiyet adına susmaları gerektiğini düşünüyordun o vaizlerin. Hakikatin, diyordun, iki gerçek taşıyıcısı çocuklar ve delilerdir.
Onların konuşarak yaklaştığına âkil olanlar susarak yaklaşabilirler ancak.
Oysa, diyordun, ahlakın ön koşulu susmaktır. Susmadan çünkü eylemeye başlayamaz insan.
Felsefeden de bunun için ümidi kesmemiş miydin? Sana hep neyi düşünmen gerektiğini söyleyen, nasıl yaşaman gerektiğine gelince suspus olan, insan deneyimlerini yüzüstü bırakan felsefeden? Ahlak da vicdan gibi sürekli ve bilinçli olarak dünyaya ayak uydurmak değil, onu hayal kırıklığına uğratmak değil miydi?

Atakan Yavuz / Dünyanın Rengi
 
Son düzenleme:

Hikmet

0 rh+
"Yalnızız ama perdelerini aralayıp kokusunu ciğerlerimize çekemediğimiz, gürültüden sesini duyamadığımız, çoğu zaman farkına varamadığımız ve izzetini, namusunu koruyamadığımız bir yalnızlığı yaşıyoruz. "

Mustafa İbakorkmaz / Yazarlık Üzerine Notlar
 

adlena

Dîvân Üyesi
“Hepimiz bir şekilde mahpusuz.
Sadece avlularımız farklı.
Kimimiz beş metrekarelik alana hapsolmuşuz,
kimimiz beş bin metrekare alana.
Kimimiz başkasının çizdiği sınırlar içerisinde volta atıyoruz,
kimimiz kendi çizdiğimiz sınırlar içinde.”

Delinin Biri / E.Akyüz
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
"Akılların ilerlemesinin sonu durmaktır"
Allah Allah.
Fıkh-ı Ekber Şerhi İmam-ı Azam.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Hatırlatma

Lütfen alıntıladığınız içeriğin dış linkini değil içeriğin kendisini paylaşınız.Siyasi yazılar paylaşmamalıyız.Alıntıladığımız yazarın yazarını paylaşalım.Yayınlanan yazılardan divan sorumlu tutulamaz.

xen

Üst Alt