SEVGİMİZE GÖLGE DÜŞTÜ

Katılım
18 Eyl 2007
#1



SEVGİMİZE GÖLGE DÜŞTÜ
Bu günden sonrası karanlık …
Hep yarına erteledik yapacaklarımızı.
Boğulu camların ardından göremediğimiz yarınlarımıza sükut ile bir sünger çektik.
Ve özlemlerimizi yüreklerimize gömdük.
Utangaç gözlerimizle aramaya çalıştığımız sır perdeleri,
Gözlerimizle beraber bütün bedenimizi örten ve bize her şeyi karanlık eden mezarımız oldu.
Boğazlarına kadar toprağa gömülen taşlar kadar bile olamadık.
Onlar gömüldükleri yerde yeşeriyor, çepeçevre otların yeşilliğine boğuluyordu.
Böceklere gözle göremediğimiz nice vatan oluyorlardı.
Ya biz…….
Yaşadığımız yerde problem, öldüğümüz yerde pis kokular saçan leş oluyorduk.
Kutsal ölümle ölenler belki yeryüzünü rayihalara boğarak ferahlatıyorlardı.
Ya gerisi………..
Buruk yüreklerimizle gözlerimizi semaya açtığımızda , haber uçuran kuşların dillerindeki, sevgi terennümüne şahit olduk.
Onlar hala sevgileri ve sevdaları adına besteledikleriyle yaşıyorlardı.
Biz sevgi kavramına gölge düşüreli kaç zaman olmuştu bilmem…….
Tek düze bir yaşama, heyecansız geçen günlerin sevgisiz topraklarına açmıştık çadırlarımızı.
Bizimle beraber yaşayan insanların da dudaklarında hayat uçmuştu.
Dokunsan ağlayacak halimizle kime sevinç dağıtacağımızı zannediyorduk?
Başımızın ucunda sessizce yürüyen ve bir imparatorluk kurma gibi sinsi ve gizli emeller peşinde koşan adsız kahramanlar değil miydi?biricik katığımız olan sevgimizi solduranlar…………
Onlar değil miydi sevgiyi paçavraya çevirip eskitenler ?
Bizi hayata bağlayan bağlarımız vardı, her biri sevgiyle derilmiş….
O bağlar olmazsa hayat zindan olurdu.
Sevgi kulpundan tutarak aldığımız hayatımıza aldığımız bu gıdanın hayatımıza kattığı renkle yüceldik.
Bu sevgiyle büyüdük, çoğaldık ve yayıldık.
Bizi cennete taşıyacak olanda bu sevgide gizli olan anlamdı.
Birinin etrafında birleşmek , bilenmek ve vahdet şuuru ile şuurlanmak…
Sevgi zemininde gerçekleşebilirdi bütün bu güzellikler.
Adına “NEFİS” dediğimiz düşmanı taşıyorduk içimizde .
Damarlarımızda kanımızla beraber dolaşıyor,
Vücudumuzu baştan başa geziyordu.. anlam veremediğimiz , kabul edemediğimiz düşünceleri ilke edinenler içimizdeki düşmanla ortaklık kurduğunda, savaşı her an kaybetme korkusu sindi içimize.
Kendi kendimizle barışık değildik.
Kendi içimizde güçlü değildik.
Şu uçsuz bucaksız yeryüzünde ve gökyüzünde bir şeyleri seviyor ve onlara değer veriyorsak “bir olan” aşkına seviyor ve değer veriyoruz.
Bunun böyle olduğu zamanlarda başımız bulutlara değecek kadar yüceldik.
Biz bu ayarı kaybedeli küçüldük, cüceleştik.
Biz bu ölçüyü içimizde büyüttüğümüz nefsimizle olan savaşımızda kaçırdık. Bizi yorgun düşüren sebeplerimiz vardı…..
Sevgi kanadı kırılmış bir kuş gibiydi yüreklerde.
Zaman zaman uçuş denemeleri yapsa da nafile….
Uçamayacağı belliydi.
Gözyaşı pazardan alınmış bir bebekti olsa olsa .
O günlerde pazarlarda satılan oyuncak bebeklere ilgi büyüktü.
Yüreklerinizde sevgileri bitenler, bitmişti.
Kendilerini bir damla sudan yaratanı değil,
Benliklerine gömüp gizledikleri “NEFİS” canavarını sevenler de bitmişti.
İğreti sevgilerle avunanlar mutlu olamazlardı.
Kendileriyle ihtilaflıydılar.
Bitmek tükenmek bilmeyen bir iç hesaplaşmanın içindeydiler.
Sevgi iklimi, iklimlerin en güzeli…
Onun yeşerdiği gönüllerde mutluluk, kök salmış dallanıp budaklanmış bir ağacın altındaydı.
Ağaç, sevgi zemininde hayatta kalabiliyordu. Sevgileri olmayanlar mutlu olamazlardı.
Onun duygu yayıldığı yürekte ve bedende “NEFİS” teslim bayrağı çekmiş bir mahkumdur.
“NEFİS” kendisine iltifat edilmeyen, yüzüne bile bakılmayan zanlı, hapsedilip terbiye edilmesi gereken bir suçluydu.
Güneşin hakim olduğu güne hücum eden bulutlar havayı kararttı.
Ve……….
SEVGİMİZE GÖLGE DÜŞÜRDÜK .
Nefsimize yenildik derken içimizde mantar gibi biten iğreti sevgiler belirdi.
Ham sevgiler……
Dünya ve dünyalığa ait sevgiler……….
Aslında sevgi bize değildi.
Tutku…………
Arzularımıza ulaşalım derken ulaşmak istediklerimiz amaç halini aldı.
Tutkularımız nefsimizden aldığımız güçle bizi hatalara sürükledi.
Sevgimiz uğruna yaşadığımız zamanlar mutluyduk.
Kişi bir kere niçin yaşadığını bilmeli.
Kimin için, ne için yaşadığımızı unutalı mutluluk kaf dağının ardına saklanmış bir kaçak….
Dışımızdaki düşmanımız, içimizdeki düşmanla şimdi ortak maalesef…
Nefsimizin meylettiklerini bir düşünün ve aynı zaman da sevgimizi de nasıl yitirdiğimiz.
“ALLAH’IM !”…
Biz ne yapmışız?
Sevgimizi yitireli sevdamıza adadığımız sözlerimizin heybeti nerede?
Nerede o heyecan ve coşku!...
Kitabımızdan hayatımıza indirdiğimiz ayetlerle yaşamımızı zenginleştirdiğimiz günlerde, nefsimizin efendisi bizdik.
Nefse efendiliği kaptırınca için, için ağlayan ayetler, yüzüstü bırakılmış sureler kaldı geride………..
Yüreğimizde büyüttüğümüz tutkularımız, iman ettiğimiz değerlerimizle aramızda kalın bir duvar ördü.
Zar zor duyabileceğimiz ezanlar yanımızdaki çekiciliğini kaybetme yolunda.yol bilenlerin feryatları, kulaklarımıza zor yetişiyor.
Kardeşlerimizi duyamayacak kadar hislerimiz köreldi.
Yarınlara sakladığımı, en mahrem ve gözden ırak köşelere gizlediğimiz arzularımız, bir dokunuşla sı yüzüne çıktı.
Öldürememiştik saklamıştık sadece zayıf anımızda beliriverdi bir bir.
Müzik tutkumuz, moda hevesimiz konfor hasreti, dünyalık adına ne varsa…
Meğer saklanmıştık bir taraflara nefisle olan savaşı kaybedince maskemiz düştü……
Hani itaat edecektik,iman ettiğimiz düsturlara .
Kitabımız ışık tutacaktı bize ve emrolunduğumuz gibi dosdoğru olacaktık.
Hani göz yaşlarımız?...
Yanaklarımızı yalayıp yere düştükleri yerde laleler yeşerten göz yaşlarımız…
Hani biz olacaktık.
Benzemeyecektik başkalarına.
Rüyalarımızda görmek isterdik RASULÜsav onun için bin bir dua ile yatardık yatağımıza.
Yatağımızda bir tesbihimiz bulunurdu, her uyanışta emek içim sevgimiz aydınlatırdı odamızı.
Aşkımız bizi mi’rac taşırdı.
Ne oldu bize ?
Savaşı nerede kaybettik ?
Kendimiz nerede unuttuk?
Kavramlar bir bir gömlek değiştirdi.
İçini dolduramadığımız kavramları çerçeveledik hayat duvarımıza.
Dönüş vakti geldi.
Sevgi yuvamıza geç kalmış değiliz.
Ayağımıza geçirilen nefse esaret zincirini kırma zamanı….
Harabeye dönen yüreklerimizi sevgi iklimi ile ilkbahara dönüştürme ve özlemini duyduğumuz saadet günlerine geri dönme isteğiyle dopdoluyuz.
Bu isteğimiz yüreğimizde sönüp gitmeden ilk adımı atmanın zamanı …
Bu istekle yanıp tutuşanlara SELAM OLSUN……..

VESSELAM...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap