Sezai Karakoç

  • Konbuyu başlatan TILSIM
  • Başlangıç tarihi
T

TILSIM

#1
Kitabın Adı: Kırk Güzeller Çeşmesi
Yazarı: İskender Pala

Kırk Güzeller Çeşmesi İskender Pala'nın eşsiz yorumuyla kaybettiğimiz değerlerimize ışık tutuyor. 40 hadisin ışığı altında, nezaket, haya,merhamet,sadakat,gözyaşı,kanaat vs. gibi kavramlar şiirsel bir dille yoğuruluyor...

Tavsiye ederim...
 
Katılım
8 Mar 2007
#2
Çalışmalarım gereği Sezai Karakoç'un düşünce eserlerini ve toplu şiirleri 'Gün Doğmadan'ı incelemekteyim. Düşünce eserlerinin hepsini tavsiye etmekle birlikte Yitik Cennet, İslam'ın Dirilişi, İnsanlığın Dirilişi, Kıyamet Aşısı'nı kesinlikle görmenizi öneririm. Eğer imkânınız var ise bütün külliyatı okumanızı tekrar öneriyorum..selâmetle..
 
Katılım
10 Nis 2007
#4
Ynt: Sezai Karakoç

beni en çok "yitik cennet" etkilemişti.."yitik cennet"i okumanızı ben de tavsiye ederim..

yitik cennet'ten birkaç not..


- çocuk eşyayı ilk sıralar kendi beninden ayıramaz. iç ve dış ayırımı yoktur onda. kendi beninde dış aleminde farkında olmamasındandır. çocuk büyür ve metafizik bir anonimlik içindedir. adem'in cennete yaşadığının bir minaytürünü yaşamaktadır. hep tatlı ahenklerden örülü bir musikinin içinde erimektedir. varoluşunun tadıyla sarhoştur. ama onu daha ilerilere götürmek için bir gün uyandırırlar; onu bu halde komazlar. çocukluğun bitiş gongu çalar birgün. buğdayın sertliği dişine dokunur ve o bu sertliği duyar, bu dokunuşu farkeder.

- edebilikten bir parça olan adem'in hayatına buğday faniliğin mayasını katıyor böylece edebilikle faniliğin karşılaşmasından insanlığın varoluş dramı doğuyordu.

- adem için hayat "oluş" olmaktan çıkacak, "varoluş" olacaktır.


- Adem düşten uyanınca veya uyandırılınca düşle birlikte daha doğrusu aynısıyla birlikte, düş dışını, düş ötesini ve düşün karşıtını da yaşayacak, böylece yaşantısı tam olacaktı.
 
S

SERTER

#5
Ynt: Sezai Karakoç

ulya -sezai karakoç- okumuştum ama .bunu atlamışım_ben meğer hiçbirşey okumamışım bu güne kadar......-
hemen not aldım alıcam bu kitabı mutlaka. "Allah senden razı olsun ,cehaletten kurtardın birnebzede olsa beni"
 
S

SERTER

#6
Ynt: Sezai Karakoç


yitik cennet'ten birkaç not..



- adem için hayat "oluş" olmaktan çıkacak, "varoluş" olacaktır.


off nasıl bi cümle .bunasıl anlamak- bu nasıl anlatmak.
varya tüm iştahım kaçıyo böyle şah esr cümlecikleri görünce (bişiy değil fırın sayısı artıyo edip olabilmek için :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#7
Ynt: Sezai Karakoç

Yitik Cennet gerçekten okumaya değer bir eser. Sanırım 3 yıl kadar oldu okuyalı. Eski defterlerimi karıştırırken kitaptan aldığım türlü türlü notlar çıktı karşıma. İşte bunlardan iki küçük bölüm:

"Daha dünyadayken dünyadan çıkmak gerek,ölmeden önce ölmek gerek. Ölümle gelen gelmeden, ölümün bütün şartlarıyla varoluşu kucaklar ve sararsan, ölüme en yaklaştığın yerde özleyişin gözden inci gibi yaşlarla aktığını görür ve gönlünün doğusundan sevgi güneşinin yükseldiğini farkedersin."

"Dünya bir köpüktür, Evet ama hakikat denizinin ve sonsuzluk ummanının üstünde. Onun dalgalarının çocuğu olan bir köpük. Deniz dalgalanmasa bu köpük olmayacaktır. Ama dalgalanmadıkça deniz deniz olacak mıdır? "
 
S

SERTER

#8
Ynt: Sezai Karakoç

ulya sayesinde taddım ben bu eseri. burası sırf sezai olsun ya ondan şiirler yazılar yazlım. devamını bekliyorum harika valla

benbir şarkı benbir türküyüm
ben meryemin ynağındaki bir tüyüm
Beni bir azizin nefesi uçurur
içimde allahın korkusu durur
cic ayaklarım iplikle bağlı
"ben onun sılası kendimin gurbetiyim"
 
Katılım
27 Mar 2006
#9
Ynt: Sezai Karakoç

Leyla Köşesi

Bir de bakalım Leyla köşesinden
Aşkın kadın adlı penceresinden
Bırakmıştı kendini yazılmış olana
Susmak ve konuşmamak denen cana
Evlenmişti ve görünüşte mutlu
Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu
Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta
Kalbi kurcalıyordu hala
Mecnun ne olmuştu neredeydi
Nasıldı ne yapıyordu hali neydi
Geceleri loş gölgeler arasında
Kum tepelerinde ay yarasında
Mecnuna benzeyen hayaller olurdu
Bu anlarda sanki kalbi dururdu
Bitmiş olan bir daha mı başlayacak
Ne çare başlayan başlamamış
Bitmiş bitmemiş olacak
Gibi gelirdi Ona
Ürküntü geçmiş ama erememişti huzura
Karanlık bitmiş fakat erememişti huzura
Ay tutulmuş tutulmuş kurtulmuştu
Gçnlu zaman zaman tutmuştu mustu
Gün kırmıştı siyah çerçevesini
Yarmıştı ışıkta ötesini berisini
Baskın korkusuyla ürperen çadırların
Bugün düzen ve güven, ama yarın!!
Yarına bir güvence olmayan
Neye yarar böyle bir şimdiki zaman
Acıyla da olsa dopdolu olan hayat
Boşalmıştı zemberegi boşalmış bir saat
Gibi. Dönmüştü bomboş bir kagıda
Agızdaki tad benzemiyor eski tada
Irmak kurumuş rüzgar esmiyor
Yakıcı güneşi bir parçacık bulut örtmüyor
Arzu ve korku iki karanlık duygu
Yüreginde birbirini kovalayıp duruyordu
Ya bir gün geri dönerse Mecnun
Yine altüst olursa ortalık bütün
Daha mi iyi olur daha mi kötü bilmiyordu
Bir umut vardı gönlünde eksilmiyordu
Sonra kızıyordu kendine kınıyordu kendini
Kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini
Eski oldu diyelim ama neydi yeni
Ve nasıl eskitmeli eskimiyeni
Nasıl öldürmeli ölmeyeni
Nasıl diri sayarsın ölü olanı
Eski bir zehirdi belki ama yeni
Andırıyordu tatsız tuzsuz bir yemegi
Beklemek neyi bekledigini bilmeden
Gün günü ay ayı kovalarken
Beklemek bir vaktin dolusunu
Öç alan kaderin zalim oyunu
Her şey akılla kurulu akılla düzgün
Ama aklın içinde olmalı baharat gibi
Bir parça delilik
Oysa mecnun almış bütün deliligi gitmiş
Kupkuru bir hayat kalmış ve adeta oyun bitmiş
Arzulanan zenginlik, at kumaş ve ziyafet
Yetmez olur insana bir gün elbet
İnsan hep birşey umar bekler
Ne oldugunu bilmez fakat
Fakat sonradan duruldu Leyla
Tevekkülle huzuru buldu Leyla
Ruhta kopan fırtınalar dindi
Gökten gönle sükunet indi
Anladı ki acı tatlı soguk sıcak
Geçmiş ve gelecek ayrılmak ve kavuşmak
Hep aynı varoluşun dönüşümleri
Aydınlanışları ve sönüşümleri
Her şey havada döner durur
Sonunda Tanrı varlıgında yok olur
Ruh hürdür vücut esir
Ruh baldır beden zehir
Ruh hürdür Tanrı aşkıyla
Baglı degil yer ve zaman kaydıyla
Farketmez gelse gelmese Kays (Mecnun) Ona
Gitse gitmese Ona Leyla
Tanrı katında buluşmuşlardır
Hakikat yurduna kavuşmuşlardır

Sezai Karakoç
 
Katılım
29 Ağu 2007
#10
Ynt: Sezai Karakoç

Kardelenciğim hoş bir paylaşım olmuş; ama ben hep Mecnun olmak istemişimdir.Leyla nın gözünden aleme bakmak boş gelir bana.
 
Katılım
27 Mar 2006
#11
Ynt: Sezai Karakoç

Sayihciğim bence leyla olmaktır önemli olan yani "onun sayesine mecnun olmuştur zaten mecnun olan"... :)
 
Katılım
29 Ağu 2007
#12
Ynt: Sezai Karakoç

Leyla saadece bir basamaktır
Amaç ilahi aşka ulaşmaktır
 
Katılım
29 Ağu 2007
#14
Ynt: Sezai Karakoç

Mecnun a mecnunluk yazılmışsa Leyle ya ne ki
 
Katılım
27 Mar 2006
#15
Ynt: Sezai Karakoç

Bir kere Leyle değil lütfen doğru yazalım.. Sonra, mecnun a mecnunluk yazılmış fakat bunu tek başına yaşayabilecek kadar yeterli olsaydı Leyla ya da Leylalık verilmezdi...
 
Katılım
29 Ağu 2007
#16
Ynt: Sezai Karakoç

Mecnun ve namaz kılan derviş
Kays, bilinen adıyla Mecnun, Leylâ'nın aşkından kendisinden geçip yarı meczup bir halde çölde giderken, namaz kılmakta olan bir dervişin önünden geçer. Derviş hemen namazını selamlayıp, Mecnun'a "Namaz kılan birinin önünden geçilmez, bunu bilmiyor musun?" diye çıkışır. Mecnun cevap verir "Ben Leylâ'nın aşkından öyle bir hale geldim ki, senin burada namaz kıldığını görmedim bile, sen nasıl bir aşkla namaz kılıyorsun da benim senin önünden geçtiğimi görüyorsun?"
 
Katılım
29 Ağu 2007
#19
Ynt: Sezai Karakoç

Sonuçta vuslata vesile olan Leyla ise her vesileye Leyla diyebilir miyiz?
 
Katılım
29 Ağu 2007
#20
Ynt: Sezai Karakoç

Dilşat arkadaşımızın bu konu hakkında donanımlı olduğunu düşünüyorum.Onu ve bu konuyla donanımlı arkadaşları bekliyorum.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap