Siz hangi tür kibrit çöpüsünüz hiç merak ettiniz?

Katılım
8 May 2007
#1
Ben kibrit çöplerini insanların
Yaşantılarına benzetirim.
Kibrit kutusu insanın yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma.
Bazı kibrit çöpleri vardır bir amaç için yanarlar,
Kimi bir sigara yakar,
Kimi bir ocak,
Kimi boş yere yanıp tükenir
Hiçbir işe yaramadan.
Kimi ise bir ormanı, bir evi,
Büyük bir alanı yakar kül eder, kendisiyle birlikte.
Kibrit kutusunu açıp baktığınızda hepsi aynı gibi gözükse de birbirinden farklı kibrit çöpleri vardır.

Bazıları yanamayacak kadar incedir.
Yakarken kırılır zannedersiniz ama bilircisiniz en iyi onlar yanar.

Bazıları da epeyce kalın, zannedersiniz ki yanınca yeri göğü yakacak ama yakınca bir bakarsınız fıs diye bir ses çıkarır kendisini bile yakamaz, sadece ucundaki kimyasal madde alev bile almadan kararır gider.

Kimileri eğri büğrüdür ama yine de bir kibrit çöpünden beklenen fonksiyonları eksiksiz yerine getirirler.
Her zaman en üstteki kibrit çöpleri ilk önce yanar.

Bir büyüğümüzün çok sevdiğim bir lafı vardır.
Bir ağaçtan binlerce kibrit çöpü çıkar, bir kibrit çöpü bir ormanı yakar.

Yanıp bitme hayatin bitmesi gibidir, ucundan başlar yavaş yavaş dibine doğru sonunda kapkara bir şey kalır.

İşte insan yaşamı da bu kibrit çöplerine benzer, kimi insanlar vardır kötü işler yaparlar, orman yakma misali, kimi insanlar vardır, kendinden beklenileni asla yerine getiremezler, kalın kibrit çöpü gibi kendi kendilerini yok eder giderler, kimi insanlar vardır bir lambanın fitilini yakarlar kendileri yok olup gitse de ışığı kalır.

Yanıp bitme hayatin bitmesi gibidir, ucundan başlar yavaş yavaş dibine doğru sonunda kapkara bir şey kalır.
İşte insan yaşamı da bu kibrit çöplerine benzer, kimi insanlar vardır kötü işler yaparlar, orman yakma misali, kimi insanlar vardır kendinden beklenileni asla yerine getiremezler, kalın kibrit çöpü gibi kendi kendilerini yok eder giderler, kimi insanlar vardır bir lambanın fitilini yakarlar kendileri yok olup gitse de ışığı kalır.

Bazı kibrit çöpleri de aykırı insanları ifade eder tüm kibrit çöpleri Ayni yöne bakarken onlar tam tersine bakar kutuda. Kutu açıldığında ilk önce onlar göze çarpar ve herkesten önce yanarlar.

Bazı kibrit çöpleri de aykırı insanları ifade eder tüm kibrit çöpleri Ayni yöne bakarken onlar tam tersine bakar kutuda. Kutu açıldığında ilk önce onlar göze çarpar ve herkesten önce yanarlar.

Aykırılık başa beladır. Bazı kibrit çöpleri birbirine yapışmıştır. Dikkat ederseniz onlar da kafadar insanlar gibidirler. Kanka misali biri yanınca diğeri de yanar. Ama en tehlikelisi kendiyle birlikte kutuyu da yakan kibrit çöpleridir. İçinde bulundukları toplumu çökertirler.

Bazı kibrit çöplerinin ucunda kimyasal maddesi yoktur. Ne yaparsa yapsınlar yanamazlar. Toplumun içerisinde ot gibi yaşar giderler. Toplum nereye, Onlar oraya.
Acaba!...
Siz hangi tür
“kibrit çöpüsünüz hiç merak ettiniz mi?


alıntıdır...
 
Katılım
25 Haz 2007
#2
Ynt: Siz hangi tür kibrit çöpüsünüz hiç merak ettiniz?

gerçekten çok güzel bir benzetme.
 
Katılım
8 May 2007
#3
Aşk Ayakkabidir...


Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler.. Bütün
ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı
ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz.

İçinizin acılarını, sıkıntılarını, kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de huzur verici ve güzel" bir aşk ararsınız. Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...

Bazıları çamur yağmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır.
Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur" ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.
Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla" seçmezseniz,
tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde NASIR oluşabilir.

Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için"zamanla açılır" diyen satıcıya inanarak alırsanız, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar. Ruhunuzu daraltan bir aşk icinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizde olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.

Aşık olabileceğiniz insan türü, tıpkı ayakkabılar kadar değişik
stillerde, farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"...

Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" gibi yaşayanlar,
aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici ve rahat kişileri
bulurlar.

Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik
ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence
zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.

Bez "ayakkabılar gibi kısa omurlu" tatil aşkları ise hemen
herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
"Marka" ayakkabı alır gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi
durumuna "tutulan" aşıklar görürsünüz.
Katı plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi mantık süzgecinden
geçirip "işe yarar"
biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.
Ayrıca ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafı" olup evine
sayısız
çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı zamanda "değişik" türde
aşklara da
zaafı olduğu söylenir. Evet, aşk "ayakkabıdır"
aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor" kullandığınız zaman
kolayca
eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen
göstermediğiniz
zaman kısa sürede "eskitirsiniz".
Ve nasıl ki "delik" bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde
yalnızca
"bir miktar" ömrünü uzatmış olursanız ; "delik" bir aşkı onarmaya
kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!

CAN YÜCEL...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap