Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Bireysel mantık ve vicdana bir toplumun geleceği nasıl emanet edilebilir?

Bu soruyu bana nasıl sorarsın? ve bu sorunun içinde bilmeyen insan değil , dahaçok hesap soran insan havası var, bu da birşeyleri yorumlayıp kendince cevaplamış olduğunu gösterir.
Giderek beni anlamayor oluşuna vereceğim bu sorularını.

Sen cevabını söylermisin bana Bireysel mantık ve vicdan toplum üstündeki etkisine dair.
Yoksa Toplumun Topyekün birden değişeceğinemi inanıyorsun?
Sen inkılapmı istiyorsun?
yoksa neron la ilgili bir takıntımı bu?

Acele cevap;....
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Hesap sormak ve anlamamak, "mü'min mü'minin ayansıdır"a bırakıyorum bunun cevabını..
Ben seni çok iyi anladım merak etme hatta soruyu sorarken nasıl anlayacağını bilecek kadar.. Şöyle sorayım: Bireysel vicdan ve mantık neye göre oluşuyor?
 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Neye göre olacak tabiki İçinde yaşadığın "Toplum"a göre.

Vicdan "ayıplanma korkusuyla" paralelik gösterir. dersem ne dersin?
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Ayıplanma ya da ayıplanmama; sürekli soruyorum ya nasıl; sadece sözde kalmayan hakiki bir vicdana ve mantıklı mantıklara sahip bireylerden müteşekkil bir toplumu nasıl oluşturursun? (sosyal bilimlerle ve Batı'nın metodlarıyla birlikte)
 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Evvela İKİ Rekt namaz kılan ve mercan dede "Ney" resitali dinleyen "uçmaya" kalkmayacak.(bak bu çok önemli)

Mikrofonu uzat şöyle bir soru sor bize ; Aşk nedir? de , bu forumdakilerde dahil,Hepsi Aşkı öylebir anlatırlar ki - derin, ulaşılmaz, büyük kavilinden kelimeler sarf ederler.En komiği; bugüne kadar gerçek aşkı bulan pek azmış ??? Arkadaş sen tarifliyemiyorsun ki aşkı , gerçeğini , sahtesini nasıl bildin?
Kişinin ; gerçek yada "çakma" aşk bulduğunu nasıl anladın bre arkadaş, pesss . Ne biliyorsun Mecnun'un helak olmadığını?(kedi misali bir aşk hikayesi :) )ozman sen "erdin sırrın kemaline" hiç ünüv vs... okuma :D

Aşk Divan edebiyatının Fenomeni olmuş.( Bu sözü unutma, birgün biyerde duyacaksın :)Aşkı okadar ulvi bir yere koyduk ki aşık olmaya korkuyoruz yada olamadığımızı zannediyoruz. yahu Eşrefü Mahlukat değilmi insan, Yer yüzünde Rabbül Aleminden Gayrı herşey ona hizmet halinde değilmidir? cebrail Efendisini Ağacın altında beklerken ağaç olmadımı :) Hadi girseydi ya bir adım içeriye

O halde neden aşkı yakıştırmıyorsunuz bize, bulan çok az bilen hiç yok feksefesi :D


Şuda çok önemli bir konu;
"Fütuhat ehlinin halleri" ile amel edilmez, zira onun mecnun hali bağışlanırda, senin zorlama ve gereksiz hareketlerin iman ve itikadını sarsa bilir,değerini düşürebilir.Fütuhat Ehlinden Kastımız malumunuz.

Misal;

Dağın başında namaz kılarken yanına yaklaşan haşereye Hangi eylemi uygularsın ve uygulacağın eylemde aldığın kararı hangi kabiliyetine bırakırsın?
Aklimi?
Kalbimi?

Akli yani (Fıkıh) "öldür" der değilmi?

Tasavvufçular; "bırak ısırsın seni, O Allahın Buyruğudur bize musallat olan" der ve hepimizi ağlatır :) bizde derizki "yav ne büyük kul anlayışı ve teslimiyet"

Sonra seni akrep sokar direk intihardır ve İntihar edenin hükmü malumunuz...

Bu iki ayrımı İmam Rabbani Harika açıklamış . Bence o büyük zatların eserlerini okuyup öyle iman ve itikat düsturu elde etmeliyiz. sonradan belirli cemaat ve cemiyet düsturları , dine ve onun unsurlarına ciddi arızalar verdiği kanısındayım.

Sağ olsun Osmanlı yüzünden halktan kopan bilim adamları ve Rahle sahipleri son 200 yıldır halka inmeye çalıştırlar ki Yakup kadri "YABAN" romanında içler acısı bir halde bunu gözler önüne serer.

Bu gün Tavuk kesmek de bir nevi kurbandır dersen , onlarda Kredi kartıyla kurban almaya başlarlar.
Neden Kurban Kesmenin bir dini ritüel oluşunu değil İçimzdeki "zenginlik alameti" kibiri ile yaklaşırız.
Ben Türkiyede ve diğer müslüman ülkelrde kurban adı altında kesilen hayvanların pek azının halis niyetle kesildiği kanısındayım.Hacıların kuma gömdükleri kurbanlar malumunuz.
Birader kalplerinimi gördün diyeceksin değilmi? hayır itikada karşın alametleri bunu belirtiyor.

Deriz ya meşhur "ibadette kabahatte gizlidir" münafık vari bişiy yani :D Müslüman İman ve itikadının alametlerini göstermelidir.

Bend derimki kurban farz değildir git akrabanı ziyaret et yada miktarınca yetim doyur.
Buna bir başkası karşı çıkar yuhalar vs...

Osmanlı'da bütün vebal günah Osmanlıda ben sana söylüyorum.
...
Toplumu bir bilim metoduyla dizayn edemezsin keza bilim Toplumun çocuğudur O doğurmuştur sonradan çocuğa yetim muamelesi yapsada. :)
Bu senin söylediğin mevzuyu diğer başlıkta BAtı-islam., başlığında son yazımda açıkladım.

Reform(Din adamlarındaki) Şart hadi artık bitirn okullarıda gelin Bu Toplum Sizi bekliyor aç ve suzuz.
 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Bir şey daha

Bu soruyla;
Bireysel vicdan ve mantık neye göre oluşuyor?

bu soruyu;
sadece sözde kalmayan hakiki bir vicdana ve mantıklı mantıklara sahip bireylerden müteşekkil bir toplumu nasıl oluşturursun?

Kast ettiğini söylersen tepemi attırırsın ha ???
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Mahşer' Alıntı:
Her sorunun cevabını bilimsel olarak aramak irticamıdır?
tüm suallerimizin cevabını kıyamete kadar tek bir kaynaktan alabiliyorsak nasıl oluyor da .Bilime irtica ediyoruz?şahsımca bilim mucizelerin açık delili değil mi?
biz ne umuyoruz?
Sen soruları sakla dersin ama saklayamadım yine:)
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Saniye gün farkına binaen :(

Mahşer' Alıntı:
Bend derimki kurban farz değildir git akrabanı ziyaret et yada miktarınca yetim doyur.
Buna bir başkası karşı çıkar yuhalar vs...
Bunu sen mi dersin yoksa faraza mı? Burası önemli cümlenin ikinci kısmını belirlemesi adına :)

Mahşer' Alıntı:
Her sorunun cevabını bilimsel olarak aramak irticamıdır?
Bence evet çünkü tüm radikalliklere karşı çıkma konusunda radikalim..

Evla sorunun muhatabı olmam gerekmiyor sanırım birşeyler söylemek için.. Bilime irtica etmekten neyi kastediyorsun?
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Kendimi riske atıyorum :)

Aydınlanma devri sonrası değişen dünya görüşüyle birlikte din ile sosyal bilim arasında yalnızca mekanik bir ilişki olabileceği, başka bir ifadeyle birisinin yükselmesiyle diğerinin düşüşe geçeceği şeklinde bir düşünce geliştirildi. “Sekülerleşme” diye bilinen bu iddia modern toplumun ürettiği mitlerden bir yenisiydi. Oysa din bütün hâlindeki insan bilincinin ayrılmaz parçalarından biriydi ve günümüz sosyolojisinin önemli isimlerinden Robert B. Bellah’ın belirttiği gibi sosyal bilimin dini bir doğası vardı.
Aydınlanma’nın sonucunda dinin varlık âlemine dair iddialarının bulunması dolayısıyla ona karşı çıkan tabi bilimlerden sonra sosyal bilimler dini tenkit eden ikinci bir rakip olarak ortaya çıktı. Freud terapistin muayene sedirinde öleceğini iddia ettiği dini “nevrotik illüzyonların en büyüğü” diye nitelendirirken Marks onun “afyon” olduğunu ileri sürüyordu ancak bütün bu gelişmeler sonucunda Aydınlanmacı zihniyetin bazı boşlukları zuhur etmeye başladı ve artık dine yeni bir perspektiften bakmak gerekiyordu.
Freud’un “bilinçaltını” keşfetmesi, Durkheim’ın “ortak coşkudan” söz etmesi ve Weber’in “karizma” kavramını türetmesi konunun en dramatik sayılabilecek örnekleri arasındaydı. Zira aklî tahlile tabi tutulması mümkün gözükmeyen bilinçaltı bilincin ötesinde aklî olmayan kuvvetlerin varlığını kabul etmek anlamına gelmekteyken toplumu meydana getiren kişilerin zihinlerinde bulunan bir ortak temsiller ve semboller sistemi şeklinde tanımlayabileceğimiz ortak coşku bilinçaltının toplumdaki yansımasıydı. Hatta ona Bellah’ın ifade ettiği gibi sosyal bilinçaltı bile denilebilirdi. Weber’in karizma kavramı ise bugün neredeyse popülarite ile aynı anlama gelen kullanımının aksine geleneksel dinlerde kullanıldığı gibi ilahî bir kabiliyeti yahut inayeti ifade etmekteydi. Üç kavramın her biri de Aydınlanma’nın standartlarına uymayarak insanın akıl ile anlaşılamayan derinliklerine işaret ediyordu. Bir başka ifade ile sosyal bilimciler insanın gayri aklî faktörlerini dikkate almak zorunda kalmışlardı. Ancak ne yazık ki bu durum sosyal bilimlerin sonraki temsilcilerinde gözlenemedi. Nitekim sosyal bilimler pozitivist ve pragmatist söylemlerden ibaret bir bilim hâline geldi. Bu yeni söylem dinin tam karşısında durmaktaydı ve din ile bilim adeta birinde meydana gelen değişmenin anında diğerine de yansıdığı bir savaşın eşiğine geldi. Örneğin fundamentalist din anlayışı karşısında fundamentalist bir bilim buldu.
Günümüze yaklaştıkça şiddeti azalmış gibi görünen bu savaş, aslında birinin diğerini yok saydığı bir ayrışma şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Peki, bu ayrımın ortadan kalkması ve bütünleşmenin sağlanması mümkün müdür? Elbette bütünleşmeden kastedilen gayeleri ve sınırları birbirinden farklı iki sistemi tamamıyla birleştirmek değildir. Ancak ikisi de aynı yaşam alanının farklı parçaları konumundadır ve bütünün meydana gelmesi için birinin diğerini tamamlaması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle din ile sosyal bilim ilişki kurmaya mahkûmdur. Nitekim sosyal bilim insanı bütünüyle kavrama yolunda ilerledikçe geleneksel düşüncenin yerine getirdiklerini üstlenmeye, din de insanı anlama noktasında sosyal bilimlerin yaptığı katkıya ilgi göstermeye başlamıştır. Aslında bugün birçok sosyal bilimci de din ile bilimin ilişkisinden çok şey öğrenileceğini kavrama yolundadır.
Din üzerinde araştırma yapacak kişiler çift taraflı bir vizyonla hem dini üzerinde çalışılacak bir nesne şeklinde düşünmeli, hem de bunu yaparken kendisini dini bir özne biçiminde görmelidir. Zira ne bilimsel çalışmalar ve onların metotları insanı bir bütün şeklinde (kısmen dini bir varlık) görmekten alıkoyabilir, ne de sosyal bilimlerden uzak kalınarak bugünün insanı, dünyası ve dini inanışı anlaşılabilir.
 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

yok ben yazımla ilgili değil parağraf sonunda anlam bütünlüğünde sanki yazarın konusuna olan hakimiyetini elinden almış..
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Mahşer' Alıntı:
yok ben yazımla ilgili değil parağraf sonunda anlam bütünlüğünde sanki yazarın konusuna olan hakimiyetini elinden almış..
Gıcık demeni bekliyordum ama bu defa beceremedim :) (Yazıma müdahale etmediğini anlamıştım)
Yazar=ben oluyorum galiba bunu yazdığım zamanlarda (2-3 yıl kadar önce) konuya yeni yeni hakim oluyordum ondandır. Ama bu bütünlük konusunu biraz daha açarsan beni memnun edersin ;)

Bu arada yazıdaki fikirler konusunda bir açıklama yapmam gerekirdi; emin değilim ama sanırım Bellah'ın bir makalesinden esinlenmiştim, yazının altına not düşmeyi unutmuşum, notlarım yanımda olmadığı için bakamadım. Bilgi hırsızlığı yapmayalım mübarek günde :)
 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Anladım ve Bellahı'ı da (ya sen hakkaten malkom x olmayasın :D )

Bir film izlemiştim "Goya'nın Hayaletleri (Goya's Ghosts)" Fundamental(ist) bir rahibin seküler liberalizme geçişi ve giyotinele son bulan bir sıçrayışın dramını hazin ama gerçekçi bir üslupla anlatan bir film tavsiye ederim...
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

İşte film fundamentalist din karşısındaki fundamentalist bilim anlayışının en güzel örneklerinden biri ;) Adam içindeki potansiyel fundamentalistliği nereye yönlendireceğini bilememiş o kadar :D
 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

Filmi izlemeleisin bence skolastik kilse (klişe ;) ) papzından fransız ihtilali neticesinde liberalizme kayışı sonra papza kayış desem ayıp mı olur :D
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Sosyal Bilim-Din İlişkisi

İzledim ya hu o yüzden diyorum zaten, hatırlamıyor musun adam Fransa'ya kaçtıktan sonra nasıl da bağlanıveriyor Napolyon yönetiminin temellerine (fundamental) ;)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap