teviller.

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
ve aleyküm selam.

cündioğlu felsefeci en azından verdiği görüntü öyle. cündioğlu hakikatı arıyorum derken hakikat dediğimiz şeyin "ne"liğini bulmaya çalışıyor. his/duyu yolu ile değil; muhayyile ile değil; ancak akıl yolu ile özgür bir şekilde hakikati bulurum ve onun neliğine ulaşabilirim iddiasında her felsefeci gibi. his ve muhayyileyi mahdut görüyor hakikate ulaşmakta. (his, muhayyile, akıl tasnifine daha sonra geleceğiz) bu öyle bir bakışki senin ve benim yaşadığımızı iddia ettiğimiz islam ve o islamın emir ve yasakları sadece birer kabuk varsayılıyor. dücane beyce o kabuk varsayılan şeyin hakikate götürebilme ihtimali neredeyse yok. eğer böyle bir ihtimal olsa idi orucun sebebi düşünme mekanızmalarını harekete geçirmektir diyebilir miydi ? hadi dedi diyelim yalınız oraya çakılı kalır mıydı? dücane bey böyle ya ismet bey? o dahi aynı hataya düşüyor. bu iki ismin ve kafaları benzer şekilde çalışan sair isimlerin hatası kabuğa kıymet vermemeleri. bu neye benziyor biliyor musunuz? suyun terkibi olan 1 oksijen ve 2 hidrojen atomundan birini diğerine tercih etmeye. birini diğerine üstün tutmaya. su, neliğine dair bir bilgi sahibi olmak için parçalandığı vakit oksijen ve hidrojenden bahsedilir. şimdi şöyle bir sual isabetli midir acaba: sudaki atomlardan hangisi daha önemlidir? böyle bir sual saçmadır. sualin saçmalığı istinad noktasının hidrojen ve oksijenin adetleri olmasından. hal bu ki su tam kıvamında bir araya gelmiş parçalara sahib bir bütündür. bu bütün öyle bir bütündür ki onu oluşturduğu düşünülen parçalardan birine yapılacak bir müdahale suyu yok eder. bütün işte bu sebebten parçalanamaz. parçalandığı vakit ortaya artık başka bir şey çıkar. bütün, parçaların bir araya gelmesinden oluşmuş şey değildir. bütün, parçalardan oluşmaz o parça denilen şeyler arasında muhkem bir irtibat vardır. o irtibatı kopardığınız an elinizde bütün diye bir şey kalmaz. mesela ben göz, kulak, burun, ağız, ten, iskelet, mide, bağırsak, karaciğer ve sair şeylerin oluşturduğu bir şey miyimdir? bu suale evet demem işin aslı kimse evet demez, diyemez. bir bütünün ne olduğu anlamaya çalışılırken "bütün fikri" ıskalanırsa bütünü oluşturduğu iddia edilen parçalara müstakil birer şahsiyet atfedilir ki feci hata olur. zira canına yandığımın parçası bütüne aittir bütünü oluşturmaz. hz. Ali (k.v) "parça bütünün habercisidir" buyurmuş. bütüne ait parçaya bakıp bütüne dair fikrimizin olması bundandır. benim kolumdan ve ensemden alınan kan aynıdır. benim kanımın tamamına hacet yoktur kanımın tahlili için. cündioğlunun ve özelin tevilleri yani islam bütününden -güya- oruc parçası üzerine düşünerek ellerine geçen şey ise sırf bu -güya-parçaya müstakillik verdikleri için bütünü bozuyor. vardıkları şey neticesinde islami incelikler güme gittiği gibi Allah emri (bu emre dair isterse fikir sahibi olunmasın) için ibadet yapanlar tahfif ediliyor. onlara siz hakikati bilmiyorsunuz diye ünlüyorlar. hal bu ki bizzat kendileri bütüne "parça" izafe ettiler ve o izafe edilen parçada takılı kaldılar farkında değiller. parça üzerinden okumayı hatalı yaptıkları için bütüne dair okumada hatalı oluyor. iş bu hata ise ister istemez bilinen ne varsa yanlışa yahut en hafif tabiri ile "aslında öyle değil"e istihale ediyor. bu zorlama tevillerin müminler için -en azından benim için- hırpani olmasının asıl sebebi bu. başka bir başlıkta da ifade etmiştim: "hakikat hırpaniliği kaldırmaz."

sualler:

1- başka bir başlıkta üzerine konuşulan "şehir ve mimari" meselesinin bütün fikri ile alakası var mıdır?
2- hayrettin karaman için yazdıklarımın "bütün fikri" ile alakası var mıdır?
3- memleketimizdeki her mesele (mesela eğitim öğretim meselesi) müstakil bir mesele olarak ele alınıyor. meselelerimizin "bütün fikri" ile alakası var mıdır?

biliyorum suallerin hepsi aslında aynı ama bir şeyi işaret etmek istiyorum. bizim bütün fikrini bulmaya ihtiyacımız var. bütünü işaret ederken dahi parçalanmışlıktan bahsedilen bir ortamda elbette şikayet ettiğimiz bir sürü şey olacak. ilmin çoğalmasına sebeblerden bir sebebte işte bu bütün fikrinin bozulmasıdır. (bu da benim tevilim yani çoğaltmam. isabet ve ıskalamak hakkı mahfuzdur.)

soralım şu halde hakikat dediğimiz şey bütün müdür? o bütünü his, muhayyile ve akıl ile idrak mümkün müdür? diyelim ve iştirak bekleyelim. mümkün ise sair üyelerimizden de... malumunuz muhabbet çift başlıdır.

hürmetler.
 
Son düzenleme:

ferahsan

Dîvân Üyesi
Çıkılan yerin benim kalbim temizcilerle aynı kapı olması biraz acı.
 

EnesBey

Dîvân Üyesi
Tam da bugün oruç tutmuşken : )
İlk başta mehmet baki hocam anlaşılmayacak gibi duruyor ama ben evla ablamı anlamadım galiba... belki biraz daha açmak ister. Yani şey mi, gerçeği direkt söylemiyorlar da -amiyane tabirle- edebiyat yapıyorlar...
Bir de oruç iman etmenin sonucunda yapılan bir şey değil de, imanla atbaşı giden bir şey denmek isteniyor gibi.
Masallah hocam Allah kabuk etsin cok gibta ediyorum size keske bizde tutabilsek ama körbogaz iste
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Dücane cündioğludan:

1. kaybetmeyi göze almadan tanrı hakkında düşünmenin adı kelam’dır (teoloji).
2. kaybetmeyi de göze alarak tanrı adına düşünmenin adı felsefe’dir.
3. kaybettikten sonra tanrı yerine doğa üzerine düşünmenin adı bilimdir.

Ne dersiniz? Sahiden böyle mi?!
 

Hikmet

0 rh+
Bunu bi yerde okumuş ya da dinlemiş olabilirim. Yabancı gelmedi.

1'e çok güvenmiyorum. Göze alınmamış olabilir ama sonunda ne olacağı hiç belli olmaz insanın.
2 de çok cüretkâr ve havalı görünüyor da o da sonunda tanrıyı kim kaybetmişki biz bulalım'a bağlar net.
3te de bilimin tamamen tanrıdan uzak bir şeymiş gibi algılanmasına karşıyım evet.

Bu analizleri yapan da ya kaybetmiş ya da kaybolmuştur zaten.


Tüm bunların dışında;
Tanrı kaybedilmez.
Tanrı bulunmaz.
Tanrı aranmaz.

Elimde Toltek kitabı var da.
 
Son düzenleme:

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
1. kaybetmeyi göze almadan tanrı hakkında düşünmenin adı kelam’dır (teoloji).

Değildir. Kelam/teoloji tanrı/yaradan hakkında değil tanrının/yaradanın bildirdiği/söylediği "şey" "hakkında" düşünür. Kelam/teoloji, müsebbibül esbabın/yaradanın kaybedilebilir bir şey olmadığından hareketle düşünür yani kelam/teoloji için tanrıyı/yaradanı kaybetmek muhaldir. Kelamın/teolojinin muhal gördüğü bir şeyi göze almadığını iddia etmek en hafif tabiri ile safsatadır.

2. kaybetmeyi de göze alarak tanrı adına düşünmenin adı felsefe’dir.

Değildir. Felsefenin mebdei tanrıdır. Felsefi düşünce tanrı "adına" düşünmez, tanrı "hakkında" düşünür. Mantıklı bir filozof -ki mantıksız filozof olmaz- bir şeyin "adına" düşünebilmek için düşünülen şey "hakkında" tam bir "bilgi" sahibi olmak lüzumunu sarf-ı nazar etmez. Felsefi düşünce tanrı/tanrılık "hakkında" düşünürken, tanrı "adına" düşünüyor diye takdim etmek en hafif tabiri ile gözbağcılığıdır.

3. kaybettikten sonra tanrı yerine doğa üzerine düşünmenin adı bilimdir.

Değildir. Bilim, eşyanın kanunları üzerine düşünür ve izah eder. Bilimin tanrı/yaradan düşüncesinde olması yahut olmaması eşyanın kanunları üzerinde hiç bir tesir yapmaz. Şu halde bilimin tanrıyı/yaradanı kaybettiği için doğa üzerine düşündüğünü iddia etmek en hafif tabiri ile palavradır.

Bu üç cümlede ilke/kaide gözetilerek değil "tarih"e bakılarak sarf edilmiş görünüyor.
 
Son düzenleme:

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Haşiye: türkçe felsefe yapılmaz. Yapılacaksa da 300 karaktere aforizma sığdırmaya çabalamakla olmaz. Bakınız: "adına" ibaresi. Ahmetin adına, bilim adına, hakikat adına, tanrı adına dediğimizde hem "için" manasına hem "vekalet" manasına hem "dair" manasına ve hem "beraberlik" manasını ihsas ederek kullanmış oluruz. Tanrı adına düşünmenin adı felsefedir derse birisi çok tenkit ettiğin dindar bilinçten farkın ne o halde diye sorarlar.
 

Hikmet

0 rh+
Cündioğlu bunu twitter'de çok yapıyordu. Kısa kısa çok anlamlı olmayan şeyler paylaşıyordu. Gençler için soru sorsunlar, merak etsinler, araştırsınlar mı diye yapıyor bilemiyorum. Normalde ve genelde kitap ve seminerlerinin konularını gayet tutarlı, anlaşılır ve basit buluyorum ben. Kanalındaki güncel dersleri düzenli takip edemesem de dinlediklerim çok iyi geliyor. Bunları böyle yazdı diye adamı harcamayalım şimdi.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Harcamıyorum yav. Müktesabatına hayret dahi ediyorum ama işte o müktebasatına rağmen hırpani buluyorum. Güzergahımız farklı. Ona göre de ben muhayyile ile düşünüyorum hatta düşünmüyorum bile. :)
 
Tüm sayfalar yüklendi.

xen

Üst Alt