Turgut Uyar

mergen

Divan Üyesi
#1



Turgut Uyar'ın HAYATI (1927-1985)
Bir subayın oğlu olarak doğan Turgut Uyar;Bursa Işıklar Askeri Lisesi'ni ve Askeri Memurlar Okulu'nu tamamladıktan sonra bir süre orduda subay olarak çalıştı.Devlet memuru olarak görev yaptı ve 1969'da emekliye ayrıldı.

İlk şiiri Yâd, 'Yedigün' dergisinde yayınlanan Uyar, daha sonra Kaynak, Varlık, Pazar Postası ve Dost dergilerinde şiirlerinin yanı sıra denemeleri yayınladı. Kaynak dergisinin 1948 yılında düzenlediği yarışmada Arz-ı Hal adlı şiiriyle ikincilik ödülü kazanınca Nurullah Ataç'ın umut vaad ettiğine inandığı şairler arasına girdi.

Modernist bir şiir anlayışıyla hareket eden 'İkinci Yeni' grubunun içinde yer alan şair, ilk şiirlerinde kendi gözlemlerinden yola çıkarak Anadolu insanının acınası durumunu; halk ve yurt sevgisi temalarını hece ve uyak ölçüsüyle dile getirdi. 'İkinci Yeni' anlayışını benimsemesiyle birlikte, simgeci bir anlatım tarzını oluşturdu.

İmgelerin yoğunluk kazandığı şiirlerinde bireyin toplum ve törelerle çatışmasını ve bu durumdan kaynaklanan bunalımları anlattı. Aşkı ve cinselliği de şiirlerinde kullananan Uyar, halk ve divan şiirinin geleneklerinden yararlanarak bireysel duyarlılıkları işlerken toplumsal konulara da yer verdi.

Türk şiirinde kendine özgü bir yeri bulunan Turgut Uyar, şiire yaşantı yüklü bir anlam kazandırmaya çalışmıştır. Tütünler Islak adlı kitabıyla 1963 Yeditepe Şiir Armağanı, Kayayı Delen İncir ile 1982 Necatigil Şiir Ödülü, Büyük Saat ile 1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat ödülünü kazandı. Turgut Uyar 22 Ağustos 1985'de Ankara'da öldü.
 

mergen

Divan Üyesi
#2
Ynt: Turgut Uyar



-ESERLERİ-

(Şiir Kitapları)
Arz-ı Hal (1949),
Türkiyem (1952),
Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959),
Tütünler Islak (1962),
Her Pazartesi (1968),
Divan (1970),
Toplantılar (1974),
Kayayı Delen İncir (1981),
Toplu Şiirler I (İlk dört kitabın toplu basımı - 1981),
Büyük Saat (1984)

(Düzyazı/Eleştiri/Röportaj)
Sonsuz ve Öbürü (1985)​
 

mergen

Divan Üyesi
#3
Ynt: Turgut Uyar

ARAMIZDAKİ

sevgilim sevgilim
kuzey sanrısı gibidir
geceyi beşe filan böler
sonra ayılar hüzünden ölmez
sevgilim sevgilim
açlıktan ölür onlar

işte bundan ötürü
hüznü artık bir ayıya bıraktım
sevgilim sevgilim
bir ayıya
ister ormanda kullansın
ister buzdağında

hayatın kutlu olsun sevgilim
ki sana değişe değişe aktım
kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-uykusuz kalır mı onlar bilmem aslında-
sevgilim sevgilim
bir orman gibi çoğal aramızda
şehirden bir çocuk olarak şurda burda
bir sabuntozu markasında köpürerek
çınarın tutsaklığını
ve menekşenin tutsaklığını
ve menekşenin sevincini yaşa
sevgilim sevgilim
hüzüne yer var hayatımızda


Turgut Uyar
 

mergen

Divan Üyesi
#4
Ynt: Turgut Uyar

YILGIN

Bir sargın umut yakaladım onu kuşandım
Serin mavi bir gökyüzü buldum onu kuşandım
Denize doğru sokaklar gördüm onları da kuşandım
Üstlerine üstlük seni kuşandım
Tedirgindim namussuzdum deli deliydim
Uslandım.

Üç dilim kavun kestim birini ben yedim
Kavundan üç dilim kestim birini yedim.
Birini sana ayırdım kadın al birini sen ye
Sabah olsun sabah olsun ilk işim bu
Öbürünü götürüp civcivlere vereceğim.

Senin bir yönün var orada durur yaşarım
Bir de acun var ben içindeyim
Ben içindeyim tüm itlikler sahanda yumurtalar onun içinde

Orospular içinde Hurşit Bey içinde sen içindesin
Üç dilim kavun kestim birini sen ye
Kabuğunu at Hurşit Bey'i at itlikleri at

Durup durup sana sesleniyorum.


TURGUT UYAR
 

sis

Divan Üyesi
#7
Ynt: Turgut Uyar

Acının Coğrafyası

kente kapandık kaldık tutanaklarla belli
sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden
yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar
ve her köşe bir tuzaktır
birer darağacıdır her meydan saati
öğle vaktini kesinlikle gösteren
oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır

çığlığım uzun uzun kalır içimde
yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde
rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde
ve gece duruşmasından yeni çıkmışken
sabahın terazisi eksik tartar gölgemi

artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır
tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde
örneğin çukurova ve mekong köylerinde
acıdır ağacın gölgesini yapan
bunu herkes bilir

kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz
yatıyoruz seninle terli döşeklerde
saati seninle kuruyoruz bir çalar saati
sen donatıyorsun kalbimizi
kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek
kendi çoğunluğunu kendi üreterek

kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat
mutsuzluk acıya varana kadar
artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi
öyle bir gölge ki belki çok dardır
kısa vakitlerinde aceleci akşamın

artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
acıya hep yer vardır aramızda
dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi
bozuk paraları da umutsuzluğu da
aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum
güneşin yedi renk ayasını

biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
ya da üst üste silah atsan
kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
belki değil mutlaka
ama
bir tanesi mutlaka kalır.
 

evla

KEM ÂLÂT İLE KEMÂLÂT OLMAZ
#10
Ynt: Turgut Uyar

Palyaço
i.

kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz

ii.

umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin

iii.

bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum

iv.

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz

v.

kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz

vi.

haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz​
 

adlena

Divan Üyesi
#11
Ynt: Turgut Uyar

Tarif edilemeyeni tarif eden büyük usta.

üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin

ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur...
 

EnesBey

Divan Üyesi
#12
Biraz üzgünsün biraz kırgın
biraz umutlu,biraz umutsuz
Biraz mutlu,
Fazlasıyla insan olmuşsun
Üzülme
O yara İyi ki var.

Ve iyki doğdun büyük üstad

ayruca herkes kendi uçurumunu kendi yüreğinde taşır.
 

EnesBey

Divan Üyesi
#13
Herkesin
Bir umudu vardır,
Bir savaşı,
Bir kaybedişi,
Bir acısı,
Bir yalnızlığı,
Bir hüznü.
Çünkü herkesin bir gideni vardır,
İçinden bir türlü uğurlayamadığı.

Turgut uyar
 

Dilhun

Gafile kelâm Nafile kelâmdır.
#14
Unutulmaz şiirlerin şairi TURGUT UYAR.

Ağustos hem doğumu hem de ölümü bakımından Turgut Uyar ayıdır.
Kimdir Turgut Uyar ? sorusunun cevabıni Turgut Uyar in dilinden dinleyelim :
" Hüzünlü bir çocuktum .Nedense hep ağlamaya hazır.Agabeyim bana sataştikca
annem " yapma oğlum " derdi ona O içli bir çocuk "

1 Kadın 3 şair başlığının ,şair kadrosunun kahramanlarından biridir.
1 Kadın : Tomris Uyar

3 Şair :
-Cemal Süreya
- Edip Cansever
- Turgut Uyar

" Bozuk bir saattir yüreğim hep sende durur" demiş zamanında Tomris Uyar için yazdığı bir şiirde .
Günümüz insanının diline pelesenk olacak" bu dünyada en iyi ben yenilirim dosta ,düşmana ,aşka " dizelerini mûcidi.

Aşırı alkol tüketimi şairde siroza neden olur.
Edebiyatımızın "Hüzünlü Şairi " 22 Ağustos ' ta bu dünyaya vedâ eder.

Yakın dostu Cemal Süreya ' nin
" Öldüğü gün
hepimizi işten attılar " dizesi gerçektir.Uyar' in öldüğü gün Cemal Süreya ve bir kaç edebiyatçının daha " ansa " daki işine son verilmiştir.

***Ziyaret etmek isteyenler için ...
Naaşı Rumelihisarı Mezarlığında bulunmaktadır.
 
Son düzenleme: