Varlığı yüreğimizin azığı olan dostlar..

Katılım
26 Nis 2007
#1
Dedi ki;
"Onu beklerken yaşadıklarım, tehir ettiklerim, vaz geçtiklerim hepsi hani şu hep merak ettiğim kurşunun soğukluğunu vücudumda hissetmemi sağladı. Malcom'la birlikte büyüdüğümüzden midir nedir, hep bir kurşunun soğukluğuyla düşmek isterim toprağa. Ama sanırım benim duam bu aralar biraz daha metafizik açıdan gerçekleşip canımı yakıyor ve böyle giderse Malcom'un değil Niyazi'nin yanına gömecekler beni.
Sanki baştan hislerimin sıcaklığıyla acısını anlayamadığım, daha sonradan da soğukluğu içimin ısısına yenik düştüğünden kızgınlaşan kurşunlar var içimde beceriksiz operasyonlardan arda kalan. Senelerdir beklemeye alıştığım, hattaki gelmesinden korkmaya başlayıp kendime şaşırdığım bu bekleyişin sonu ve başka bir sergüzeştin daha başındayken, saygımın, sevgiye ve sevgimin hiddete ve nasıl oluyorsa hiddetin de şefkate dönüştüğü bu namludan yana hırpalanınca içimde öyle sessizce yer etmiş kurşunlar yerinden oynayıp tekrar canımı yakıyor.Ve aniden yoluma çıkan içimdeki düğümleri çözmeye, hiç olmadı kesmeye çalışan makası da içimin kara deliğinden salıp, üzerine de bir bardak soğuk su içmek mecburiyetinde kalınca, halimi anlatmaya belagat yetiremiyorum. Geceleri paslı çivilerle kaplı bir yastığa sarılıp yatıyorum. Yediğim onca bürütüs makamı kazıktan bir gün gelir de bir pandora kutusu anahtarı yontar mıyım diye kendimi avutuyorum." diye bir solukta ekleyiverdi tüm bu cümleleri. Tabi bunlar onun anlattıklarının benim üslubumla yazılmış şekilleri... Aslında hiçbirşey anlatmasa ve sussa dahi biz bu sükut sohbetiyle kafi derecede anlaşabiliriz.
En çok da; "onca sabrın, faslı firakın ardından, evvel yanar dağ olan ümidimin küllenmesine şahit olmak nasıl bir duygu bunu sana anlatıp içinde çoğalan çıbanlara ağırlık yapıp patlatmak istemem" demesine içerliyorum. Ben böyle cümlelerle değil birini, defterimi bile yormaya korkarken bir çırpıda beni dövülmüşten beter etmişti işte. Seven sevdiğinin kaderinden pay alırmış derler. Şimdi direk kendimi düşündüğümden değil ama sevdiğim birinin canı yandığında yaşadığım empati probleminden mütevellit endişelerim. Zira empati kurup halden anlamanın ötesinde empatide takılı kalıp sevdiklerimin acılarına bürünüyorum.
Tüm bunları beni bir kulak gibi kullanıp bir solukta fısıldayan kim derseniz? Ben ona "kelaynakanka" diyorum nicedir. Benimle konuştuğunda kendimi kolunda bir papağanla dertleşen korsan gibi hissettiriyor bana. Sevinsem mi üzülsem mi karar veremiyorum. Ama sonrasında gözümü karartıp en kötü karar kararsızlıktan iyidir deyip başımı bir yöne savuruyorum işte. Ya ben onun peşinde, ya o benim peşimde; kahırlarımızı takas ederek yaşayıp gidiyoruz...
Hani varlığı yüreğimizin azığı olan dostlar vardır. Yeri geldiğinde seslenmeden duyar, görmeden severler. Gözlerden ırak olmak onların gönüllerinden ıraklığı doğurmaz. Birlikte çekilen sancılar hep daha sıkı dostluklara gebedir... Tüm can dostlarıma sevgiyle...

alıntıdır..

Sizler de sahip misiniz son paragrafta dile getirilmiş olan niteliklerdeki dostlara? Ya da var mı "empati kurup halden anlamanın ötesinde empatide takılı kalıp sevdiklerimin acılarına bürünüyorum" dedirtecek sevdikleriniz?
 
Katılım
26 Nis 2007
#2
Ynt: Varlığı yüreğimizin azığı olan dostlar..

Kendimi ülker çikolatalı gofret reklamında gibi hissettim doğrusu: Yok mu? :D
 
Katılım
26 Nis 2007
#3
Ynt: Varlığı yüreğimizin azığı olan dostlar..

"Birbirine kırılan iki dosttan biri, uzun bir aradan sonra ötekinin kapısını çalar :

-"Kim o?" diye seslenir içerdeki.

-"Benim" der kapıyı çalan.

-"Burada ikimize birlikte yer yok" diye cevap gelir içeriden.

Aradan uzun bir zaman geçer. Yeni bir umutla yine çalar arkadaşının kapısını.

-"Kim o?" diye sorar içerdeki.

-"Sen'im" der bu sefer.

Ve kapı sonuna kadar açılır."
 
Katılım
27 Mar 2006
#4
Ynt: Varlığı yüreğimizin azığı olan dostlar..

Çok güzel bi yazı... Bazen de dostum dediğin kişinin aslında dost falan olmadığını anlıyorsun yediğin darbelerden sonra,aranıza birileri giriveriyor işte ve uzaklaşıyosunuz yavaş yavaş ... Kalbin gitmek istiyor fakat ayakların gitmiyor , hayır o gelsin diyosun ve unutmak istiyosun yaşadığınız onca güzel anları..Ama gerçekten dost ise eninde sonunda yollar kesişir bi yerde...
 
Katılım
26 Nis 2007
#5
Ynt: Varlığı yüreğimizin azığı olan dostlar..

Dost dedim ve sızladı gönül.. Dost dedim, katreler düştü sessiz sedasız yüreğime.. Dost dedim, vurgun yedi heceler, boğazımda düğümlendi hıçkırıklarım.. Böyle hayal edilmemişti yaşanılmamışlar.. Böyle düşünülmemişti.. Gözlerinden yansıyan ışıklarla ferahlardı benliğim.. Gülüşünle huzur bulurdu.. Şimdi lâl oldum, senden bahseden kelimeler adına.. Varlığın yüreğimin azığıydı.. Varsın, yoksun..
 

Giriş yap