Varlık Hikayeleri........

  • Konbuyu başlatan SERTER
  • Başlangıç tarihi
S

SERTER

#1
lütfen aynı konuda hikayeler biriktirelim burda
insanlık adına belki birileri gelir okurda bişiyler filizlenir.......

Adamin biri her zaman yaptigi gibi sac ve sakal trasi olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete basladilar.
Degisik konular üzerinde konustular. Birden Allah ile ilgili konu acildi...

Berber: " Bak adamim, ben senin söyledigin gibi Allah’in varligina inanmiyorum"
Adam: " Peki neden böyle diyorsun?"
Berber: " Bunu açiklamak çok kolay. Bunu görmek için disariya çikmalisin. Lütfen bana söyler misin, eger Allah var olsaydi, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmis çocuklar olur muydu? Allah olsaydi, kimse aci çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydi, bunlarin olmasina izin verecegini sanmiyorum..."


Adam bir an durdu ve düsündü, ama gereksiz bir tartismaya girmek istemedigi için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten sonra adam disariya çikti. Tam o anda caddede uzun saçli ve sakalli bir adam gördü. Adam bu kadar daginik göründügüne göre belli ki tras olmayali uzun süre geçmisti. Adam berberin dükkanina geri döndü.

Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye birsey yok"
Berber: " Bu nasil olabilir ki? Ben buradayim ve bir berberim."
Adam: " Hayir, yok. çünkü olsaydi, caddede yürüyen uzun saçli ve sakalli adamlar olmazdi."
Berber: " Himmm... Berber diye birsey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?"
Adam: " Kesinlikle dogru! Püf noktasi bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. Iste dünyada bu kadar çok aci ve keder olmasinin nedeni!"
 
Katılım
27 Mar 2006
#3
Ynt: Varlık Hikayeleri........

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl
sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i
Tebrîzî'ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i
Tebrîzî hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl
yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak
istediklerini belirttiler, Şems-i Tebrîzî;

"Sorun!" buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o
soracaktı.

Sormaya başladı:
"Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım."

Şems-i Tebrîzî hazretleri;
"Öbür sorunu da sor!" buyurdu.

O;
"Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azâb
edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi?" dedi.

Şems-i Tebrîzî;
"Peki öbürünü de sor!" buyurdu.

O;
"Âhirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezâsını çekecek
diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar,
karışmayın!" dedi.

Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, elindeki kuru kerpici adamın başına
vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamânın kâdısına gidip,
dâvâcı oldu.

Ve;
"Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu." dedi.

Şems-i Tebrîzî;
"Ben de sâdece cevap verdim." buyurdu.

Kâdı bu işin açıklamasını istedi. Şems-i Tebrîzî şöyle anlattı:

"Efendim, bana Allahü teâlâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu
felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim."

O kimse şaşırarak;
"Ağrıyor ama gösteremem." dedi.

Şems-i Tebrîzî;
"İşte Allahü teâlâ da vardır, fakat görünmez.

Yine bana, şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini sordu. Ben buna
toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de
topraktan yaratıldı.

Yine bana;
"Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak
olmaz." dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum.
Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyâda küçük bir mesele için hak
aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayâtında niçin hak aranmasın?" buyurdu.
 

Giriş yap