Tadımlık

Vav Yada Elif

sufi

Aday Üye


İnsan vav şeklinde doğar,
bir ara doğrulunca kendini elif sanır

İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.

Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.

O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.

Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.

Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.

İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.

Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.

İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.

Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.

Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.

Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.

Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.

Manayı bilmeyenler vav diyemez vav derler..
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.

Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.

Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.”

Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır.

İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;

“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir”

Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.

Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.

Secde et, vav ol, eyvah dememek için...

(alıntıdır)
 

HCRTRMN

Aday Üye
Ynt: Vav Yada Elif

Namazı Allah için kıldığımızı sanıyoruz halbuki...
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Ynt: Vav Yada Elif

Bu başlık ilk sayfada durmalı da göze uzak olmamalı konunun nihayetinin gönle uzak olmaması gerekliliğince.
el-hasıl;
secdede vav isek ve vav halimizle Ağzı Yaratan'a ağzımızdan çıkan sözcüklerle Gönlü Yaratan'a gönülden "Subhane Rabbiye'l Âla" diyor isek, biz en aşağıdayken Yaratan'ı en yukarıda biliyor isek. vavken, iki büklümken, başımız aşağıdayken.. vav olmak ne güzeldir.
bahsi geçti bugün daha, klâsik şiirimizde çokça geçen bir kullanımdır; sevgilinin ayağı değdiği yere aşık başını koyar, "senin en aşağın benim en yukarıma denk olabilir ancak" söylemidir bu. Hatta sevgilinin ayağının bastığı toprak toplanır da pişirilir aşkın aşığı pişirdiğine mukabil sanki ve dahî testi olur form değiştirtir ateş toprağa, aşkın insan kişisine değiştirttiğince sanki ve dahî başıboş, deli, avare, ser-keş toprak; birbirine bağlanır, ateşle yapışır, birlikten kuvvet doğar, topraktan testi doğar, işlevsellik kazanır da "bir işe yarar" içine su konur; gözü gören gönlü yanan aşığa su serper.. aşk da aşığa işlev kazandırır. O, bizi sadece O'na kulluk edelim diye yaratmışsa elbet, kula işlevini ancak "aşk" verecektir.. ve zaten bir elif varsa dimdik, sen elif olamazlığınla bir vav gibiyken; ancak daha da vav gibileşerek elif'in ayağına dokunabilirsin, aşıksan belki.. klâsik şiirimizde de testileşen sevgili ayağının değdiği toprak aşık dudağı olan son durağına teması ile aşıkı sevgiliye; aşığı ebed'e eriştirir ki, dudak dediğimiz leb gelenekte ufaklığı ile makbul ve bu makbulâtı ile "görünmez"liği cihetiyle Görünmeyen Lâkin Var Olan Sır'a müteşebbihtir.. böylece eğilmiş formunu ebedî forma dönüştürür aşık. -sevgili olmasa dönüşemeyeceğine göre dönüşümü gerçelleyen Sevgili'dir ;)- eğilmese idi bunlar başına nasıl gelecekti öyle ya ! - O, lûtf eyleyip de bizi eğmeseydi hatta-
geceniz Nûr olsun..
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt