Yalan

Katılım
8 May 2007
#1
Günlük yaşamımızda hemen hemen hepimiz yalana başvururuz. Ör; arkadaşımıza "bugün seninle olmayı canım istemiyor" yerine, "işim var" deriz. Çünkü gerçeği söylersek onu inciteceğimizden korkarız. Yalan herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Genellikle kendi yalanımızı gerekli, diğer insanların söylediği yalanı büyük yalan olarak görürüz. Daha 4-5 yaşındaki yeğenime yalan söyledi diye ceza veriyorum da, ben hiç mi yalan söylemiyorum. Neden başkalarının yalanlarını hata, kendi yalanlarımızı gerekli görürüz?
Yaşamak için yalanlara ihtiyacımız var
Nietzsche
Nietzsche’nin dediği gibi gerçekten yaşamak için yalanlara mı ihtiyacımız var?
Yalanın çeşitleri var, peki ya gereklileri var mı?


Yalanın Çeşidi-Neden söylendiği
Faydalı yalanlar; İlişkilerimizin iyiliği için
Histerik yalanlar; İlgi toplamak için
Savunma için söylenen yalanlar; Kendimizi zor durumdan kurtarmak için
Telafi etmek için söylenen yalanlar; Başkalarını etkilemek için
Kötülük için söylenen yalanlar; Kişisel çıkarlar elde etmek için
Dedikodu için söylenen yalanlar; Abartarak laf yaymak için
İmalı yalanlar; Yarı doğru ile yanlış yönlendirme yapmak için
Aşka gelip söylenen yalanlar; Başkalarının çıkarlarını gözetmek için
Patolojik yalanlar; Kendimizi ve başkalarını hırpalamak için

Başkalarını mutlu etmek için söylediğimiz yalanlar tamam da, peki bu yalanları söylemeye alışan biri kendini mutlu etmek için ya da sadece yalan söylemek için de yalan söylemez mi?

Nyberg, yalanla ilgili olarak "Yalan, doğrunun egemen olduğu bir dünyada ara sıra ortaya çıkan basiretli bir hata olarak tolere edilmemeli. Yalan, daha çok dünyayı düzene sokmak ve şekle koymak için başvurulan, birbirinden farklı bireylerin aralarındaki problemleri çözmelerini sağlayan, acıyla başa çıkabilmeye yardımcı olan, bireyselliği yakalayabilmeye destek veren ve insanı yaşama bağlayan bir mekanizma olarak algılanmalıdır"demiştir. Yalan hayatımıza öyle ya da böyle giriyor, boyutlarını mı tartışmalıyız, yalanları mı sınırlandırmalıyız?

Söylediğim bir yalan karşısında çok pişman olup, üzüldüğüm için dedim bundan sonra ne olursa olsun yalan söylemeyeceğim, başkalarını mutlu etmek için bile olsa. Bunu söylememin üzerinden daha iki gün geçmedi ki, başkası hakkında sorulan bir soruya evet demem gerekirken hiç düşünmeden hayır dedim, yani yine yalan söyledim, ama yalan söylemeseydim iki kişinin üzülmesine ve zarar görmesine sebebiyet verecektim.
Yalanın da gerekli olduğu yerler var mı? Ya da hiç yalan söylemeden yaşanamaz mı? Pembe, beyaz, siyah diye ayırıyoruz da hepsinin sonunda yine zarar görmüyor muyuz? Ne amaçla söylenilirse söylenilsin yalanın yüzü karanlık değil mi ki...
 
Katılım
10 Tem 2007
#3
Ynt: Yalan

Yalan hakkında hadis ve ayetler:

Tevbe (9/119) “Ey iman edenler ! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olunuz !”
“Münâfık'ın alâmetleri üçtür: Söz söylerken yalan söyler. Va'd ettiği vakit sözünde durmaz. Kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet eder.”

“Dört şey, her kimde bulunursa hâlis münâfık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münâfıklıkdan bir haslet kalmış olur. (Bunlar da) kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet etmek, söz söylerken yalan söylemek, ahdettiğinde ahdini tutmamak, husûmet (iddiâ ve mürâfaa) zamânında da hakdan ayrılmaktır.”

“(Sözünde, işinde) doğruluk insanı hayra irşâd eder, hayırlı işler de Cennet'e kılavuzluk eder. O kimse ki, doğruluk şi'ârıdır. Nihâyet (bu seciyesiyle) sıddık (vasfına müstahak) olur. Yalancılık da muhakkak insanı fücûra (şerre) sürükler, şer de Cehennem'e götürür. O kimse ki, yalancılık onun şi'ârıdır. Nihâyet bu (idmanlı) yalancı da Allah'ın dîvânında "Kezzâb" defterineyazılır.”

“Kim ki, yalan söylemeği ve yalanla amel etmeği bırakmazsa, Cenâb-ı Hak o kimsenin yemesini, içmesini, bırakmasına hiç kıymet vermez, iltifât buyurmaz.”

“Ashâbım, haberiniz olsun, size ehl-i Cenneti bildireyim: Her zayıf olan ve halk tarafından zayıf görülen (mütevâzı') her mü'min Cennet'liktir. (Halbuki) o mü'min Allâh (ın kerem ve inâyetine) yemîn etse, muhakkak ki Allah onu (ihsân ve inâyeti ile) yemîninde gerçek çıkarırdı. Ey Ashâbım, iyi dinleyiniz, size Cehennem halkını da bildireyim. Onlar da katı yürekli, kibirli ve hîlekâr, ululuk taslıyan kimselerdir.”

“Satan ve alan kimseler, söz kesip birbirinden ayrılmadıkça, alış verişi bozup bozmamakta muhayyerdir. Eğer doğru söyler, satılık eşya ve paranın halini açıklarsa, alış verişinde bereket bulur. Eğer saklar veya yalan söylese alış verişinin bereketi gider.”
 
Katılım
26 Nis 2007
#4
Ynt: Yalan

Yalan olmasaydı hayatım böyle olmazdı belkide.. Hayırlısı buymuş diye mi düşünmek lazım acaba? Yalanın gerekli olduğu yerler var mı diye sorulmuş, gereklilik diye gördüklerimiz yüzünden bu hale geldik galiba.. Şimdi hangi gerekçeyle, hangi vicdana sığınarak bunca hadise rağmen bu soruya evet cevabını verebilirim? Olmadı mı? Oldu.. Yalan söyledik münafıklık riskine rağmen.. Yine de olmamalıydı, olmamalı.. Ne ben ne başkası.. Huzursuzum!
 
Katılım
8 Ağu 2007
#6
Ynt: Yalan

İnsan yalan söyleyince bidayette sıkıntı duyar. Bu sıkıntının sevkiyle tevbe edip, yalancılıktan geri dönebilir. Ama yalana, yalan söyleme hususunda cür'ete devam ettikçe kalp tamamen kararır. Yani, artık yalan söylemek tabii hale gelir, sıkılma, üzülme diye bir şey kalmaz.

Bu hale gelince Allah nezdinde, yalancı olduğuna hükmedilir ve o vasıfla yazılır. Şarihlere göre, bu vasıfla yazılması, mele-i a'la'da yalancı olarak tanınıp, arz ehlinin kalplerine de onun yalancı olduğunun ilhamen atılması, dillere yalancı olarak konması demektir. Tıpkı yeryüzüne kabul ve buğzun da bu şekilde konması gibi. Bu hal, ona alçalma olarak yeterlidir.

yalanlar içerisinde bir hayat yaşamak gercek bir ölümden daha acı olamaz
b_s_y_d_
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap