Yalnızlık,şiir ve şair üzerine

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Bilindiği gibi edebiyat denilince akla gelen dalların en başında şiir gelmektedir.Nitekim ilk zamanlarda vezinli kafiyeli söz anlamına gelen bu kelime günümüzde güzel duyguları ifade eden bazen nesire yaklaşabilen mısralara deniliyor.Güzel ülkemin insanlarının çoğu şair.Bunun müspet yönleri olduğu gibi menfi yönleri de bulunmakta zannımca.Nitetim bir şeyin adedinin çok olması onun değerini göstermez.Bugün bütün şiir yazan arkadaşlar şiir kitabı çıkarma hevesi içinde.Bunların sayısının artması,takdire şayan şairlerin gün yüzüne çıkmadan kaybolmasına sebep olmakta.

Yukardaki görüşlerden hareketle şiir ve şair mefhumu üzerinde durmak istiyorum.Bugün ben şair deyince ,aklıma Atilla İlhan,Necip Fazıl gibi isimler geliyor.Bu kişilerin yaşamına baktığımızda ,yaşadıkları olayların şiirlerine ne denli tesir ettiği görülür.Bugün Üstad'ın şiirlerinde -gençlik şiirlerinde-yaşamış olduğu olayların başından geçenlerin sindiğini görebilmek hiç de zor değil.Diğer bir büyük şair Sezai Karakoç en güzel şiirlerini bir acı,hicran neticesinde kaleme almıştır.Sonradan "Muazzey Akkaya" isimli birisine yazıldığı anlaşılan Mona Rosa,eğer vuslat olsaydı yazılabilir miydi sizce?Şairi şair yapan acılardır,çektikleridir diyebilir miyiz?Şahsi kanaatim şudur:Tamam,elbette tetikleyici birtakım şeylerin olması şart bir şeyleri ifade edebilmek için ama bunun yanında bir bilgi birikiminin olması da kaçınılmaz.Her ne kadar son dönemlerde bu durum göz ardı edilse de ,bugün sanatsal değeri olan şiirlerin derin bir bilgi biriminin ürünü olduğu anlaşılacaktır.Tıpkı Fuzuli'nin zikrettiği gibi "İlimsiz şiir temeli olmayan duvar gibidir".

Konu biraz dağıldı,özellikle bu şekilde açıyorum konuyu ki,sizlerin konu hakkındaki görüşlerini merak ediyorum.Özetleyecek olursak yukarıda su sorulara cevap aranmıştır:

1-Şairlerin ve şiirlerin çok olması iyi bir şey midir kötü mü?

2-Şiirler yazılırken o şiiri ihtiva eden görüşün yaşanılması şart mı?Örneğin aşkı anlatan bir şiir yazmak için aşık mı olmak gerekir ya da hicranı anlatmak için ayrılık mı olmalı?

3-İlimsiz şiir mümkün mü?Mümkünse neden?,Değilse neden?
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#2
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]


1.Şairlerin ve şiirlerin çok olması iyi bir şey midir kötü mü?

Şairlerin ve şiirlerin çok olması kötü bir şey değildir fakat ortaya konulan ürünlerin kalitesi bu konudaki fikirleri değiştirebilir. Bildiğiniz üzere birçok insan şiir yazmak ve şair olmak hevesinde olabilir. Olabilir ama herkes şiiri nasıl en güzel mısralarla ifade edebilirim kaygısını taşımaz; sadece yazar. Bazı şairler ise sırf meşhur olmak için şiir yazarlar . Burada söylemeye çalıştığım şu: Şiir gerçekten şiir olabiliyorsa ve şairler de gerçek şiiri yakalayabilmek için çaba sarf ediyorlarsa, şiirinde şairin de çok olmasında bir sakınca yoktur.


2.Şiirler yazılırken o şiiri ihtiva eden görüşün yaşanılması şart mı?

Bence şart. Bu konu ile ilgili İskender Pala bir yazısında şunları söylemiş:
“Yalnızlık çaresizlikle birleştiğinde asıl trajedi mısraları doğar ki artık oturup ağlayasınız gelir. Divan şiirinde yalnızlık bir ayrılığın, bir terk edilmişliğin, felekten kaynaklanan bir zulmün sonucu olarak dillendirilir ve çoğunlukla şair bu kaderi yaşamak zorundadır.”

Hicranı anlatmak için ayrılık mı olmalı?

Sanırım olmalı.

NE ZAMAN AYRILIK SAATI GELSE
EN VAZGECILMEZ YERINDE YASAMIN
DUYSAK AYAK SESLERINI AKSAMIN
VE SOKAKLARDAN EL AYAK CEKSILSE
BIR ÜRPERTIYLE DUYARIM O ZAMAN
SENI CAGIRAN SESI UZAKLARDAN…
Hicran

Hatta şöyle bir şarkı vardı:
Şimdi uzaklardasın gönül hicranla dolu,
Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu.

Benim bir şey söylememe gerek kalmadı galiba.


3. İlimsiz şiir mümkün mü?Mümkünse neden?,Değilse neden?

Günümüzde şairlerinin çoğu maalesef, şiiri sadece duygudan ibaret zannediyor ve yanılıyorlar. Bence şiirde bir biçim kaygısı, bir incelik olmalı ve duygu ile mânâ teknikle birleşmeli. Şiir yazabilmek için ilham tabiî ki gereklidir ama sadece ilhamla ortaya çıkan bir şiir gerçek şiirden uzaklaşmıştır. Çünkü şiir hem kelimelerin güzel kullanılmasıyla hem de o kelimelere yüklenen anlamlarla güzelleşir. İlimsiz şiir olur tabi ama bu şiir gerçek şiir midir tartışılır.

Atilla ilhan’a “Türk şiiri için neleri zararlı buluyorsunuz?” diye sormuşlar.

O da “ Başta siyaseti, sonra Orhan Veli’yi.” cevabını vermiş. Kuşkusuz Atilla İlhan bu sözü serbest ve anlamsız şiire karşı olduğu için söylemiştir. Yoksa Orhan Veli’nin güzel şiirleri de var. (İstanbul’u dinliyorum). Ha Atilla İlhan’ın serbest şiiri yok muydu? Vardı tabiki ama içinde ilim de mana da vardı. Yani tamamen serbest değildi.

Fuzûlî’ye göre:
- “İlimsiz şiir ruhsuz kalıp gibidir” ve O ilimsiz şiirden bizârdır.
-“İlimsiz şiir harcı ve hesabı olmayan duvar gibidir.”
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

Dil-şâd katılımın için teşekkür ederim.Neredeyse başlık açılalı 1 hafta olacak,henüz ilk katılım.Katılımın azlığından dolayı bu başlığı diğer başlığa kaydırmayı bile düşündüm.Henüz Salı'ya 2 gün var.İnşaallah katılım artar...
 
Katılım
30 Kas 2006
#4
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

ben geçen tam yazıyordum sevgili yöneticim ammavelakin 1600 lü yıllar beni öyle cezbettiki aklıma bişey geldi çıktım sonra yine tam yazacaktım ki sevgili dilşadın yorumlarını gördüm hepsinde haklı fakat ben kendi halinde şiir yazan biriyim
ne ilmim var ne bilgim evet duygudan ibaret şiirlerim var
kelimelerim dağınık
yüklemleri uçuk
dolaylanmamış tümleçlerim
belirtisiz nesnelerim belirtilelim diye can atarken sanırım ben burada ahh şiir deyip lafa başlayamam... o yüzden de haddimi bilip susuyorum fakat siteye güzel güzel şiirlerini döktüren arkadaşlar var bir zahmet gelip bende bunu düşünüyorum desinler...
bu arada ama sorularına bende cevap verem
1-Şairlerin ve şiirlerin çok olması iyi bir şey midir kötü mü?

2-Şiirler yazılırken o şiiri ihtiva eden görüşün yaşanılması şart mı?Örneğin aşkı anlatan bir şiir yazmak için aşık mı olmak gerekir ya da hicranı anlatmak için ayrılık mı olmalı?

3-İlimsiz şiir mümkün mü?Mümkünse neden?,Değilse neden?

1, iyidir bence ha herkes şair olabilir mi? tabiki hayır... o zaman şairlerimiza çok büyük haksızlık yapılır ama her şiir yazandanda dört dörtlük bir şiir beklemek haksızlık ollurdu diye düşünüyorum.. bu aralar bi şiir kitabı furyasıdır almış başını gidiyor.. iki radyoda şiir okuyan herkes kitap çıkarıp kalabalık ediyor.sözüm ustalara değil tabi....
2. elbet bi hissi vermek için o hissiyattan geçmek gerekir ama illa bunu yaşayanın kendisi olması gerekmez ki... yakınından çevresinden yada okuduğu bi yazıdan oradaki bir ayrılıktan oradaki aşktan ordaki uzaklıktan etkilenip yazabilir artık o yazanın fikrine hayal dünyasına yarattığı imgelere bağlıdır...
3.bu bende muamma yazılır desem başka bir tartışma konusu olcak demesem daha başka.... yani yukarı aşağı tükürünce illa bir kıl topluluğu karşına çıkacak o yüzden buna cevap vermiyorum...
yalnız dilşad ve uluğbey sizi kutluyorum efem
muhabbetle.......
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#5
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

zemheri' Alıntı:
fakat siteye güzel güzl şiirlerini döktüren arkadaşlar var bi zahmet gelip bende bunu düşünüyorum desinler...
Bu konuda Zemheriye hak veriyorum. (Ayrıca teşekkür ediyorum.) Asıl söz söylemesi gerekenler onlar ama henüz ses soluk yok malesef.
UluğBey' Alıntı:
Dil-şâd katılımın için teşekkür ederim.Neredeyse başlık açılalı 1 hafta olacak,henüz ilk katılım.Katılımın azlığından dolayı bu başlığı diğer başlığa kaydırmayı bile düşündüm.İnşaallah katılım artar...
Ben 3. haftanın konusunun açıldığını biraz geç farkettim. Gözümden kaçmış yani. Katılımın artacağını ümit ediyorum.Ben de teşekkür ederim...
 
Katılım
21 Şub 2007
#6
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

Çokluk , içinde seçmeyi ve seçilmeyi barındırdığında en güzele ulaşmayı amaçlayan bir yolculuğa dönüşür. Şiir içinde aynı şey söz konusu sanırım ; bilinçli okuyucu için şiirin , şairin bol olduğu ortam bir güzellik kaynağı. Öte yandan günlük okuyucu için aynı durum geçerli değil bence. Bir edebiyat öğretmeni olarak öğrencilerime her hafta beğendikleri 2 şiiri yazacakları bir şiir defteri tutmalarını önerdim. 2 hafta sonunda çocuklardan birçogunun uzun yol kamyon arkası yazılarına benzeyen bir dolu tekerlemeyi şiir saydıklarını hatta buna rağbet ettiklerini gördüm.Magazin gazetelerinde beyaz atlı prens , gamzeli güzel...sıfatlarıyla yazarlığa hatta şairliğe(!) soyunan popüler kültür mantarlarının , sonu aynı harfle biten 2 satırı yanyana getirip yazdığı şiirler(!) Bence bunlar , geceleri oksijen alıp karbondioksit yayan bitkilere benziyor ; şiir iklimini kirletmekten başka işe yaramıyorlar.
Bunların yanında A.İlhan'ın 20'li yaşların başında ödül kazandığı "Cebbaroğlu Mehemmed Destanı"nı düşündüğümde kendi kendime sormadan edemiyorum ; nerde yanlış yapıyoruz? Aynı şair kendisine yöneltilen " Genç ozanlarımızın en büyük talihsizliği nedir?" sorusuna , "Coşkularının akıllarını bastırması" cevabını vermiş bir röportajında. Burada ilim ve şiir bağlantısı devreye giriyor işte. Elbette şiir bir cosku halidir , içindekileri tek başına taşıyamama duygusudur ; fakat bu coşkuyu başı boş bir ırmak gibi kaderine terk etmek yerine sonsuz bir okyanusa katmak için çabalamak gerekir bence. Necati'yi , Nedim'i , Bayburtlu Zihni'nin sefil baykuş'unu okumadan ,bilmeden günümüzde şiir yazıyorum demek , bir süper egodur bence (biraz abartılı mı kaçtı :) Halk ozanlarımız bile hatta birçoğu okuma yazma bilmezken , bir hece ölçüsünü , redifi , cinası yakalamaya çalışırlar ki bence bu da bir ilimdir aslında.
Son olarak lafı çok uzatmadan şiir ve yaşanmışlık konusuna gelirsek ; belki hissi bir tavır ama , yaşanmışlığını bildiğim şiirler bana her zaman daha kıymetli gelmiştir.N. Fazıl'ın Kaldırımlar'ı şairin Fransa yıllarını bilen için daha derin mana taşır. Yada S. Karakoç'un başta anlamsız görünen Pinpon Topu şiiri , Muazzez Hanım'ın okudukları üniversitede masa tenisi takımında olduğunu öğrendikten sonra daha bir başkalaştı zihnimde.
NOT:İlk yazımda bu kadar uzun uzun fikir beyan etmem küstahlık addedilemz umarım ; sadece paylaşmak istedim. sevgiyle.. not2:Yavaş yavaş yol iz öğrenmeye başladım sitede,artık kaybolsam da geri dönebiliyorum:)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

Değerli hocam öncelikle aramıza hoş geldiniz.Katılımınız için müteşekkiriz.

...Bence bunlar , geceleri oksijen alıp karbondioksit yayan bitkilere benziyor ; şiir iklimini kirletmekten başka işe yaramıyorlar...
Bu teşbihe katılmamak elde değil.

N. Fazıl'ın Kaldırımlar'ı şairin Fransa yıllarını bilen için daha derin mana taşır. Yada S. Karakoç'un başta anlamsız görünen Pinpon Topu şiiri , Muazzez Hanım'ın okudukları üniversitede masa tenisi takımında olduğunu öğrendikten sonra daha bir başkalaştı zihnimde.
İlginçtir ama geçenlerde izlediğim Necip Fazıl'ı anlatan belgeselde onun Paris yıllarını,gençliğini,geçirdiği derin buhranı yakından öğrenme olanağım oldu.Şimdi okurken "kaldırımlar"şiirini nasıl bir ruh halinde yazdığını,bu zamana kadar anlayamadığım anlamlarıda ihtiva ettiğine kanaat getirdim.Zaten şiir de biraz bu değil mi?Bence esas şiir,asıl şiir her okunduğunda okuyucusunu başka bir yerlere sürükleyen şiirdir ve hiçbir zaman tam anlamıyla! anlaşılamayan şiir değil midir?

İlk yazımda bu kadar uzun uzun fikir beyan etmem küstahlık addedilemz umarım ; sadece paylaşmak istedim. sevgiyle.. not2:Yavaş yavaş yol iz öğrenmeye başladım sitede,artık kaybolsam da geri dönebiliyorum:)
İlk yazınızın böyle olması bence daha güzel olmuş.Sitenin izini öğrenmeye başlamış olmanız sevindirici;umarım önümüzdeki günlerde de yorumlarınızı,düşüncelerinizi bizimle tekrar tekrar paylaşırsınız. :)

Selametle
 
C

cengaver

#8
Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

Değerli Kardeşim açtığın başlık ne hikmetse gözümden kaçmış..Bu konu benim de çok hassas bir şekilde yaklaştığım bir mevzu.Hani belki hatırlarsın 'elfckmk' adında bir arkadaşımızın açtığı başlıkta dile getirmeye çalışmıştım(Gerçi çok sert eleştirdim sanırım o sebepten yok buralarda :( )...

1-Şairlerin ve şiirlerin çok olması iyi bir şey midir kötü mü?

Şairlerin ve şiirlerin çok olması kötü bir şey değildir elbet.Ama şair(!)lerin ve şiir(!)lerin çok olması kötüdür...Şairim diye çıkıp Yağmur(yağmurdasonsuzadek)Hocamızın dediği gibi sonu birbirine benzeyen iki üç mısrayı birleştiren;basit,çürük sıfatlar kullanarak sevgiliyi,sevgiyi basitçe anlatan cümlelerle şiir yazdım diyerek ortaya zıplayan insanların çokluğu elbette kötüdür...

Şairim,şiiri karanlık gecede ayak sesinden tanırım
Nerede bir türkü duysam şairliğimden utanırım


Birçok kez şiir yazmaya yeltendim ama çoğu şafak sökmeden buruşturulup ait olduğu yere atıldı sebebi de büyük şairlerin büyük şiirlerine saygısızlık etmekten haya etmekti...


2-Şiirler yazılırken o şiiri ihtiva eden görüşün yaşanılması şart mı?Örneğin aşkı anlatan bir şiir yazmak için aşık mı olmak gerekir ya da hicranı anlatmak için ayrılık mı olmalı?


Evet bence şair şiirini yazarken ya yaşamalı anlattığını ya da bizzat şahit olmalı...Bir Çanakkale muharebesini anlatmak istiyorsan ya savaşan olmalısın ya da bu eşsiz destana şahit olan.Yoksa yazdığın satırlar senin milliyetçi duygularının bir esamesi olur ama hiç bir zaman orada yaşananları tam anlamıyla ihtiva etmez satırların.
Düşünsenize aşık olmamışsınız aşkı anlatıyorsunuz.Bunun etkileyiciliği hakikati arz etmesi ne denli mümkündür bir düşünelim.Nihat hoca'nın derslerinden hatırlayalım siz aşkı yaşamamış birine yıllarca aşkı anlatın onun için ne ifade eder ki bu.Hayatında hiç bal yememiş birine balı tarif etmek nasıl bir şeyse bu da öyle. Aşkı yaşamayanın aşkı anlayamacağı gibi aşık olmayan da aşkı anlatamaz.
kısacası Aşkı anlat için de hicranı anlatmak için de ya yaşamalı ya da yaşandığına şahit olunmalı...
Ah! Firârî kardeşim olsaydı çok da güzel aktarırdı bu kısmı...Adı üstünde Firârî işte. O da vuslatı isteyemen hep kaçışı arzulayan biri. Kavuştuğunda sevgileye, ondaki gizem eski değerini kaybediyor belki kaçış bundan...


3-İlimsiz şiir mümkün mü?Mümkünse neden?,Değilse neden?

Aslında sorunun cevabını vermeden önce ilimden kasıt nedir ona bakalım.Divan şairleri gibi düzenli bir eğitim almışlar olanlar mı ilimli dediğimiz zümre.Bir muallimin önüne diz çöküp ilim alanlara alim desek de şiir mevzu bahis olduğunda ilimden ziyade şeylerin gerektiğni düşünüyorum..Eğer sadece bu zümre has olsaydı Halk şairlerimizin varlığını inkar etmiş olurduk.Hayatın kemiklerini kırarcasına eğittiği bütün duyguları nakşettiği şairler onlar.Öyle olmasa bir Mevlana bir Yunus Emre bir Karacaoğlan bir Köroğlu çıkar mıydı...Onların hangisi bir Padişahtı(muhibbî,avnî) hangisi bir Şeyhülislamdı(Yahya efendi) hangisi bakî veya nedîm'in aldığı eğitimi almıştı...Ama onlar da zamana meydan okuyup bugüne kalan şahsiyetli şairlerimizden....
muhabbetle...


yagmursonsuzadek' Alıntı:
not2:Yavaş yavaş yol iz öğrenmeye başladım sitede,artık kaybolsam da geri dönebiliyorum:)
hoşgeldin Hocam.Dediğim gibi hocam kaybolacak bir büyüklük ve ya karışıklık yokmuş değil mi...
 
Katılım
27 Mar 2006
#9
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

BEKLEYEN

Sen, kaçan bir ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...

İşte şiir de şair de budur.. Başka söze ne hacet...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#10
Ynt: Yalnızlık,şiir ve şair üzerine ...[3.Haftanın Tartışma Konusu]

Süre dolduğu için tartışma kilitlenmiştir.Yeni konuya gitmek içi

http://www.edebiyatturkiye.com/forum/index.php?topic=1060.msg4312#msg4312

tıklayınız.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap