Yalnızlıklar...

Katılım
12 Şub 2006
#1
“Yalnızlıklar”




(...)

“Yalnızlık alıp karşına kendini

öteki kendinlerle konuşmaktır.

Bakışmaktır, öteki kendinlerle

dövüşmektir.

Kimi zaman da, öldürmektir

içlerinden en çok sana benzeyeni,

benzemiyor diye.

Yalnızlık, öldürmektir.”
Hasan Ali Toptaş (Yalnızlıklar)



***

Bugün ve yarın ve sonraki gün...

Kahvaltı yapacaksınız bir başınıza ya da yanınızda birileriyle. Arkadaşlar, aile bireyleri ve belki eskimiş sevgilerinizin sahipleri olacak karşınızda. Şeker karıştıracaksınız bardağınızda. Gözünüz dalacak masanın üzerindeki ekmek kırıntısına...

Vapura bineceksiniz, otobüsten ineceksiniz.

Simit alacaksınız, gazete sayfaları çevirecek, fal bakacaksınız bilgisayarlarınızda...

Uzun sıkıntılar vermiş şeyleri bitiremiyor olmakla her şeye yeniden başlayabileceğinizi sanmak arasında bir fark olmadığını fark edeceksiniz.

Siz silmek isteseniz bile hafızanın kalıcı mürekkebi yıpratmış olacak kalbinizdeki ak parşomeni...

En olmadık anda geri tepecek hainlikler.

Anlayacaksınız; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bir daha...

Çekip gitmek en güzeliymiş gibi gelecek ama çekip gidemeyeceksiniz...

İşiniz, alışkanlıklarınız, derme çatma düzeniniz, çocuklarınız, toplumsal korkularınız; hadi ataletiniz diyelim hepsine; izin vermeyecek size!

Başkalarının felaketinde teselli bulacaksınız.

Onlar kadar alçalmadığınızı düşüneceksiniz.

Onlar kadar rezil, kepaze olmadığınızı.

Onlar kadar başarısız olmadığınızı...

Ortalama yaşamınıza sığınıcaksınız.

Hayatla ilgili onca fikri varken uygulamada sınıfta kalmış her bilgiç, başarısız insan gibi derin mutsuzluklar içinde sadece eleştirebilen bir taslak olarak kaldığınızı fark edeceksiniz belki bir gün...

Ya da...

Göze alacaksınız kendinizi.

Kendinden başka düşmanı yoktur çünkü.

Severken de dövüşürken de kendinden daha çok yaralayamaz hiç kimse ve hiçbir şey bir insan zihnini...

Verdiğiniz onca açığa ve gösterdiğiniz bütün zayıf noktalarınıza, içinizden çıkmış hainlerin topuğunuzdan vurulacağınızı bildiklerini bilmenize rağmen yola çıkacaksınız.

Sırtınızdaki bıçak kesiği soğumaya başladığında emin olun en çok o zaman acı duyacaksınız.

Ama bildiğiniz gibi iyileşecek yaranız.

Sokaklardan arabalar geçecek, mevsimler dönüşecek, yeni şarkılar söylenecek, birileri ölecek, birileri doğacak...

Ama en çok o zaman seveceksiniz kendinizi...

Hiçbirinin bir önemi olmadığını anladığınız anda...

Ne düşman sandıklarınızın ne de aynı yanda olduğunuz savaşçıların ne de “sebeplerinizin” yani... O idrakin başlama noktasında bitecek telaşınız...

Siz de biliyorsunuz aslında...

Nedenleri, niçinleri, zayıfları, çürümüşleri...

Hepsini...

Hepsini...


***

(...)

“Bilinmesin;

yalnızlık biraz da,

her şeyi bilmenin ta kendisidir.”
(Hasan Ali Toptaş’ın aynı kitabından)




İCLAL AYDIN
 

Giriş yap