Yazılmışlar

  • Konbuyu başlatan ecra
  • Başlangıç tarihi
E
#1
Çığlıklarınızı Duyacaksınız

Kabuk bağlamış yaramı kanattılar. Sözlerimin gücünü gözyaşımda boğdular. Haykırışım, isyanım olacaktı. Ellerin omzuma dokunması, susmayı hatırlattı. Ama ben kimdim? Ve kimdi beni böylesine acımasızca vuran?

Ey sahte insancıklar! Utanan kalplerinizi neden saklıyorsunuz? Aslında tüm bu yaptıklarınızın idrakinde olan beyinlerinizi neden susturuyorsunuz? Fakat zannetmeyin gözlerinizden sadece kin damlıyor. Adilikte yarışan ruhlarınızı görüyorum kapkara gözlerinizde. Aslında ben, merhamete muhtaç kalbinizi görüyorum. Ama o merhametin zerresini hakketmiyorsunuz ki!... Düşmanlığınızı, pıhtılaşmış kanınızda boğacaksınız nihayetinde.Dikenlerin yırtıcılığından ziyade sözleriniz, ruhunuzu paramparça edecek; kan-revan içinde kalacaksınız. Bildiğiniz ve hiç susmadan attığınız palavralar, ciğerinize taş olup fırlatılacak.

Evet... Sanmayın yüzünüz bir zaman da böyle gülecek!.. O zaman gözyaşlarınız ateş olup eritecek kibirli gülüşlerinizi. Ve elleriniz çatlayacak cehennemin rutubetinden.

Bekleyin adaletin konuşacağı günü! Ben de beklemekteyim...


~ecra
 
E
#3
Ne hazan var gözünde ne bahar.. Gönlünde bir gül var onun sadece ona bakar. Baktıkça gözyaşı döker. O gözyaşı güle can suyu olur. Her sabah gözünü açtığında daha da güzelleşen gülünü görür. İşte bu ona yetmektedir. İşte kalbinin böylesine alevlerle çevrilmesi, işte sesinin yettiğince haykırması, işte gözyaşları bir tek nazar içindir güle. Gül bakamasa da ona, onun bu kadar yakınında olabilmek ne büyük bir ihsandır.. Çünkü bilmektedir ki gülü, her sabah orada olacaktır.

Ah dertlerin onda büyüdüğü, güzel ötüşlü bülbül.. Nasıl bir aşkın var bana ki nağmelerin, her fecir doğuşunda benim de açılmama vesile oluyor? Senin o beni benden eden sesin olmasaydı nasıl hayran bırakırdım gözleri kendime, nasıl hayran olunacak bir duruşum olurdu ki benim? Sen sanma ki bütün zerrelerimle sesini işitmiyorum. Sanma ki sana meftun değilim. Ama bakamam ki sana, bilirim eğer bakarsam sana, bütün nağmelerin biter, senden can gider. Ve ben o halini görünce bende nefes biter. Anında solar, ölürüm. Ey güzel ötüşlü bülbül; ben sana bakamam, ben canıma kıyamam, çünkü canım sensin.

Ne bülbül vazgeçer gülünden, ne gül vazgeçer bülbülünden... Onların hikayesi, bitemeyen bir hikayedir. Ama vuslat bir gün gelecektir.


~ecra
 
Katılım
1 Mar 2006
#4
arkadaşımın yeteneğini sonunda bizlerle paylaştığıını görmek çok güzel ellerine sağlık canım devamının dileğiyle..
 
E

ecra

#5
İkinci yazıya devam ile..

Bülbül ağlamaktadır köşede, sessiz, "acaba" demektedir, "acaba benim bu sesim, gülümün uykusuna, dolayısı ile güzelliğine, dolayısı ile gül olmasına engel mi oluyor? " . Oysa ki gülü her daim aynı güzellikte açılıyor yeni güne, her daim ışık huzmeleri yayıyordu gökyüzüne. Kendini yiyordu bülbül, "ah, gözümü kör eden aşkım... Keşke sana âşık olmasaydım da, kendimi yiyip bitirseydim, canın bana emanetken ben, ben değilim. Ben kendimi yitireli uzun yollar aştım, seni unutmak için kendimi çok kez dağlara vurdum, nağmelerimi papatyalara söyledim de ağladılar halime, onlar dahi dayanamadılar da, yapraklarını döktüler. Hal böyle iken, ben sana nasıl kıyarım da, aşkımı sana fısıldarım, nasıl bir taş kalplilik yaparım da sana dünyayı zindan ederim. Ah, gül yüzlüm, sözüne birçok bülbül tutkun, nağmelerine kargalar bile gelmekte... Ben ise seni uzaktan seyretmekteyim, nideyim ki halim harab, sana olan aşkım, sana gelmeme engel. Canın bana canan olmasaydı, haykırırdım dört bucağa ama canın canımdadır." diyerek, ah edip, figan eyleyerek, dağları susturuyor, derdine ortak ediyordu.


Gül,şimdi uzaklara bakmaktaydı. O masmavi deniz aşkını alabilir miydi içine, gülün aşkı o uçsuz bucaksızlığa sığar mıydı? Sabah meltemleri yapraklarını okşarken hep bunu düşünürdü gül. Bülbülü kendisi yüzünden böyle ağlamıyor muydu? Onun böyle inleyişine nasıl da kahroluyordu. Bülbülün çilesi, gülün mezarıydı sanki. Gülün aşkı, sonsuzluktu ve sonsuzluğu o masmavi deniz diye düşünüyordu. Bu aşkı sadece oraya gömebilirdi. Bu aşkı gömmek demek, ölmek demekti ama bülbülünü kurtarmalıydı. Canına can vermek istiyordu. Bu düşüncelerle denize hüzünle bakarken o güzel ötüşlü bülbül, yine dile gelmeye başladı. Elinde olmadan baktı bülbülüne gül. İlk defa baktı. Bülbül, gözlerini kırpıştırdı. Bir damla düştü gözünden, yine gülün toprağına. Şimdi nağmeleri bütün cihanda yankılanıyordu çünkü gülü nazar etmişti ona. Öylesine samimi ağlıyordu ki, gören göz, işiten kalp anlardı ki Rabbine şükrdiyordu.


"Ey hazanında yanı başında, ey gününde, gecende sevdası yüreğinde olan bülbül, ağlama artık ne olur gül! Bir nazar’ı için dağları delmez miydin, işte gülünün kalbi senin için bir kez atmadı mı? Bu senin istemediğin, ama her an beklediğin iyilik değil miydi?". İçin için çağlıyordu bülbül, kalbi pür nefes atıyor, son yolculuğuna çıkmış gibi dur durak bilmiyordu.

"Ey aşkına çimenleri bile söylettirdiğim gülüm, ben sana meftun olalı, böyle bir hayali bile ümit saymazdım, şimdi ise gerçekler yoluma çıkmış, sana kavuşmama söyleniyorlar. Ben, şu halimle, sana koşmayıp da ölüme koşsam, yüreğim beni affeder mi? Senin nazarına iltifat etmeyip, damlalarımla sel olup aksam, hangi ot bana vefa eder, hangi çayır beni yad eder? Sen sevdiğimsin, canımsın, canımı bulmuşken, beni canımdan ayırmak zaten ölüm değil midir? Öleceksem, başucunda seni beklerken öleyim, yaşayacaksam, her sabaha senin ışıltınla uyanayım, yoksa bu hayat bana ziyan, onu da istemem, beklerim ki Allah canımı alsın. Belki öte dünyada sana kavuşma ihtimalim olur. Sana, sevdiğimsin diyemesem de, razıyım, yanı başında olayım, o da yeter bana."



"Ah bilseydin, sana bakmak ne müthiş bir ândı, varlığım dedi ki ‘sen yoksun o olmadan, nasıl o yoksa sen olmadan’. Ben nazarımı sana çevirdim, bütün kainat güldü. Sonum, varsın ölüm olsun, ölüm de sensin hayat da sen. Ne farkı vardır bana yanımda sen olduktan sonra? Gözyaşın bana can verdiyse, nazarım seni zi-hayat ettiyse artık güneş de ay da yıldızlar da ve topyekun kainatta da bilsin ve duysun ve şahid olsun ki nazarım hep sana olacaktır. Sen yeter ki nağmelerinle dünyamın hüznünü neşeye çevir. Rabbim beni senden ayırmasın."
Hiç bilir miydi bülbül, sevdiği, canı, cananı, böylesine dile gelecek böylesine nazenin bir eda ile? Artık ölse de fark eder miydi? "Ey canımın canını, cananımı yaratan Rabbim; nazarlarında aşk’ı gördüğüm gülümün nazarını bana armağan ettiğin için sana şükürler olsun !"


~müştereken yazılmıştır.
 
Katılım
2 Haz 2006
#6
Gül ü Bülbül ne dem kavuşmuş ki olsun onlara safa
Ağzı ne söyler gönlü ne diler, ey dil senden cefa.


Elinize sağlık bu yazı için. Her dem gül-bülbül olacak ve her dem onların destanını yazanlar olacak.
 
E
#7
Kalbin Sesi

Sadece yıldızları görmek istiyor.
Vurgun, dargın, yılgın tahayyül artık.
Kendisi olmayı başaramayan
Maksatları şimdilik bir kenara bırakan
Acıya az buçuk düçar olan yürek...
Bildiği türküleri mırıldanırken
Umut gemisinin hafif yara aldığı
Küpeştesinde,
Dalgaların sesleri ruhunu temizliyor.
Varsın o okyanusa birkaç damla
Gözyaşı düşsün
Masumane bir eda ile...

Sadece yıldızları görmek istiyor.
İşte gün batıyor, ne kadar da hızlı.
İşte tebessüm beliriyor dudaklarında.
Kavgasını şimdilik bir kenara bırakan
Kırıklığa az buçuk düçar olan yürek...
Yüklenmişti omuzlarına bir ağır savaş.
Şimdi bırakıyor usulca bu yükü
Dalgaların hoyrat yüzüne.
Ama şimdi bir ağır yük daha
Biniyor omuzlarına.
Anlıyor ki her halükârda
Bir savaş olacak omuzlarında.

İşte yıldızlar...
Huzur lem'aları gözlerini şenlendiriyor.
Kalbi ise "imzam, ebediyete yaktığım ışıktır" diyor.


~ecra
 
Katılım
1 Mar 2006
#8
ecra' Alıntı:
[

Kırıklığa az buçuk düçar olan yürek...
Yüklenmişti omuzlarına bir ağır savaş.
Şimdi bırakıyor usulca bu yükü
Dalgaların hoyrat yüzüne.
Ama şimdi bir ağır yük daha
Biniyor omuzlarına.
Anlıyor ki her halükârda
Bir savaş olacak omuzlarında.

Her bitiş yeni bir başlangıç derler, bir şey başlarken bir diğeri biter..Hayat böyle zaman zaman ağır yükler atıyor omuzlarımıza.Taşımak,taşıyamamak kararsızlıkları arasında kurtuluşu arıyoruz bir nebze.Atınca o yükü omuzlarımızdan bitecek sanıyoruz, hepsi geçecek..Yanıldığımızsa -ecra arkadasımın şiirnden alıntı yaptığım o güzel ifadelerdeki gibi- kurtulduğumuzu sandığımız her yükün aslında yerini daha ağır, daha taşınılmaz olanlara bırakması oluyor.Farkettiğimzde ise artık çok geç demek için bile geç kalıyoruz..

yüreklerindeki savaşlara yenilenlerden olmamak umuduyla.. kalemine sağlık..
 

Giriş yap