YAZIP, YAŞAMAYAN LANETLENMİŞLER

Katılım
2 Ara 2006
#1
Hayat bir kalemin uçundaki siyah mürekkepten ya da iki dudağın arasındaki soluktan mı ibaret. Şairlerin dediği gibiyse yazmak ve yaşamak bir birinin alternatifi. Ya yaşayamadıklarını, hayatın senden kaçırıp çevrendekilerine hibe ettiği, yaşanılacak güzel şeyleri senden esirgediği için büyük bir ahla yazarsın, yahut her şeyi yaşadığın için, kalemi eline aldığında yazacak bir şey bulamamanın can sıkıntısıyla kalemi bırakıp seni bekleyen ve iyide oynadığın hayat tiyatrosundaki ‘yaşıyorum oyunu’ndaki rolünü oynamaya koşarsın.
Peki ya ikisini de başaramayanlar? Hayata hep uzaktan bakıp içine giremediklerinden yaşanılmış tek güzel günü olmayan acı ve gözyaşından öte hayatın ve yaşamın başka yanını görmeyen, bir ömür, yaşanılacak bir anlık mutluluğa hasret kalan, hatta yaşamayan sadece hayat denen bu oyundaki zorunlu rolünü oynayan ancak oynadığı rolü gerçek zannedip yaşıyorum diyerek kendini kandıran sefillerin aksine her şeyin bir oyundan ibaret olduğunu gören ve oyun olan bu hayattan kaçmak için kalemi eline alıp yazmaya sığınan zavallının mürekkebi donmuşsa ne yapsın. Nasıl ve hangi bir şeyle kendini teselli etsin, hayatın iki alternatifi olan yazmak ve yaşamak ondan esirgenmiş ona çok görülmüşse varlığını neyle ispat etsin. Yoksa varlığını ınkar edip ne yaşayabiliyorum ne de yazabiliyorum öyleyse ben yokum diyerek hayatın sınırlarının dışına çıkarak varlık nedenini bulamadan ruhlarına ihanet etmiş bir şekilde, bizim yaşmalarımızdan ve hatta bizim yaşanılan ve yazılan dünyamızı kirletmesin, çekip gitsinler mi?
— Ne diye bu hayat sahnesinde kendimize kandırıp inanarak oynadığımız yazmak ve yaşamak oyunumuzun gerçek değil bir oyundan ibaret olduğunu bize hatırlatıp duruyorlar. Hem bize yaşamanın ne olduğunu, oyuncular sahnede oynayarak, yazalar kitaplarında yazarak gösteriyorlar başka birilerine ne gerek var. Hele bunlar bizi mutsuzluğa iterek gerçeklerimizi yok etmeye çalışıyorsa bizim dünyamızda onlara yer yok. Tatlı hülyalardan tozpembe hayatlardan mutluluk gözyaşlarından kahkaha seslerinden oluşan hayatımızı daha fazla kirletmeden çıkıp gitsinler hatta bizim dünyamıza hiç ayak basmasınlar. Onlarda acı ve gözyaşından oluşan, hayat denen bu sahnede her şeyin bir yalan ve oyundan ibaret olduğu görmüş geleceğe dair umut besleyerek hayal kurmanın saçma olduğuna inanmış insanlardan oluşan bir dünya kursunlar kendilerine. Ve lanetlenmiş o dünyada her an kahır dolu bir havayı soluyarak yaşama oyununun farklı bir sahnesini oynasınlar. Yeter ki bizim oyunumuza karışmasınlar.
Yazmak ve yaşamak oyunu hayat sahnemizde bir ömür sergilenmektedir hepinizi bekleriz… Tabi bizim kurallarımızla oynayacaksanız. Yoksa ötekilerin lanetlenmiş dünyasına…
 

Giriş yap