Yüz(rû, rûy, dîdâr, çihre, likâ, tal’at, vech, sîmâ, sûret, cemâl)

UluğBey

Divan Üyesi
YÜZ (rû, rûy, dîdâr, çihre, likâ, tal’at, vech, sîmâ, sûret, cemâl) ve YANAK (ruh, ruhsâr, hadd, ârız, ‘izâr) Yüz ve yanak, divan şiirinde çok özel bir işleve sahiptir. Şairler yüzü karşılamak üzere yüz, rû, rûy, dîdâr, çihre, likâ, tal’at, sîmâ, sûret, cemâl gibi birçok kelime kullanmışlardır. Aynı şekilde yanak için de yanak, ruh, ruhsâr, hadd, ârız, ‘izâr gibi kelimeleri tercih etmişlerdir. Bununla birlikte zaman zaman yüz için kullanılan kelimelerin yanak için, yanak için kullanılanların da yüz için kullanıldığı olmuştur. Yüz ve yanakla ilgili genel algı hemen hemen aynı olduğundan güneş, ay, âyîne, âteş, Mushaf, cennet, gülşen, gül, lâle, semen, nesrin gibi bunlarla ilişkilendirilen ögeler ve bunlar için kullanılan sıfatlar da aynıdır. Aşağıda bu ögeler ve sıfatlar bir liste hâlinde verilmiştir.

gün, gündüz, güneş, hûrşîd, şems, mihr, mihr-i rahşân, âftâb, ay, mâh/meh, mâh-ı tâbân, meh-i tâbân, sabah, subh, nûr, pertev, sîmîn, şem’, çerâğ, tâb, âteş, âteş-i Musâ, od, nâr, âyine, âb, âb-ı revân, âb-ı nâb, zülâl, kâfûr, şarâb, tâb-ı mül, rû, Kur’ân, Mushaf, kitâb, mecmûa, sayfa, âyet, îmân, Kâ’be, kıble, yed-i beyzâ, gencîne, cennet, cennet gülü, firdevs, behişt, bâğ-ı cennet, ravza, bahâr, nev-bahâr, evvel-bahâr, mevsim-i gül, seher, tan, bâğ, bûstân, gül, gül-gûn, gül-i handân, gül-i ter, gül-i ahmer, gül-i hamrâ, gül-i sîrâb, gülşen, gülzâr, gülistân, berg-i gül, varak-ı gül, verd, lâle, lâle-zâr, lâle-sitân, lâle-fâm, semen, berg-i semen, nesrin, ergûvân, perî, hûr, melek...

Yukarıdaki ögelerin ortak özelliklerinden de anlaşılacağı gibi divan şiirinde sevgilinin yüzü ve yanağı; parlak, diri, duru, hassas ve yumuşaktır. Ayrıca divan şiirinde yüz ve yanak, şairlerin güzellik anlayışı açısından özel bir işleve sahiptir. Öyle ki divan şairi için yüz ve yanak güzelliği, başka hiçbir güzellikle karşılaştırılamayacak derecede vazgeçilmez bir değere sahiptir. Onlara göre güzellik, yüzdedir. Aslında yüze verdikleri bu değer, genel anlamda divan şairlerinin güzellik anlayışları için de önemli bir göstergedir. Divan şiirinde güzelin diğer uzuvları da yer almakla birlikte şairler dikkatlerini büyük oranda güzelin yüzüne odaklamışlardır. Dahası göz, kirpik, kaş, saç, ağız, dudak, ben, ayva tüyleri de yüzde bulunan uzuvlardır. Güzelin bugünkü estetik anlayışa göre çok daha fazla önemli görülen bacak ve göğüs gibi uzuvlarına divan şairlerince yüz ve yüzdeki uzuvlar kadar itibar edilmemesi son derece anlamlıdır. Zira bu, onların güzeli popüler kültürdeki yaygın algı ve anlayışın aksine, cinsel bir objeden çok bir ilhâm kaynağı olarak görmeleriyle ilintilidir. Daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse günümüzde güzellik ölçütleri rakamlarla ifade edilmekte ve çok büyük bir ağırlıkla cinsel nitelik taşımaktadır. Oysa divan şiirinde güzelin kendisinden çok güzelliği ve şair zihni için oluşturduğu çağrışımlar değerlidir. Divan şairlerinin en önemli ilhâm kaynağı olarak sevgilinin dikkat çekmesi de1 tamamen bu bakış açısıyla ilgilidir.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Aşığın görmek için canını verdiği yüz sevgilinin güzellik unsurları içinde en başta gelenidir.yüz, divan şiirinde cemal, ruy, didar, lika olarak adlandırılmaktadır. Gerek divan gerekse halk şiirinde yüz parlaklık itibarıyla ay, güneş, mum ve çerağa benzetilmiştir.



Görünen yıldız değül yir yir delinmişdür felek

Gün yüzünün hasretiyle tir-i ahumdan benüm NECATİ



Günümüz Türkçesi:
Bu (gökyüzünde) yer yer görünenler yıldız değildir. Senin güneşe benzeyen yüzünün özlemiyle benim çektiğim ah oklarından gök kubbe yer yer delinmiştir.



Necati bu beyitinde yüzü, güneşe benzetmiştir. Parlaklık itibarıyla bir çağrışım sözkonusudur. Halk şairleri de yüzü güneşe benzetmişlerdir.



Can atub cemalin şem’ine düddi

Pervaneler gibi yandı duduşdı. (ERZURUMLU EMRAH)



Erzurumlu Emrah bu dizelerinde yüzü muma benzetmiştir.

Parlaklık unsurundan dolayı çağrışım söz konusudur.
 

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt