Zaman..

Katılım
26 Nis 2007
Bozuk saat gerçekten de günde iki kez doğru vakti gösterir mi?
 
Katılım
29 Ocak 2008
Ynt: Zaman..

Bence göstermez.Şimdi ferahsan kızacaktır iki kelimeyle olmaz,açıklamasını yap diyecektir.Bakalım becerebilecekmiyim. :-\
Bozulup kaldığı vakitteki zamanı gösterir zamanı ilerletemez...
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Zaman..

Gösterdiğiniz anlayıştan dolayı hepinize teşekkür ediyorum arkadaşlar; Allah razı olsun!!!
Ayrıca şunu belirteyim ben bahsedilen aralardan hiçbirinde iyi felsefe yapmadım..
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: Zaman..

Ciddi hiçbir cümle beklemeyin,
Zaman neydi
Dediğimiz kavram güneş ışıklarına orantılı olarak kurulan doğuşundan batışına batışından doğuşuna kadar geçen öğeyi dilimlere bölmek… Ve gün kavramı oluşurken (gofretimden aldım)ellerimi sirkelerdim. Gün oluşunca aydınlığa gündüz, karanlığa gece dedik. Bu zamanlarda saat dedik her bir parçasına da 12 ye bölüp iki kere dolandırdık akrep ve yelkovanı takmışız peş peşe işte dönüp duruyorlar belki bir yerde iki kere kesişiyorlar…

Ve ne oluyor Bozuk saat gerçekten de günde iki kez doğru vakti gösterir ?_mi?
 
Z

ZeRRe

Ynt: Zaman..

ferahsan' Alıntı:
Bozuk saat gerçekten de günde iki kez doğru vakti gösterir mi?
evet gösterır
neden çünkü
bir gün 24 satten ıbarettır :)
şimdi dıyelım ki benım saatım 11:30 da durmus
gecen zaman ıcerısınde bır sabah kı 11:30 olacaktır bırde 23:30 olacaktır.
tabi bu saat akreple yolkavanın oldugu bır saatse :)gunde ıkı kez dogru zamanı gosterecektır ;)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Zaman..

Bozuk saat günde 2 kere doğruyu gösterir yani müşahhas olarak ifade etmek gerekir ki, yanlış olduğunun farkında olan hiçkimse yoktur ki doğru bir şeyler söylemesin, zira yanlış olduğunun farkına varması dahi bir doğruluktur.Fakat yanlış bir saat hiçbir zaman doğruyu göstermez.Saatim eğer 3 saat ileri ise gerçek saatten hiçbir şekilde ve şartta doğruya yaklaşmayacaktır ve kendini tekrar etmekten başka bir şey yapmayacaktır.

Yani şöyle bir çıkarımda bulunabilirim: Yanlış olduğunun farkında olmak bir erdemdir. :)

Sorunun sunuluş tarzından hareketle ben de gülücük gibi bir tavır soru sorup,mikrofonu ferahsana uzatabilirim.
 
Katılım
27 Mar 2006
Ynt: Zaman..

Bozuk saatlerin günde iki kere doğruyu gösterdiği söyleniyor ama neye göre doğru, günün bir bölümünde saat 12:00 tamam ama bu zaman ne zaman yani 12 olduğunu düşündüğümüz zaman belki de 13:00 tür neye göre bunu belirliyoruz ki.. güneşin gökyüzündeki durumuna göreyse eğer, gökyüzü güneşi 24 saat mi misafir ediyor belki biizm 1 saat dilimi olarak ayarladığımız dilim yarımşar saatliktir... elbette vardır bilimsel açıklaması beni aydınlatır mıısnız..?
 
Katılım
8 Şub 2008
Ynt: Zaman..

en bozuk insan bile 2 hakikati gerçekleştiriyorsa;
doğmak ve ölmek gibi.
bozuk saatin maharetini de burdan açıklamak mümkün mü bilmem ama aklıma geldi işte:)

ayrıca bozuk saat vakti gösterir ama doğru vakti göstermez demekle bir paradoksa girmek istemem,
sağlıcakla...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Zaman..

esselam;

"zaman akrebin ve yelkovanın gösterdiklerinden ibarettir."
bu söz kime aitti hatırlamıyorum ama zaman mefhumunun giriftliğinden kaçış için söylenmiş olma ihtimali yüksek.
zaman nedir? ilk önce bunu anlamak (nasıl olacaksa) lazım!

saat ismini verdiğimiz alet zamanı mı gösterir yoksa süreyi mi?
zaman kainatın halk edilmesi ile varolmuştur.eğer böyle ise yaratılıştan "evvel" ne vardı? dikkat buyurun sual yine zamanın kapısını çalmakta.
ezeli ve ebedi olan Hakk hem ilk ve hem de sondur.bu dusturun zaman ile münasebeti nedir pekiyi?
yoku var eden varlıktan "evvel" var olduğu için mi ilktir? var ettiğini yok ettikten sonra kalacak olan tek O olduğu için mi sondur?o halde olan sadece O'dur.pekiyi varlık dediğimiz şey nedir? yok nasıl var olur?
bir misal: bir masa düşünün ve üzerinde bir kalem.bu kalemi alıp başka bir eşyanın üzerine koyarsak eğer, kalem masanın üzerinde yoktur ama başka bir eşyanın üzerinde vardır.kalemin masanın üzerinde olmaması kalem mefhumun olmadığını göstermez aksine "var" mefhumunu anlama kabiliyetimizin içinde bulunduğumuz şartlara göre şekillendiğini gösterir.
bizim yok ve var tasavvurumuz mahluk olmamız hasebi ile mahduttur."yok"u anlamak insan için muhaldir.bu yüzdendir ki yokluk deyince kafalarda "boşluk" tasavvuru "vucud" bulur.halbuki boşlukta dahi olan bir şey vardır.nedir o pekiyi? olan; hiç bir şeyin olmaması değil aksine zihnimizde var olan bir eşyanın yani boşluğun algılanmasıdır.insan fıtratı icabı yokluğu resmedemediği için de yok ile boşluğu bir görmekte ve yokluk denildiğinde akıllara boşluk gelmekte.

felsefede zaman "ruh"a matuftur bildiğim kadarı ile.
"ruh nedir? diye soranlara cevaben: "ruh rabbinin emrindedir ve ona dair size kalil bir ölçü verilmiştir" yani ruh mevzuunda insanın ilmi diğer ilimlerle kıyaslanınca yok hükmündedir.
"Allah Adem'i yarattı ve O'na kendi ruhundan üfledi".
zaman yani ruh mefhumunu bir kefeye madde yani mekan mefhumunu diğer kefeye koyalım ve tartalım bakalım.tartabilir miyiz?

ben tartamıyorum tartabilen beri gelsin!

baki selamlar...
 

sayih

 
Katılım
29 Ağu 2007
Ynt: Zaman..

Zamandan söz açılmışken alıntı yaptığım bu kısmı sizlerle paylaşmak istedim.Zamanın eğilip bükülebildiğini de öğrendik(nasılını tahayyül edemesekte...).Ben zaman kavramını ürpertici buluyorum tıpkı sonsuzluk kavramında olduğu gibi...


Uzay-zaman'da olan her gelişmenin içindedir. Sebep-sonuç ilişkisi zaman akış oku ile ilgili olup, tersine zaman oku da teorik olarak mümkündür.

Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır.

Ayrıca zamanın bir boyut olduğu gibi aynı uzay gibi bükülmesi de söz konusudur. Bu nedenle karadelik gibi bir yere giren bir kişi için.Zaman çok yavaş akar çünkü düz yola göre zaman da eğilir bükülür ve zaman giderken zaman kaybeder. Tıpkı ışıkta olduğu gibi. Işıkta normalde en hızlı hızıyla bir yıldızdan ayrılır ve bize gelir bunda anormal bir durum yoktur ama eğer bu çevrede yıldızla bizim aramızda bir karadelik varsa ışık eğilir ve eğer karadeliğin olay ufkundan geçerse ona yakalanır ve karadeliğe haps olur.Zaman da böyle bir biçimde yol kaybeder.

Zaman da eğilip bükülebildiğine göre geçmişle gelecek de birleşebilir.Tabi bu olay için bir karadelik gerekmektedir. Normalde zaman eğilip bükülürse geçmişle gelecek birleşir ama asla bir birbirine değmeyen kitabın sayfaları gibi eğer kitabı delerseniz gelecekten geçmişe gitmiş olursunuz.Gelecekten geçmişe gitmek daha kolaydır. Fakat bu iş için ışık hızını da aşılması başka bir yöntemdir. Ama madde bu hıza dayanamıyacağına göre bu yöntem geçerli olmaz. Zaten karadeliğe giren bir kişi de sağ kurtulamaz, hatta en küçük yapıtaşına kadar ayrılır bu nedenle zamanda yolculuk etmek, yani geriye gitmek bugünün şartlarıyla zordur.Ama zaman bir boyutsa ve insanlar bu 3 boyutta istediği gibi hareket edebiliyorlarsa, neden olmasın? Tabi şartlar sağlanırsa.
 
Katılım
13 Mar 2008
Ynt: Zaman..

Bu meseleyi anlatabilmek icin bir deneme yapmistim. Daha sonra devam edemedi yarim kaldi... fakat zaman konusuna temasi oldugu icin buraya koymami mazur gorursunuz insaallah:

Ortam gayet sessizdi. Sessizliği bozan tek şey, insanların bakışlarının benim ruhuma yaptığı işkenceden çıkan çığlıklardı. Ama benden başka kimse bu havarı duymuyordu. İnsanlara anlatmam gerektiği söylenmesiydi tek sebep oraya oturmamın. Ben bir şeyi biliyorum zannediyorum. O da ne kadar bilgili olursam olayım, tesir Allahtandır. Öyle samimi insanlar gördümki Allah der, irşad eder. Hatta öyleleri var ki, bir bakışında ne hutbeler saklıdır, nazarıyla vaazlar verir. Hani şair de diyor ya:

O yüz ki her hattı tevhid kaleminden bir satır
O yüz ki göz değince Allahı hatırlatır


Hak dostlarında bulunan bu sırrın bir sırrı evraddır, teheccüddür. Ruhumun isyanları nefsime, işte bu yüzdendir. İnsan o kadar kıymetlidir, o kadar azizdir ki, halife-i zemin, eşref-i mahlukat seçilmiştir. Demek bu kıymetli ibadın vaktini zayi etmek de bir o kadar hasarettir.

İçde ihsan, dışta itkandır. Evrad öyle coşmalıydı ki sinemde, ben sus desem de o yol bulup anlatmalıydı Allahı ki zira anlatırdı da. Bir sübhanallah tesbihine kainatın zerratını sığıştırabilmek için kalp genişliği, yani evrad ve teheccüd gereklidir.

İlk ses veren, bir süredir beni dikkatle süzen bir delikanlıydı. Sorduğu sorunun keskinliğinden anlaşılıyordu ki, delikanlıda "eşyayı ve hadiseleri hallac edecek bir istidat" varlık sinyali veriyordu.

'Abi' dedi, 'Kalbin ve ruhun hayat derecesinden bahsediliyor. Ve bahsedilirken de kalbin birkac gün once ile bir kac günü beraber, ruhun da bir kaç sene önce ile birkaç sene sonrasını beraber yaşayabildiği söyleniyor. Bunu izah edebilir misiniz?'

Soru gerçekten ince bir soruydu. Sadece bulunduğu anı yaşayan insanlara anlatması da bir o kadar zordu. Tabi bir başka zorluk ise sadece bulunduğu anı yaşayan birinin anlatmasıydı. Bazen akıl; ruh ve kalbin ancak minyatürünü yaşayabildiği hallerin gerçekleri hakkında az buçuk yorum yapabildiğinden bir misal ile bunu anlatayım dedim. Ama önce bazı kavramların yerine oturması gerektiğinden, o kavramlarla işe basladım.

Eğer, bütün eşyanın her an başkalaştığını, yani her an başka bir eşya olduğunu kabul edersek, zamanı bir boyut olarak takdim edebiliriz. Çünkü iki farklı noktanın farklı parametreler ile gösterilebilmesi için bu durumda 3 boyut yetmez, bir boyut daha gerekir. Mesela duran bir top t süre sonra da aynı koordinatlarda olacagından, ama top artık başka bir top olduğundan, bu iki topu ayrı parametrelerle göstermemiz gerekecek. yani x,y,z ler aynı ama t leri farklı olacak.

İşte bu durumda zamana boyut deriz. Zaman boyutunun diğer boyutlardan ayıran bir hususiyeti, kainatın o boyutta sürekli ilerlemeye zorlanmış olmasıdır. Diğer boyutlarda geriye dönebilirsiniz ama zamanda ilerleyince geriye dönmek çok zor.

İnsanı düşünelim. Şimdilik sadece cesedini yani maddesini ele alalım. 100 trilyon hücresi bulunan bir insanın sanıyede 50 milyon hücresi ölüyor. Bir o hız da da yaratılıyor. Bunların molekülleri hiç durmadan hareket ediyorlar. Sürekli değişip duruyorlar. Bu cihetten bakınca insan bedeninin bir anı diğer anı ile aynı olamıyor. Yani bir an sonraki cesed artık yok. Bir sonraki anda başka bir ceset var. Bu bakımdan cesedin ömrü içinde bulunduğu andır. Demek ki ruhu kabul etmeyen biri "Ben ben değilim" demek zorundadır.

Nasıl ki ruh insanın maddesinin 3 boyutta dağılmasını önlüyor ve onları senkronize ediyorsa, aynen onun gibi de 4. boyut denilen zamanda dahi başka başka hallerde bulunan maddeyi yek-vücüt ediyor. Ruhun derece-i hayatına çıkmak demek ise, maddenin yani cesedin zaman içindeki hallerini senkronize etmesi demektir. Senkronize kelimesinin lügavi manasından ziyade bir uyum ve harmoni manasında kulanıyorum.
 

sayih

 
Katılım
29 Ağu 2007
Ynt: Zaman..

cesedin ömrü içinde bulunduğu andır

az evvel öldü yani içinde bulunduğum an geçip gittiğine göre...
Genede dil söylesede akıl almıyor ne varllığı ne yokluğu ne de zamanı

Ama şu sözler çok etkiledi beni

Hak dostlarında bulunan bu sırrın bir sırrı evraddır, teheccüddür. Ruhumun isyanları nefsime, işte bu yüzdendir. İnsan o kadar kıymetlidir, o kadar azizdir ki, halife-i zemin, eşref-i mahlukat seçilmiştir. Demek bu kıymetli ibadın vaktini zayi etmek de bir o kadar hasarettir.

İçde ihsan, dışta itkandır. Evrad öyle coşmalıydı ki sinemde, ben sus desem de o yol bulup anlatmalıydı Allahı ki zira anlatırdı da. Bir sübhanallah tesbihine kainatın zerratını sığıştırabilmek için kalp genişliği, yani evrad ve teheccüd gereklidir.

Allah razı olsun hocam...
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Zaman..

Zaman konusu gerçekten benim çok ilgimi çekmiştir.özellikle sufilerin ibnü'l vakt olmaya çalışmaları.Bilirsiniz amma küstahlık yapmak için değilde sadece paylaşmak için bahsetmek istiyorum.İbnü'l vakt yani vaktin oğlu olmak.İnsanın içinde bulunduğu vakti en iyi şekilde değerlendirmesi.'En iyi'kavramı kişinin meşrebine göre şekillenir elbette.Ama sufiler bunu kullukta en iyi olma çabası olarak algılamışlardır.Çünkü içinde bulunduğunuz vakit biraz sonra sizin geçmişiniz olacak ve daha öncede içinde bulunduğunuz vakit sizin geleceğinizdi.İşte içinde bulunan vakir geçmişi,geleceği ve de şimdiyi kapsar.Öyleyse içinde bulunulan vakit insanın tüm hayatıdır.İbnü'l vakt meselesi yunan filozoflarca bir nehirde aynı suyla yalnızca bir kez yıkanmayla karşılanmıştır.Yani zaman akıp giden bir nehir gibidir.Akıp giden nehirler geri gelmeyeceği gibi zamanda geri gelmez.Bu konu için teşekkürler :)
 
Katılım
26 Kas 2008
Ynt: Zaman..

"zaman akrebin ve yelkovanın gösterdiklerinden ibaret"midir acep?

insan için iki zaman vardır
geçmiş ve gelecek
geçmişi 2.kez yaşamak olanaksız.gelecekte yaşabilmek imkansız
bize ait olan zaman sadece şimdiki zaman...
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Zaman..

bence başlığı fizik bölümünde faln değerlendirin biz daha çok Rölatif bulguların insan zihnindeki aksi sedalarıyşla ilgileniyoruz yoksa e=mc2 desem ne halt edersiniz ki?
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Zaman..

Baştaki soruyla da irtibatlı olarak söyleyecek olursam eğer acaba bozuk saat, saat midir?