zılgıtların seranatı,

Katılım
30 Kas 2006
#1
bagdattan gökyüzüne
binbir nakış, binbir ezgi
ben bir nefes tutuklu kalıyorum.
her zaman garipleşiyorum.
talihsiz bir his bendeki
ne yapsam bilmiyorum?...

derken yıldız sanıyorum,
ateşlerimin savruluşunu.
bir ürperti kıvranıyor hücrelerim içinde
sevdamı kırmaya çalışıyor birileri.
birileri kızgın yağlar döküyor ciğerime
sonra sen
ve sevdamız geliyor aklıma
hani sevgiyle çarpan kalbimiz vardı ya
şimdi kurşunların uçlarında
kalbimiz şimdilerde sıkılıyor
çok sıkılıyorum
ağlamak istiyorum ağlatmıyorlar
ey kerkük ilinin feryadı engin kızı
ey gecelerin esmer yıldızı
ağlama savur zülfün telini kırbaç gibi ellere
destan destan dolansın haykırışın dillere

sevgimiz bitmez bizim son kurşun bitene değin,
sevin musulun kızı sevdamızla sevin.
yorulmuşum soluk soluğa kalmışım,
bi yan gök yüzüne dalmışım,
yıldızlar gönlümün sözünü yazmışlar
bir türkü mırıldanıyorum bizi anlatan
ağıtlar yandıran,
yaşlar damlatan,
ve kurşun sesleri;
bini bir yandan...
oysa takılmadan bunlara yürek koymuştuk ortaya,
sevdamız için, yüreklerin başı için.
anaların gamlı başı,
ocaklarda yavru aşı,
mataralarda göz yaşı,
dudaklarda çöl tanesi,
kalbimin sermayesi.
sevgimdi sana olan hasretim.
artık ağlamaya olan hasretim.
bir ara duaya kapandım,
tank sesleri geliyor...
çekil çöllerin kızı
kahpe menzile girme
ben öleyim çekil
sen masun canını verme.
ee bağdat dilberi nasılsın orda?
rıdvan ve huriler dizilmiş etrafına
bembeyaz giyinmişsin, taramışsın saçını
o bahçenin tahdında kuşanmışsın tacını
ee bagdat dilberi,
bana deli diyorlar,
sen onlara aldırma...

isa karatepe
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap