istanbul escort bayan sisli escort escort atakoy gaziantep escort bayan istanbul escort bayan istanbul escort kizlar bursa escort bayanlar izmir escort bayanlar

Edebiyat Türkiye

Sitemize içerik göndermek için lütfen Tıklayınız.

Gezgin Günlüğü – Beden mi Ruh mu?

“Su akar yolunu bulur da ya sevmezse o yolu? Hem her akarsuya sormuşlar mı gönlü düşmüş mü döküldüğü denize?” diye kafa yakan bir soru var karşımızda, herkese nasip olmamıştır şu ana kadar cevaplaması; kimisi de akıntıdan çoktan boğulmuştur soruda, daha soruyu bile anlayamadan…

Venedik’i görmek henüz nasip olmadı, belki birkaç kez gideceğimdir hayatımda ama belki de hiç… Yine de gidenler de gitmeyenler de aynı yere benzetirler Eskişehir’i, minik bir Venedik olarak tanımlarlar onu. Evet, gerçekten de gondol sefası, porsuk çayı, yanındaki yeşillikler, etrafındaki bin bir türlü kafesiyle Venedik’e benzerlik gösterir. Bu şehre benzeyen özelliklerinin yanı sıra benzemeyen bir sürü niteliği de vardır : Odunpazarı, masal şehri, Kentpark, çi böreği… Yanlış okumadınız. Kendisi çiğ börek değil. Çi börek. 1856 Osmanlı-Rus savaşına dayanır bize nasıl geldiğinin hikayesi. Malum savaş her zaman olduğu gibi göçe meydan vermiştir ve bu börek bize Kırım Tatarlarından miras kalmıştır. “Çi” nin bir başka anlamının güzel olduğu bilinmektedir ama asıl adı çi miydi yoksa çiğ miydi hala tartışmalı bir konu. Ben bu tartışmaya ise tek bir cümleyle son vermek istiyorum : adını nasıl telaffuz ettiğiniz fark etmez, tadı her türlü güzeldir. Odunpazarı’nda ve Doktorlar caddesinde de yapan birçok yer bulunur. En meşhuru ve en kendini yedirttireni ise cadde üzerindeki Papağan adlı mekandır. Bir gün yolunuz düşerse uğramanız tavsiye olunur.
Eskişehir’in diğer gezilecek yerleri Kurşunlu Külliyesi, Odunpazarı, Kentpark ve masal şehridir. Her biri görülmeye değer güzel yerlerdir. Siz diyorsanız ki biz günübirlik geldik vaktimiz yok nereyi gezelim, o zaman Venedik’in bir minyatürü olan Porsuk çayı’nı, Ankara ve İstanbul ile karşılaştırıldığında şehir merkezinden çok da uzak olmayan Odunpazarı’nı, hemen yanındaki Kurşunlu Külliyesi’ne gitmenizi öneririm. Akşam da Köfteci Yusuf’ta leziz bir ızgara ve sadece 3 liralık daha iyisini bulamayacağınız trileçenizi yedikten sonra rahat rahat Eskişehir’i gezdim diyebilirsiniz.
Beni bu kez şehre getiren ise üniversite değişikliği oldu. Malum, insan hayatında kolay bir karar değil. Sonunda bu üniversiteye geçmesem de Eskişehir’de biraz gezerek biraz da debelenerek 2 gün geçirmeme sebep oldu. Sonuç ise yurtlarda sürünmek istemediğim ve rahatına düşkün olan biri olduğum düzenimi bozmadan Ankara’da kalmaya karar vermem oldu. Bugünkü sorumuz ise bambaşka : insanın bedeni mi gezer ruhu mu?
Sorunun cevabı çok basit, tabii ki de her ikisi. Hangisinin daha çok gezdiğini sorarsak, sıkıntı işte burada başlıyor. Benim bedenim tabii ki de geziyor. O, yapmayı en çok sevdiği şey. Bir gün Türkiye’yle yetinmeyip uzaklara da kaçmak istiyor. Ruhum ise bazı bazı başka yerlerde. Ya New York’ta, ya aşık olduğu İstanbul’da, ya da bir bakmışsın Varşova’da, kim için ne için gittiği belli olmadan. Ama hep bir yerlerde, bir yerleri didikliyor. Ya nefes nefese, ya da kahkahalar atıyor. Hep bir adrenalin, hep bir entrika… Geçenlerde ise ben derdimi anlattığımda bir arkadaşıma, en iyi tanımı o yaptı ruhum için : arayışta. Evet, en iyi sözcük bu olurdu ruhum için, istikrarlı bir arayış hali. Bedenim Ankara’ya kök salmış, 20 yıldır burada oturup son günlerde oldukça monoton ama bir o kadar da keyifli bir hayat yaşarken ruhum ya Pekin’de, ya da Tokya’da. Fink atıyor oralarda. Geziyor, tozuyor, didikliyor. Acaba ne var buralarda diye. Eh, böyle kurnaz bir ruha sahip olmak tabii ki de bir süre sonra sinir bozuyor. Derdi gezmek değil, tatmin olmak. 50 yıl bir yerde bekletsen yine tatmin olur ama önce aradıklarını bulması gerek ve iki şey arıyor. Birinci olarak idealini arıyor. Ne işin var diyor senin Türk Dili ve Edebiyatı’nda? Çıldırdın mı sen? Olamayacağından değil, ya da yapamayacağından. Hani değiştirecektin dünyayı? Hani yıkıp geçecektin bilindik kuralları? İdealinin ne olduğunu biliyor, sadece yapmanın yolunu arıyor. Daha zaman var sanki, diyor sonra bana. Biraz daha arayacağım. İkincisi ise eşi. Kendi eşini arıyor. Yoktur ki, diyorum ben de ona. Ruh eşini kaç kişinin bulduğu görülmüş? Belki de iyice aramamışlardır, diyor ve onu da aramaya devam ediyor. Bana da bu dertleri, içimde akıp giden soruları, kopup yıkan fırtınaları bazen anlatmak bazense yazmak düşüyor. Sonra ruhum dertlendiğimi fark ediyor ve yanıma geliyor. “Merak etme, cevapsız soru yoktur” diyor. “Her sorununsa bir anlamı vardır, öylesine yaratılmamışlardır.” Çözümü de kendisi söylüyor : “Su akar yolunu bulur, sen de bulacaksın. Ya idealinin ve eşinin yanında olacak bedenin, ya da ben aramayı bırakacağım ama merak etme. Aramayı bıraktığım tek an sadece daha iyisini bulduğum an olacak.” Akıp gidercesine ben de bu iki andan birini bekliyorum işte.
Sonuç olarak, Eskişehir’i gezin. İsterseniz çi, isterseniz çiğ börek deyin…

Gönderen İsim/Mail: esragokdemir13@gmail.com

Nişantaşı erotik shop için tıklayınız
Nişantaşı sex shop için tıklayınız
Şişme bebek için tıklayınız
Şişme bayanlar için tıklayınız
Şişme manken için tıklayınız

Benzer yazılar

Yorumlar

türk porno porno izle mersin escort adana escort adult forum istanbul escort hatay escort bayan escort istanbul escort bodrum escort eskisehir escort porno indir escort istanbul


Hosting Sponsoru

sponsor

istanbul escort goztepe escort istanbul escort

istanbul escort istanbul bayan escort istanbul escort bayanlar istanbul escort kizlar