Gazel Nazım Türü Özellikleri

Gazel Nazım Türü Özellikleri
Gazel, Divan edebiyatı nazım şekillerindedir. Osmanlıca yazılışı: gazel – غزل şeklindedir.
Arapça kökenli bu kelimenin sözlük anlamları kadınlarla âşıkâne sohbet etmek, konuşmak ve kuru yaprak anlamına gelir. Gazel sözcüğü ayrıca: ahu, ceylan, anlamlarına gelmektedir. Fakat divan şiirinde gazel aşk şarap ve kadın konulu nazım şekli anlamında kullanılmıştır.
Bu nedenle gazel Divan Edebiyatında aa, ba, ca, da, şeklinde kafiyeli genellikle en az 5 en fazla 15 beyitlik aşk şarap kadın, âşıkane sohbet, eğlence, içki meclislerinde yapılan muhabbet konulu bir nazım şeklinin adıdır.

Divan şiirinde en çok kullanılan nazım şekli olan gazelin konuları arasında kadın ve işret güzelliği aşk ve aşkın üzüntüsünden doğan acılar, şarap, eğlence, bahar, meclis, tabiat gibi temalar da işlenmiştir. Gazel dini ya da tasavvufi sadece bu temalarda yazılan bir şiir biçimidir. Arap edebiyatının mahsulü olan bu nazım biçimi 12 yy sonlarından itibaren Divan Şiirine Fars Edebiyatından girmiştir. " Gazelin asıl konusu aşk ve sevgilidir. Sevgili ile ilgili olarak şarap ve tabiattan söz edilir. Bu bir kural olmakla birlikte özellikle 18.YÜZYIL’dan sonra gazelin konusu genişletilmiş; bir fikir, felsefî bir düşünce, bir hayat görüşü, tâli'den yakınma gibi başka nazım şekillerinin konularında da gazeller yazılmıştır."

Gazelin özelliklerini maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz.
1- Beyit sayısı 5 ile 15 arasında değişir. ama genelde bu sayı 5, 7, 9 beyittir.
2- İlk beyit kendi arasında kafiyelidir. Gazelin kafiye düzeni (örgüsü) şöyledir; aa, ba, ca, da, ea, fa
3- Gazelin ilk beytine matla(doğuş yeri) denir.
4- Gazelin son beytine makta (bitiş, kesiliş yeri) denir.
5- Şairin isminin geçtiği beyte taç beyit denir.
6- Gazelin en güzel beytine beytü’l-gazel denir. Bu beyte Şah beyit de denir.
7- Gazelde genelde anlam bütünlüğü aranmaz, anlam beyitte tamamlanır.
8- Bir gazelin bütününde aynı konu işleniyorsa, böyle gazellere yek-ahenk gazel denir.
9- Bütün bir şiirin aynı söyleyiş güzelliğine sahip olduğu gazellere yek-âvâz gazel denir.
10- Divan edebiyatı şairleri bütün maharetlerini gazelde ortaya koyarlar. Büyük şair olmanın en büyük ölçütü gazellerdir.
11- Gazelde konu aşk, şarap, güzellik ve aşkın ıstırabıdır.
12- Bazı gazellerin matladan sonra gelen beyitlerinde mısralar ortalarından bölünebilir. Bu durumda gazele iç kafiye hakimdir. Böyle gazellere musammat gazel denir.
13- Aruz ölçüsüyle yazılır.
14- Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Şeyh Galip, Taşlıcalı Yahya Bey vb. gazelin önemli isimleridir

Gazellerin beyitlerine beyit veya dizeler ilavesi ile yapılmış arttırılmış şekilleri de vardır. Bu tip nazım şekilleri gazelin her beytine betiler veya mısralar eklenerek türetilmiş nazım biçimleridir. .Bu arttırılmış şekillerine ise gazel değil murabba, muhammes, müseddes, müsemma gibi adlar verilir. Müstezat da gazelin her uzun mısraına aynı kalıpta kısa dizeler eklenerek oluşturulan bu tip nazım biçimlerinden birisidir.

Ayrıca bendler halinde yazılan birçok nazım şekli de gazelin her beytine değişik sayıda mısra'lar eklenerek meydana getirilir. Bir gazelin her beytine iki a iki veya üç mısra' eklenerek Taştı yapılır. Her beytin önüne iki mısra eklenerek Terbi, üç mısra' eklenerek Tahmis, dört mısra' eklenerek Tesdîs ve daha çok sayıda mısra' eklenerek Tesbi, Tesmîn, Testî ve Ta'şîr ( Bkz: Divan Edebiyatı Nazım ve Nesir Türleri ) gibi nazım şekilleri yapılmıştır.


Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır. Aşk, işret, eğlence, şarap gibi konular işleyen gazellere “âşıkane”, " rindane" gazel denir. Gazellerdeki aşk beşeri ve tasavvufi olabilir. Kadını, içkiyi ve ten zevklerini konu edinen gazellere, “şuhane”, öğretici, didaktik sosyal konulu gazellere, "hakimane " Hikemi Tarz, , "Hikemi" gazel denir. Şairler, bazen mahlaslarını söyledikten sonra gazellerine bir kişiyi övmek için, bir ya da birkaç beyit eklerler. Bu gazellere Müzeyyel Gazel, eklenen beyitlere de Zeyl denir. Her mısra'ında aks sanatı yapılmış gazellere de Mükerrer Gazel adı verilmiştir. Mükerrer gazel de musammat gazel gibi ortalarından iki eşit parçaya ayrılabilen kalıplarla yazılır.
Bir şairin gazeline aynı vezin ve kafiyede bir başka şair gazel yazdırmışsa buna Tanzîr etme veya Cevap verme denir. Bu tip gazellere Nazire denmiş ve divan şiirinde pek çok şair birbirlerine nazireler yazmışlardır. Nazire yazan şair çok beğendiği bir şiirden daha güzel bir şiir yazmak amacına kapılmış demektir. Nazire geleneği divan şiirimizde oldukça yoğundur.

Gazelleri vezin ve makamla okuyan kişilere “gazelhan”, gazel yazan usta şairlere ise “gazelsera” adı verilir. FUZULİ (16 yy), BAKİ, NEDİM, Şeyh Galip, NABİ, NAİLİ Kadim, Ahmedi, Ahmet Paşa, HAYALİ, , Ahmed-i Dai, Şeyhülislam Yahya, , Zati , (şair 16 yy) , Necati Bey, Taşlıcalı Yahya vb. gazelin önemli isimleridir.

GAZELLERİN ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Matla Beyti:

Haddeden geçmiş nezâket yal ü bâl olmuş sana
Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana
NEDİM,


MAKTA BEYTİ

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı


Musammat Gazel Örneği

Kamu bîmârına "cânân" deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana "derman" beni bîmar sanmaz mı

Şeb-i hicran yanar "cânım" döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı "efgânım" kara bahtım uyanmaz mı
FUZULİ

FUZULİ'nin bu musammat gazelinden aldığımız bir kaç beyitten her birini ortadan ikiye bölebiliriz.


Beni candan usandırdı
Cefâdan" yâr usanmaz mı
Felekler yandı "âhımdan"
Murâdım şem'i yanmaz mı



Yek Ahenk Gazel örneği

Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım
Çok lutf imiş ol âşıka ben az sanırdım

Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin
Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdım

Ma'mûr idügin bilmez idim böyle harâbât
Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdım

Sihr etdiğini senden işitdim yine Nef'î
Yoksa sözünü hep senin i'câz sanırdım
NEFİ



NABİ'DEN YEK AHNEK VE HİKEMİ TARZ GAZEL ÖRNEĞİ


Gül-sitân-ı dehre geldik reng yok bû kalmamış
Sâye-endâz-ı kerem bir nahl-i dil-cû kalmamış

Eylemiş der-beste dükkânın tabîb-i rüzgâr
Hokka-i pîrûze-i gerdûnda dârû kalmamış

Teşne-gânın çâk çâk olmuş leb-i hâhiş-keri
Çeşme-sâr-ı merhametde bir içim su kalmamış

Kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencîdenin
Çârsû-yi kaabiliyyetde terâzû kalmamış

Ceyş-i gamdan kande itsün ilticâ ehl-i niyaz
Kal'a-i himmetde Nâbî burç ü bârû kalmamış

NABİ,
NEDİM'DEN ŞUHANE GAZEL ÖRNEĞİ
Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

Kız oğlan nazı nazın şehlevend avazı avazın
Belasın ben de bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

Ne ma'na gösterir duşundaki ol ateşin atlas
Ki ya'ni şule-i cansuz-ı hüsn ü an mısın kafir

Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
Aceb bir şuha sende aşık-ı nalan mısın kafir

Sana kimisi canım kimi cananım deyü söyler
Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

Şarab-ı ateşinin keyfi rüyun şul'elendirmiş
Bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmiştim
Sen ol cellad-ı din ol düşmeni iman mısın kafir
NEDİM,


YEK AVAZ GAZEL ÖRNEĞİ

Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

Yetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı

Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı
Fuzûlî

TANZİMAT DÖNEMİ GAZEL ÖRNEĞİ ZİYA PAŞA


Yârân dağıldı sohbet-i meyhane kalmadı
Ol işret ol muhabbet o peymâne kalmadı

Gûş etme eski na’raları kûy-ı yârdan
Gûyâ ki deşt-i aşkta dîvâne kalmadı

Her târı oldu berzede-i dest-i rûziğâr
Ettikleri o zülf-i perişâne kalmadı

Hep âşinâ-yı devlet-i ihsanın oldu halk
Bir benden özge bezmine bîgâne kalmadı

Yaktın fütâdegânını hâkister eyledin
Ey şem’ külfet eyleme pervane kalmadı

Dübeşte olma âleme sultan isen dahi
Bir mülktür cihan ki Süleyman’a kalmadı

Herkes zebûn-fikr-i ma’âş oldu asrda
Evvelki şevk-i meclis-i rindâne kalmadı

Taşlar yedirir nân yerine bir zaman felek
Nân verdi şimdi âh ki dendâne kalmadı

Olmaz o şuha hiçbirisi kârger
Ziyâ efsun tükendi denmedik efsâne kalmadı
Ziya Paşa
Kaynakça

Haluk İPEKTEN, Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Aruz,Dergah Yayınları

Şerife YALÇINKAYA, Gazelde Kırılma Beyitleri: Beytü’l- Gazeller ,Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi,Sayı: 14, Ocak 2008

Tâhirü’l-Mevlevî, Edebiyat Lügati, İstanbul 1973, s. 180-181.

.
Yazar
adlena
İlk yayınlama
Son güncelleme
Değerlendirme
0.00 yıldız(lar) 0 rating

adlena ait diğer kaynakar

  • EDEBİ SANATLAR
    Eski Türk Edebiyatında İfade şekilleri ve Anlam Sanatları Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz S
  • EDEBİ TÜR ve TARZLAR
    BAHÂRİYYE/BAHÂRİYYAT/BAHÂRNÂME/REBÎ’İYYE
  • Kaside
    Kasideler, övgü, yergi, mersiye ve betimleme yapmak amacıyla yazılan bir Divan Şiiri türüdür.
  • DİVAN EDEBİYATINDA TİP VE KİŞİLİKLER
    Tiplerin de içinde yer alacağı insan konusunu, edebî metinlerde aşağıdaki kümelendirmeler hâlinde de